Diyarbakırspor'un Maruz Kaldığı Muamele Ceza Gerektirir



Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer şayet Bursaspor ceza almazsa takımı ligden çekebileceğini söyledi. Diyarbakır’ın gittiği her maçta aynı olaylar oluyor. Bu işin tabi bir kısmı Diyarbakır’a has değil. Hemen her stadda aynı şeyleri yaşıyoruz. Önce Türkiye’deki stadların olmazsa olmazı olan İstiklal Marşı hep bir ağızdan aşk ediliyor, ki bir an için dahi olsa toplu halde İstiklal Marşı okuma fırsatını kaçırmayalım, hemen ardından konjuktüre göre “Ne Mutlu Türküm Diyene” veya “Türkiye Laiktir Laik Kalacak” sloganlarından bir tanesi bağırılarak gereken yerlere mesaj veriliyor, tabi bu repertuarın en güzide eseri olan “Şehitler ölmez vatan bölünmez” bütün bunların sonunda taraftarın bölünme problemi hakkındaki kısa ve net cevabı oluyor. Diyarbakır’ı özel yapan şey ise taraftarların Diyarbakır için özel bir repertuar geliştirmesi. Bu repertuarın ayırd edici sloganı “PKK Dışarı”. Maazallah PKK içeri girmiş bulunmuş ise ne yapması gerektiği konusunda kafasında bir karışıklık olmasını kimse istemez.

Giriş bölümünde “PKK”, “Diyarbakır” gibi kelimeler geçen bir yazının anlaşılmasının çok güç olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Ortalama 5.6 sene eğitim görmüş insanlardan oluşan, 11 – 15 sene arası eğitim görenlerinin ise geri kalan hayatlarında gerçek yaşama adapte olabilmek için öğrendiklerini unutması gereken bir ülkede yaşıyoruz. Ortalama bilgi edinme kaynağı TV, tartışma platformu kahvehane, fikirlerini en edebi sunduğu yerin ise internet haber sitelerine yaptığı yorum olan bir kitle var karşımızda. Dolayısıyla “PKK bir terör örgütüdür. Türkiye bölünemez. Terörle bir yere varılmaz” diyerek konuya başlayıp sıramızı savalım, herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın.


Diyarbakırspor’a Yapılan Sıradan Faşizmdir ve İnsanlık Suçudur
Türkiye’nin herhangi bir stadında Diyarbakırspor’a atılan sloganlar Diyarbakırspor’un Diyarbakır’ı temsil etmesi, Diyarbakır’ın da PKK’lı olduğu önermesine dayanıyor. Şüphesiz “PKK dışarı” veya “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla gösterilen “duruş” bir mesaj verme isteğine sahip. Bu mesajın özellikle Diyarbakır’a karşı seçilmesi ise Diyarbakır’ın bu kafalarda PKK ile özdeş olduğunu gösterir. Bu görüş de özetle, “Diyarbakırspor Diyarbakır’ındır, tüm Diyarbakır bilaistisna PKK’lıdır. PKK terör örgütürüdür, demek ki Diyarbakırlılar Teröristtir”den ibaret. Bir şehirde yaşayanların hepsinin veya hiç değilse çok büyük çoğunluğunun belirli bir etnik gruba veya şehirdaşlığa mensubiyetleri sebebiyle “Terörist” olduğunu düşünmek ise klasik bir sıradan faşizm örneği. Zira gündelik hayatta insanları siyasal mensubiyetleri, inançları ve tabiiyetleri sebebiyle “aynı” kabul etmek, herhangi bir kötü örnekle “özdeşleştirmek”, onları tek potada eritmek faşizan bir zihin alışkanlığına tekabül eder. Bu ister Türklerin barbar olduğunu düşünen bir Avrupalıda bulunsun, ister zencilerin aşağılık ırktan geldiğini düşünen bir Ku Klux Klan üyesinde görülsün adı faşizm veya biçimine göre ırkçılıktır. Bu durumun meşru kabul edilmesi, sürekli halde tekrarlanması ve buna karşı çıkanların marjinal kalması ise içinde yaşadığımız gündelik hayatın ne kadar faşizan bir atmosfer olduğunu göstermekten başka bir şeye yaramaz. Böyle bir atmosferin ise neler yapabileceğini hepimiz biliyoruz, şehirler ve mensubiyetler üzerinden birbirini düşman kabul eden insanlardan oluşan bir toplumun toplumsal dokusu hastalıklıdır, böyle bir toplumsal doku sürekli bir halde husumet üretmektedir ve bu husumetlerin çözümü için baskın olarak önerilen militarist bir total yok ediş veya savaş çağırısıdır. Bu durum da bir toplumu çok basit olarak kimlikler üzerinden böler. Halbuki Diyarbakırspor’u Türkiye’nin farklı etnik grubuna mensup bir coğrafyasının meşru temsilcisi olarak kabul etmek, bu farklılığı öğrenmeye veya en azından saygı duymaya çalışmak, kültürel iletişimi, toplum içindeki bağları güçlendirecek bir yol olarak düşünülebilir.


