Bana Kadınlar Sevdiren Şarkı


Scarlett Johansson

Normalde sinema veya modellik dünyasından müzik işine girenler kınanır, halk bunlara kötü gözle bakar, 1-0 geride başlarlar, seviliyorlarsa da sevilmez olurlar. Benim Scarlett Johansson'le aramdaki ilişki (mükemmel başladı cümle) tam tersi. Scarlett Johansson hanımefendiyi hiç takdir etmiyordum, afedersiniz fiziksel olarak biraz büyük bir takım uzuvlarından dolayı sükse yapmış bu diye arkadaşlarla tartışıyordum, sonra da ekliyordum "parası olan herkes yaptırır lan ne var ki?".

Sonra Vicky Cristina Barcelona çıktı aramız iyice bozuldu, Woody Allen'ın komik obsesiflerini severim de bu filme ve Scarlett Johansson hanıma tahammül edemiyordum. Aslında Allen abinin de Scarlett hanımefendinin de kabahati yok. Vicky Cristina Barcelona filmindeki o çakma isyankar kız imajını görünce "hah dedim, işimiz var; Amelie'den sonra Türk kızlarının kendilerini özdeşleştireceği isyankar imajı". Bir de son Türk orta-üst sınıfınının İspanya ve İspanyolca çılgınlığını ve yarısının Barcelona gezdiğini göz önüne getirince eyvah eyvah, facebookların favori filmler kısmında LOTR (bonus olarak trilogy yazılıyor) ve Amelie kendine yancı buldu demetir. Böyle böyle soğudum ben bu hanımdan.

Kızımızın imdadına Radyo Eksen yetişti. Pete Yorn'la yeni bir albüm çıkarmış, sabah akşam çalıyorlar. Pop müzikten çabuk sıkılırım, çok yumuşak olanlarını en baştan sevemem ama bunu sevdim, elimde değil; itiraf ediyorum, sabah akşam döndürüp döndürüp dinliyorum. Hem pop müzik, hem Scarlett Johansson ama gönül ferman dinlemez, sevdim bir kere artık.



Youtube'da da canlı söylüyor, embed'e izin vermiyor ama linkini vereyim. Böyle şirin bakışlar (2:28'e dikkat), eliyle tempo tutması falan, iyice kanım ısındı bak. Sesi de fena değil mi ne?

http://www.youtube.com/watch?v=WjW08xDpcNM


5 comments:

  1. medgallis dedi ki...

    bence de 'vicky, christina, barcelona' filiminde anlatıcınının 'acının aşkın bir parçası olduğunu istemeden de olsa kabullenmiş, duygularını ateşe atmaya hazırdı. duygularıyla kumar oynayarak ne kazanmaya çalıştığını sorsanız verecek cevap bulamazdı' diye tarif ettiği cristina olmamış bir karakterdi ve bir tek antonio'ya 'bu arada gözlerim yeşil; mavi değil.' derken o kız olabiliyordu...
    yine de 'the man who wasn't there' de boş bir odada tek başına piyano çalarak filmin melankolisine katkıda bulunan, 'lost in translation' da hakettiğinden daha az sevilen ve çevirelemeyende kaybolmamak için direnen, match point' in daha fazlasını hakettiği halde adice bir ölümle nihayetlenen rolleriyle bedeninin ilk bakıldığında hemen farkedilen yanlarından daha fazlası olduğunu anlamıştık bu kızın. sadece ergen muhayyilesi için amme hizmeti değildi yaptığı.
    üstelik iki bin sekiz baharında 'ulu' tom waits' in şarkılarının coverlarından oluşan bir albüm yapmasın mı? 'tom waits olum boru mu bu?' tamam dedik bu hatunun hiç olmazsa içimizdeki yeri sağlam.
    ve şimdi de bu: harika...

  2. Fabio Luciano dedi ki...

    yanlız scarlett benim helalim olur.hiç biriniz bilmiyorken ben aşıktım ulan ona.iyi kötü uzanan dilleri keserim ona göre.şurda renkdaşız diye ses çıkarmıyoruz sanmayın.şu postu da kaldırın çabuk.yengeniz ulan o sizin:)

  3. esen dedi ki...

    Ghost World'den beri cok severim kendisini. Lost in Translation filminde Bill Murray kadar iyi oturmustu rolune bence. Tarziyla, goruntusuyle, buhulu sesiyle sevdik biz onu. Ama oyle havuz basindaki gibi fotograflar biraz magazin kacmis benim gonlumdeki Scarlett'e, onu da belirteyim.

  4. PVH dedi ki...

    Dun kendi ellerimle koydugum youtube linkini bugun tiklayinca "bu videoyu sizin ulkeden izleyemezsiniz" diyor. Omrumu yedin youtube, Allahindan bul youtube, sansurlerde bogul youtube, canimdan bezdim artik youtube, bir linkin de 2 sene dayansin ulan youtube, cek git ulan youtube.

  5. Serkan Sağlam dedi ki...

    baby did a bad bad thing...

Yorum Gönder