Etnik Ayrımcılıkla Mücadele Federasyonun Görevidir
Diyarbakır şiddete maruz kaldıkça ve bu şiddet meşrulaşıp, taraftar grupları arasında kimin Diyarbakır’a daha çok şiddet uygulayacağına yönelik bir yarış başladıkça kabul edilmesi gereken net gerçek bunun toplumsal ayrışmaya yol açacağı ve öncelikle durdurulması gerektiği olacaktır. Ancak böyle bir sonuç ortaya çıkmasaydı dahi herhangi birine veya gruba kitle halinde mensubiyetleri sebebiyle küfrederek sözlü şiddet uygulamak haksızdır ve yasalarca suç olarak kabul edilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 216/2 maddesi şöyle diyor: “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Diyarbakırspor’a “PKK Dışarı” diye bağırmak bu maddedeki hükmün birebir gerçekleşmesini sağlamaktadır. Diğer yandan Diyarbakırlılara stadlarda saldırmak, kafalarına koltuk atmak, taş fırlatmak da herhalde suçtur ve cezasız kalmaması gerekir.

Bu fiillere karşı ceza vermekle yükümlü olan organ özel mevzuat gereği Türk Futbol Federasyonu. “Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun”un 17. Maddesi diyor ki “Spor ahlakına aykırı, tahrik edici, aşağılayıcı, dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet, etnik ve siyasi ayrımcılığa yönelik söz sarf edilmesi veya bu mahiyette afiş veya pankartların müsabaka alanına veya yakın çevresine asılması yasaktır.” Kanun bu fiil için bir ceza da öngörmekte. Dolayısıyla kanunen bu olaylar karşısında TFF’nin yapması gereken şey, fiilin hak ettiği cezayı vererek saha kapatma ve idari para cezası cezalarını uygulamaktan ibarettir. TFF’nin bu halde yanlı tutum alarak, suçun bu şekilde işlemesine göz yumma hakkı bulunmamaktadır.

Tabi Türkiye’de kurumların neyi yapması gerektiğini söylerken evrensel bazı kıstasları esas alıyoruz. Yani insan hakları, açık toplum, demokratik hayatın ilkeleri gibi evrensel bazı kaidelere referans yapıyoruz. Türkiye’deki hiçbir kurum ise kendine bu tip kaideleri referans alıp hareket etmediği, herkesin kaidesi bu kuralların Türkiye hali olduğu için de uygulamada yaşanan adaletsizliklere alıştık. Örneğin “Hepimiz Ogünüz Hepimiz Mehmet” pankartı sebebiyle Trabzonspor suçu ve suçluyu övmek fiillerinden ceza almalıydı, böyle bir olay hatırlamıyoruz, hemen hemen her maç Türkiye’nin stadlarında büyük olaylar oluyor, işte Fenerbahçe Gaziantep maçından önce olan olaylar malumunuz, gereken ceza gelmiyor. Bütün bunlar birikince de TFF veya herhangi bir idari kurum saygınlık kazanamıyor, güven telkin edemiyor, hepsi haklı olarak çifte standartçı olmakla itham ediliyor. Bundan rahatsızlık oldukları da söylenemez, herhalde sürekli çifte standart uygulamanın kendilerine yarattığı keyfi alanın kendilerine verdiği bir hoşnutluk vardır.


Kuralsızlığa Karşı Kural
Bu saatten sonra insanlığa veya insani bir takım hasletlere referans vererek konuşmak çözüm için yeterli değil. Açık ki faşizan zihniyet herhangi bir insani ahlakla bağdaşmaz ve kendisine referans olarak da böyle bir sistemi almaz. Yani biz vicdandan, insan eşitliğinden, hiçbir insanın ayrımcılığa uğrayamayacağından filan bahsedelim, karşıdaki insanı sırf bir şehirden geldiği için terörist kabul eden bir akıl herhalde böyle bir haslete erişebilecek düzeyde değildir. Üstelik bu kendisine kuralla da dikte edilse bu kuraldan daha üstün daha geçerli bir kural olduğunu, kendisinin terörizmle filan mücadele ettiğini düşünecektir. Her ne kadar bir stadda, konuyla alakası meşkuk bir takımın taraftarının kafasına koltuk atmanın nasıl terörle mücadele olacağı veya “milli” kabul edilebileceği tartışmalı ise de, insanların sürekli böyle davranması böyle bir kabullerinin olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu kural tanımayan, kuralsızlıkla beslenen veya kendisinin tüm kuralların üstünde olduğunu düşünen zihniyetle mücadele de laf anlatmakla, beyanat vermekle filan olacak iş değil. Mevcut varolan kuralların sert bir şekilde uygulanması gerekir. Bu olaydan sonra Bursaspor’un sahası 5 maç kapatılsa ve ardından bu tip olayları tekrarlayan her takıma bu ceza kati bir suretle uygulansa bir sene sonra yöneticilerin maç çıkışında adet yerini bulsun diye özür dilediği bir atmosferden bu tip olaylar yaşanmasın diye canla başla çalıştıkları, sonuç alınan bir ortama geçiş olabilir. Bu da tabi bunu yapabilecek bir Federasyonla mümkün ki, onu da bu arada bulmak gerekiyor herhalde. Olayların üstünü kapatarak varlığını sürdüren bir Federasyonun üstüne bu kadar görev yüklemek de mümkün değil.

(NOT: Şu saha kapatma ve idari para cezası cezalarının işlevselliği üzerine İbrahim Altınsay çok güzel bir yazı yazdı, bu tartışmaya girmeden bu tip durumlarda idari para cezası ile 9 puan silme gibi bir ceza birlikte uygulansa çok daha işlevsel olur, onu da belirtelim.)




20 comments:

  1. Sekhranikos dedi ki...

    Şu ülkede ırkçılık yapılıyor ya Allah bizi ıslah etsin. Ağızlar açıldımı hepimiz osmanlı torunuyuz. Osmanlı ırkçılıkla imparatorluk olmuştu sahi!

  2. tozlu parkeler dedi ki...

    Mühim mesele. Tam ben yazıyordum bloğa bu minvalde bir şeyler. Gerek kalmadı.
    Bir kere ırkçılık kime yapılırsa yapılsın ırkçılıktır, karşısında durmak herhangi bir siyasi duruşun değil, insan olmanın gereğidir. Irkçılığın tribüne bulaştırılması ise, futbolu renk, dil, din, sınıfsal ayrım olmaksızın herkesin özgürce sevip, oynayabileceği bir etkinlik olarak kabul eden tribüncüler açısından karşı çıkılması bir durumdur. Yoksa işin içinden çıkamayız. Doğudan süper lige takım çıkmasın diye dua edecek duruma geliriz ki, bundan öte ayrımcılık mı olur ?

  3. linguisticsfc dedi ki...

    tabii ki diyarbakırspora yapılan saldırılar eskiden de vardı, fakat son zamanlarda bunun dozajı yükselerek artmadı mı? bu kürt açılımının etkisidir bence. bu açılım şu ana kadar sadece türk-kürt ayrımcılığının daha da kışkırtılmasına neden olmuştur. açılımı savunanlar arasında gerçekten samimi barışseverler olabilir ama sonuç olarak husumetin arttığını görüyoruz. yani açılım başarız oluyor. lakin ulusalcıların/milliyetçilerin dediği gibi dış kaynaklı ülkeyi bölmeye yönelik bir açılımsa; evet gayet başarılı işliyor.

  4. iris dedi ki...

    her satırına imzamı atarım, çok güzel bir yazı.
    ne yazık ki bunu yıllar önce Kadıkoy'de bizin tribünlerimiz de yaptı.

  5. PVH dedi ki...

    Toplantıda son olarak sözü alan TFF Başkanı Özgener ise şunları söyledi: "27 Eylül 2009 tarihinde Bursa'da oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor karşılaşması sırasında yaşanan olaylar tüm spor ailesini derinden yaralamıştır. Son haftalarda oynanan bazı karşılaşmalarda da küfür olaylarının arttığı ve futbol etiğine yakışmayan, futbolumuzu farklı gündemlere taşıma riski gözlemlenen bazı olayların yükselme eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. Spor ve dolayısıyla futbol, ülkemizde ve tüm dünyada "kardeşliği, fair-play'i ve birliği" öne çıkarması gereken olgulardır.

    TFF baskani yaklasimiyla biz bu isi bitirmeye pek niyetli degiliz mesaji vermis. Yasananlari kufurle bir tutup futbol etigine yakismayan olaylar diye paketlemek, sonra da herkesi sagduyuya davet etmek yapilan her seyi onaylamaktir. Avrupa Liglerinde irkci tezahuratlarda mac durduruluyor, kuluplere cok ciddi para ve saha kapatma cezalari veriliyor. Bizim memlekette ise tutmusuz bir kufurdur gidiyoruz, herkesin gunde 100 kere kufur ettigi ulkede goz gore gore igrenc bir irkcilik yapiliyor ve deplasman taraftarlarina saldiriliyor ve en yetkili insan bunu kufurle bir tutuyor. Stadin birinde AKP karsiti sloganlar atilsa, pankartlar acilsa ulke ayaga kalkar, federasyon acil toplantilar yapar, spora siyaset bulastirildigi icin ulkece kusariz, yapan kulube 10 mactan asagi olmayan bir ceza verilir. Fakat insan canlisinin en asagilik eylemlerinden olan irkciligi kufurle bir tutar, sagduyuya davet edip gecistiririz, cunku bu siyaset degil, genel kabul gormus, onaylanan eylemler. Bu ulkede insanlari PKK'li oldugu iddiasiyla linc edenlere sahip cikan emniyet mudurleri var, Bursaspor'a ceza verilmemis cok mu?

  6. Adsız dedi ki...

    Bu yazıya katılmayanda faşizm ve insanlık suçu yapıyor demektir. Ellerinize sağlık böyle güzel bir yazı yazdığınız için

  7. Bilal dedi ki...

    Gerçekten çok güzel bir yazı.Teşekkür ederim böyle bir yazı yazdığınız için.Ben Batmanlıyım fanatik Fenerbahçeliyim aynı zamanda Diyarbakırspor uda destekliyorum.Ankarada okul okuyorum ve tüm Diyarbakırspor maçlarına gitmeyi her zaman çok istiyorum fakat 5-10 gramlık beyinli insanlar yüzünden bunu yapamıyorum.Ankaragücü stadına 72 plakalı arabayla geliyoruz Fenerbahçe maçı için arabamız pert oluyor.Bursaya Diyarbakırspor maçına gidiyoruz direk tribünler PKK dışarı yok işte Şehitler ölmez vatan bölünmez,Ne Mutlu Türküm Diyene falan sloganlar atılıyor.PKK destekleyenler çok azdır o stadda ve çoğuda tahminim Ankarada Bursada yada ülkemin herhangi bir ilinde hayatını idame ettiren vatandaştır ama öyle bir ajitasyon uygulanıyorki stadlarda resmen yerin dibine sokuluyoruz.Bursaya arabayla gidemedim 72 plaka olduğu için.Stadlarda müthiş bir faşizanlık örneği var her ama her stadda var bu.Şükrü Saraçoğlunda var(ki ben hiç hazzetmem bu stad isminden ama kimsenin bir yeri yemez değiştirmeye ne de olsa eski bürokrat ve başkan)Ali Samiyende var,Bursada var
    Kayseride var her yerde var ama her yerde.Diyarbakırspor maçıvakti gelince özellikle hazırlanan taraftarlar biliyorum ben.Ben takımımı hiçbir zaman destekleyemiyorum ve bu benim çok ama çok zoruma gidiyor.Bazı 2 gramlık insanlar şimdi diyecek e ama Diyarbakırda yapıyor ama ben hiçte öyle organize yapıldığını görmedim.Fenerbahçe-Diyarbakır maçına gittim ve şehirde Diyarbakır ve Fenerbahçe atkımla ve formamla dolaşabiliyordum.Eskişehirde ben dayak yedim sırf Fenerbahçe forması giydiğim için metroda.Federasyondanda bi cacık olmaz Aethewulf abi, ya çok büyük bir para cezası vericeksin ya da puanını siliceksin bak bakalım bir daha öyle birşey olacakmı.

  8. Bilal dedi ki...

    Umarım kimse yanlış anlamaz ama benim gördüğüm bu.Ben ve çok sevdiğim abim Diyarbakır stadında sırf Baliliye küfür edildiği için kavga ettik.Benim tepkim ırkçılığa ve faşizme.

  9. Adsız dedi ki...

    Diyarbakır'lılara ve Diyarbakır'ı destekleyen arkadaşlara tavsiyem;madem size statda "PKK dışarı" diye bağırıyorlar,sizde "şehitler ölmez,vatan bölünmez" diye bağırın,morarsınlar,şişsinler...Hadi,yapabilirmisiniz?Görelim sizi de biraz...Her güzelliği başkasından beklemeyin....Barış

  10. AAAA dedi ki...

    yazının diyarbakır kısmı için eklenecek fazla bir şey yok. bununla birlikte stadlarda yaşanan faşizan histerinin ülkede doğal karşılanıyor olması, işte bu beni korkutmakta. hrant dink'in katil zanlısının beyaz bereleri ile stadlarda "mesaj" vermeye çalışanları da unutmadık elbette. stadın dışındaki genel kanı ile ilgili olarak başbakanın linç edilmek istenenler için onlarda toplumun hassas noktalarına dikkat etsinler diyebilmiştir.

    son olarak tff yakın tarihte siyasal pankartların stadlarda açılmasını yasaklamıştı ve hatırlarsanız aynı gün hemen hemen her takım "güçlü ordu güçlü türkiye" pankartı ile maçlara çıkmıştı ve hiçbir takıma ceza kesilmedi diye biliyorum. sözün özü bu federasyondan insanlık onuru adına da bir şey beklemek hayalcilik gibi geliyor.

  11. sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

    Bu olaylar böyle hep devam eder. Aslında ceza verilmesi gerekir,Eğer Irkçılığa hayır diyorsa bu federasyon. Ne olduğunu bende bilmiyorum gerçi. Bizim stat'ta sanki aynısı olmadı,ama bir arkadaş dedi şehitler ölmez vatan bölünmez diye bağırın diye o arkadaşa katılıyorum.Öyle bağırsalardı kesinlikle morarırdı bursalılar.Şunu da unutmamalıyız,böyle şehitler ölmez vatan bölünmez diyenler genellikle faşist ilan ediliyor,bu bursadan dolayı değil. genel görüş öyle.Hrant dink diye bağırsalardı herhalde alkışlardı.

    Genel görüşüm,elbette bu davranışı takdir etmedim,diyarbakırı sevmem ,pislik takımdır ama bu yapılanlar doğru değil.

    sallanyuvarlan.blogspot.com

    saygılar.

  12. PVH dedi ki...

    Bariscil bir ortam icin Diyarbakirspor taraftarina senelerdir provokasyonun resmi slogani olan "sehitler olmez vatan bolunmez"in onerilmesi bizim devlet politikasina benziyor. Siz bu slogana istediginiz anlami ve kutsiyeti yukleyin, bu slogani atarken sizin gonlunuzden cok temiz ve samimi seyler geciyor olsun, sloganin simgeledigi ofke ve soylemeye calistigi sey belli. Sunu diyorsunuz; Biz sizi ezelim, uzerinize saldiralim bunun uzerine siz bize bizim ofkelendigimizde size karsi kullandigimiz sloganlari haykirin. Bu cozumu de "her seyi bir taraftan beklemeyin, herkes elini tasin altina koymali" mantigiyla acikliyorsunuz. Ortada elin altina konulacak tas falan yok, bir takimin taraftarina fiziksel saldiri varsa ve olay siyasetle ve hatta irkcilikla fitillenmisse cok agir ceza verilmelidir. Saldiriya ugrayan tarafin ortami yumusatacak bir eylemde bulunma vazifesi yoktur, zaten ortami gerenler de onlar degildir. Zaten bu sekilde bagirsalar siz pkklilara mi sehit diyorsunuz denir hicbiri sehirden canli cikarilmazdi.

    Ayrica Hrant Dink'in adi yine anilmis burada, tamamen alakasiz bir konuya baglanarak. Ayip, gunah. Sehit kelimesi gecen bir sayfada otomatik olarak Dink'in adini telaffuz etmek kanunen zorunlu oldu sanirim.

  13. sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

    Yok aslında zorunlu değil.Benim anlatmak istediğim farklı birşeydi.Şehit'e şehit demeyen bir ülkede yaşıyoruz.Bunu hepimiz biliyoruz. Yeterince siyasete kaydı konu zaten.

  14. Rehavet dedi ki...

    geç kaldım ama ellerine sağlık aethewulf, yazının her satırına katılıyorum. kim olursa olsun herhangi bir insanı, sırf diyarbakırlı ya da kürt olduğu için yaftalamak basbayağı ırkçılıktır, ırkçılığın ağababasıdır hatta. bakalım ne yapacak federasyon, zira geçmişte buna benzer şeyleri yapanın yanına kâr kaldığını iyi biliyoruz.

    naçizane başka bir yerde, emre ingiltere'deyken ona yöneltilen ırkçılık suçlamalarıyla ilgili bir şeyler yazmıştım. onu da iliştirivereyim şuraya:

    "Türkiye’de Irkçılık Var mı?

    Geçtiğimiz haftalarda, Emre Belözoğlu’ya yöneltilen ırkçılık suçlamasının ardından futbol âleminin birçok tanınmış ismi, birçok yazar, birçok taraftar Emre’nin savunmasına koştu. Herkesin dilindeki şey, Türkiye’de böyle şeylerin olmadığıydı. Hatta Alpay Özalan, “Bizde ırkçılık olmaz, varsa da zaten sizden öğrenmişizdir,” bile dedi Avrupalılar’a.

    Kısmen doğruluk payı da vardı bu savunmanın. Avrupa’da ırkçılık sorunu genellikle siyah oyunculara yönelik hakaretler üzerinden konuşuluyor ve Türkiye’de siyah oyuncuların, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde görülene benzer toplu hakaret ya da tacize maruz kaldıkları önemli bir örnekten söz etmek mümkün değil. Dönemin Trabzonspor başkanı Mehmet Ali Yılmaz’ın, kendi oyuncusu Kevin Campbell’a yönelttiği ve hâlâ utançla hatırlanan “yamyam” hakareti dışında toplumsal hafızada yer etmiş önemli bir ırkçılık vâkâsı yok gibi.

    Şimdi gelin, hafta sonu Türkiye liglerinden oynanan iki karşılaşmaya dönelim. Birincisi, Trabzon’da oynanan, Trabzonspor-Kayserispor maçı. Bu maçta, Trabzonlu taraftarlar, “Ayağa kalkmayan Ermeni olsun!” tezahüratını dillendirdiler maçın bir yerinde. Lig A’da oynanan Malatyaspor-Elazığspor maçında ise, maç sonunda bazı olaylara da neden olan bir tezahürat vardı. Deplasmanda giden Elazığ seyircisi, öldürülen Hrant Dink’in Malatyalı olmasından hareketle “Ermeni Malatya!” diye bağırdı.

    Her iki tezahüratta da, “Ermeni” sözcüğünün kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, hakaret amaçlı olarak kullanıldığını görüyoruz. Her ikisinde de açıkça, “Ermeni” olmak bir biçimde yeriliyor ya da başka bir hakaret sözcüğünün yerine ikâme ediliyor. Irkçılık dediğimiz kavramın bundan daha berrak bir örneği olabilir mi bilmiyorum. Türkiye’nin iki stadından, hem de münferit değil, topluca ifa edilen iki güzide ırkçılık örneği!

    Emre Belözoğlu siyah rakibine gerçekten hakaret etti mi bilmiyoruz, ama ettiyse bile, yukarıdaki örnekler bu münferit vâkâdan çok daha ağır ve çok daha fazla cezayı hak etmesi gereken ırkçılık örnekleri.

    Şimdi yalnızca federasyonun ya da kamuoyunun değil, bizzat o takımlarının yöneticilerinin bu olayları kınaması, tekrarlanmaması için girişimde bulunması, en basitinden şiddet olaylarının ardından hep yapıldığı gibi, “üç beş çapulcunun yaptığını bütün tribüne mâl etmemek lâzım” klişesini devreye sokması gerekmiyor mu?

    Emre’nin savunmasına koşarken, “Türkiye’de ırkçılık olmaz!” diye kükreyen ağır abilerimizin, söylediklerinin sağlamasını yapmaları, nedamet getirmeleri, olayın üzerine gitmeleri gerekmiyor mu?

    Irkçılıkla mücadele konusunda UEFA’yla işbirliği içinde olduğunu söyleyen federasyonun, daha maçların oynandığı gün soruşturma başlatması gerekmiyor muydu?

    Elbette bunların hiç biri olmayacak. Elbette, basit ve yürekli bir dayanışma hamlesinin göstergesi olarak Adana Demirspor’un taşımak istediği “Hepimiz Ermeniyiz!” pankartına bile izin vermeyen federasyon ve kamuoyu muhtemelen bu konuda da sessiz kalacak ve bizler de şişinmeye devam edeceğiz:

    “Türkiye’de ırkçılık olmaz! Ulan!”

  15. AAAA dedi ki...

    @pvh
    dink'in adını ilk ben andım ve ona cevap vermişsin. lakin onun adını anma sebebi aslında yazıda oldukça açık ama yine de açmak gerekiyormuş. diyarbakırspor'a yapılan saldırı her yönü ile faşizan bir saldırıdır ve türk futbolunda ırkçılık diye bir şey olmadığı sanrısına dair toplum hafızasında canlı bir örnek olduğu için o isim anılmıştır. yani alakasız bir konu ortada yok, mevzu faşizmdir ve örnek ona dairdir.

  16. PVH dedi ki...

    slum, sana degildi tabii ki o :) senin yazdigin cok net anlasiliyor.

  17. sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...
    Bu yorum yazar tarafından silindi.
  18. aethewulf dedi ki...

    @cem: elbette sana söyledi, tabi ki sana söyledi, senden başka yaptığı karşılaştırmanın ne kadar absürd olduğunun farkında olmadan karşılaştırma yapmaya çalışan, yılmaz özdil ortalamasında yaptığı bu karşılaştırmanın da çok matah olduğunu zanneden biri var gibi gözüküyor mu?

    şuraya geliyorsun, okuyorsun, şu kadar yoruma da dikkat kesilmişin, bütün bu yorumlar içerisinde senin yaptığının üçte biri kadar manasız bir yorum olduğunu görmüşsen belki o zaman "ben miyim" diye düşünmek, kafanda "acaba bana mı dedi" diye sorgulamak hakkına sahipsin, şu durumda değil.

    Zira iddianın ucu da bucağı da şu, Türkiye'de şehitler ölmez vatan bölünmez diye bağırmak "kötü" kabul ediliyor ama "hepimiz hrantız" demek çok matah görülüyor. Bursa taraftarı da bunu yapsa kimse bir şey demezdi ama "vatanperver" davrandıkları için eleştiriliyorlar.

    Yani kafandan geçen şu, kendisinin milliyetçi olduğunu düşünen ve abileri tarafından da bu yönde eğitilen bir adam tarafından, fikirleri yüzünden sokak ortasında bir insanın öldürülmesi, çocuklarından, ailesinden ayrılması, hiç hak etmediği ve kimsenin yapamayacağı bir büyük insanlık suçuyla karşılaşması, yani yahu canının alınmasına karşı çıkmak gayesiyle bir insanın kendini bu mezalime uğrayan insanla özdeşleştirerek "ben de hrantım beni de vurun" diye bağırması "kötü", "gayri milli" bir şey.

    Ama 25 senedir, Türkiye'nin çözmek için dağı ovayı bombalamaktan başka hiç bir şey yapmadığı, gencecik çocuları zorla askere alıp, 1 aylık eğitimden sonra dağa gönderip, araçsız teçhizatsız eğitimsiz dağda teröristle mücadeleye yollayıp sonra ölümleri karşısında "şehitler ölmez vatan bölünmez" diye slogan atmak, bu arada bu olaya sebebiyet veren hiç bir şeyi düşünmemek, bunun tartışılmasını eleştirilmesini bile hakaret kabul etmek "milli"

    sen sanıyor musun ki türkiye'de "şehitler ölmez vatan bölünmez" diye slogan atanlar yadırganıyor, eleştiriliyor? türkiye'nin her şehrinde her köyünde her kasabasında bu slogan atılıyor işte. o çocuklar niye ölüyor, bu çocukların ölmesini nasıl engelleriz diye hiç düşünmeden, düşünenlere de vatan haini diye diye bu sloganları atıyorlar, atılıyor işte. kim eleştirilmiş, kim engellenmiş? tam tersine ilkokul öğrencileri kollarını kesip kanlarıyla bir beyaz bez parçasını boyayıp sonra da bayrka olarak genelkurmay başkanına gönderince, gözler yaşarıyor, gönüller hicranla tanışıyor.

    türkiye tarihinde ilk kez, türk ve müslüman olmayan bir yurttaşımız insanlık dışı bir şekilde katledilince adalet için atılan slogan ise sencileyin adamlar tarafından eleştiriliyor, şaşı şehla "hepimiz ermeni değiliz mehmetiz" diye güya laf çarpıtılıyor, en küçük olayda bile tertemiz bir isim şehitler ölmez vatan bölünmez sloganıyla karşılaştırılmak için masaya yatırılıyor.

    adaletsizliğin, bir insanın farklı ve marjinal gelebilecek fikirleri yüzünden öldürülmesinden daha açık, daha net, daha çarpıcı hangi tanımı var? biri bir fikir söylüyor, diğeri kurşun sıkıyor. burada bir adalet görüyor musun? ölene küfrediliyor, öldürenler ise bir bebekten katil yaratan atmosferi pompalamak için aynen hayatlarına devam ediyor.

    bursa da yaşanan buydu. nasıl hrant fikirleri ve etnik kökeni sebebiyle dışlandı, hakaret edildi, kerinçsizgillerin mezalimine maruz kaldı ve en sonunda jandarmanın, polisin bilgisi dahilinde, bir vali tarafından tehdit edildikten sonra öldürüldü, diyarbakırlılar da tabiiyetleri sebebiyle dışlandı, hakaret edildi ve kafalarına taş atıldı.

    şehitler ölmez vatan bölünmez diyince de buncasına kaba, buncasına açık, buncasına basit rezalet ortadan kalkmıyor. kafanı kaldır da bir bak, bir futbol maçında şehitler ölmez vatan bölünmez diye bir futbol takımına bağırılıyor. bunun ne kadar absürd, ne kadar ahlaksız, ne kadar saçma olduğunu anlayamıyor, bir de hala "hrant dink diye bağırsalar bence çok alkış alırlardı" mevkiinde dolaşıyorsan, seninle vicdan gezegenlerimiz farklı demektir. ben seninkinde nefes alamıyorum, belli ki sen de alamıyorsun, çünkü hiç düşünememenin sebebi nefessizlik değilse, olduğun halden korkman gerekir.

  19. sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

    Dediğine katılıyorum,ama konu gerçekten uzadı sen anlatmak istediklerimi anlatmışın.Kısaca şudur ki Futbolun siyaseti olmamalıdır.Konuyu daha da uzatmayalım bence.İyi geceler.

  20. blacklebron dedi ki...

    Herkes bir açılım peşinde iken memlekette bende bir bursa yerlisi, koyu bir fenerbahçeli ve bursaspor sempatizanı olarak ufacık bir açılım yapmak istiyorum hevesli parmaklarımla ..
    Yazının tamamı doğru katılıyorum diyor, pkk şerefsiz ve alçak bir terör örgütüdür diyor ve senin gibi sıramı savıyorum renkdaşım ..
    Ancak ve ancak şunları eklemek durumundayım ..
    Bizzat 15 arkadaşım toplanarak maça Bursaspor-Diyarbakırspor maçına gitmişlerdir ..
    Maç bitiminde mahalleye döndüklerinde olaya karıştıklarını ve olan biteni telefonlarına çektikleri görüntülerle birlikte anlatmışlardır ..
    Yazdıklarının tamamına katıldığımı KAYA gibi bazı at gözlüklülerin anlayabilmesi için tekrar söylemek istiyorum ki aklınıza yanlış birşey gelmesin ..
    Diyarbakır şehrine karşı oluşan önyargı tamamiyle PKK terör örgütü mensubu ve sempatizanlarının başkentimiz Amed(DİYARBAKIR) tir söyleminden kaynaklanmaktadır .. Ve de batıdaki çoğu ticaret erbabının dolandırılmasının, gasp edilmesinin v.s. ana sebebi olan Diyarbakır'lı (sözde) işadamlarıdır ..
    Şimdi maça dönecek ve yeni bir açılımdan söz edecek olursak ;
    Maça giden 15 arkadaşımdan bir tanesinin telefonuna çektiği görüntülerden bahsetmek istiyorum ..
    Koca diyarbakır tribününde 4-5 kişinin pkk bayrağı açtığı kamera kayıtlarında mevcut ..
    Ancak ve ancak Diğer diyarbakırlıların buna itiraz edip etmedikleri ve o anda tepki verip vermedikleri de muamma ki ne muamma ..
    Etmedilerse neden etmedikleri ve hatta edemedikleri de hepinizin malumu .. (fişlik)
    Başta atılan tahrik edici sloganlar dışında olaylar o saniye başlıyor ..
    Ha bu anlamda Bursaspor taraftarının %80'inin ne kadar azgın ve taşkın olduğunu da tarafsızlık açısından belirtmekte fayda var tabi ..
    Ama ve lakin Diyarbakır'daki Fenerbahçe maçında Diyarbakır skor olarak öndeyken ve maç sonunda içeride ve dışarıda yapılanların neden ve kimler tarafından yapıldığı konusu da hepinizin yorumuna açıktır ..
    Bursaspor-Diyarbakırspor maçından 1-2 gün önce taraftar forumlarına takiben bakan herkes te atılan kin tohumlarının meyvelerini vermeye başladığını edilen küfür ve yazılan sloganvari cümlelerden tahrik oluştuğunu çok iyi görebilecektir ..
    Kanımca mesele şudur ki ;
    Bizler nasıl Saraçoğlunda küfür edeni yada sahaya yabancı madde atanı ıslıklayıp polisin eline verip anında taraftarlar olarak kendi içimizde çözdüysek Diyarbakırspor taraftarının da aynı şeyi yapmadan bu sorunu çözebileceğini zannetmiyorum ..
    Sizler diyorsunuz ki ceza verilmesi şart !
    Tabii ki şart ..
    Ama şunu iyi biliniz ki Bursaspor 70 maç da ceza alsa bu sorun Dşyarbakır tribününün olduğu heryerde olmaya devam edecek ..
    Ayrıca aklıma gelmişken her fırsatta biz PKK nın takımı değiliz diye medyaya röportaj veren Diyarbakırspor başkanı Amerika'da bir basın kuruluşuna Biz PKK'nın takımıyız diyor ve bu yeminli tercüman tarafından aynen Türkçe'ye çevriliyor ..
    Heralde haberimiz olmayacağını düşündü diyor Erman Toroğlu Haber Özel'de ..
    Bende sırıttım .. (:
    Bu yorumu yazmakta biraz geç kalmış olsam da blogunuzu yeni yeni takip etmeye başladığım içindir diyip bende size içinden çıkılabilir bir neden sunuyor olmaktan kıvanç duyarım (:
    Bu anlamda hepinize MERHABA diyorum ..

Yorum Gönder