Barba Aristidi, Geliyor İstediğin



Onun ellerini tuttuğumda ne hissederdim? Yüzüne baktığımda? Egenin kuytu bir köşesinde, bir balıkçı barınahının hemen gerisinde, tahtadan bir kulübenin tam göbeğinde, şu Ege balıklarını kızdırırken ve ouzo mu, rakı mı artık neyse bardağa doldururken, ben, basbayağı 30 yaşına 1 ay kalmış ben, ne hissederdim?

Bir metal ne zaman insanın gönlüne bir iğneyle iliştirilir? "Ben Lefter'i severim, Lefterleri sevmem" diye yankılanıyor İsmet İnönü'nün sesi. Cılız mı? Hiç duymadım. Güçlü müdür? Bilmem.

Ama ben Lefter'i ve Lefterleri severim. 35 metreden ağları sarsacak bir şutu atmadan önce vücudu nasıl gerilir, kafa topuna yükseldiğinde gözlerini nasıl kapatır, kramponlarının çivisi nasıl deler çimleri, ben bütün bunları bilmeden Lefter'i severim.

Bir çubuklu dolabımda duruyor, Lefter'in forması diye onu severim, üstünde ay yıldız var, her tarafı sarı lacivert, giyerken içim gidiyor,

1923'den kalmış bir rozet Barba Aristidi'nin ceketi üstünde nasıl durur?

Bin dokuz yüz yirmi üç. İstanbul'un ortasında, işgal kuvvetlerinin yanından geçip vardığın bir sahanın hemen kenarında, sarı laciverti gördüğünde sen de böyle vuruldun değil mi? Böyle miydi? Bizim gibi bembeyaz çoraplara, şortlara, üstünde terden sırılsıklam duran formalara mı yandın? Yok hayır, tokada. Haksızlığa karşı tokada. Zulme karşı tokada. Gadre karşı dik durmaya.

Fener alaylarını hatırlıyorsun, insanların neşesini, kutlamalarını,

Barba Aristidi! Bana Atatürk'ün rakısını ve bir de Fenerbahçe rozetini getirin dedin, bir metal insanın gönlüne iğneyle iliştirilir mi?

Zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır diye bağırıyorlar. İçin için. Sessiz Sessiz. Mırıldanma gibi. Sonra gümbürdüyorlar iftira ile, hakaret ile, insanların moralini bozmak için düzenliyorlar bir maç, kimse çıkmayınca öne çıkıyor Zeki Rıza Sporel,

Attığı her golde, bizim ahdımız var.

Bugün bir kere daha iftiranın karşısında, haksızlığn karşısında, ahlaksızlığı kendisine hak bilenlerin yarattığı orta oyununda,

Sarı diye bağıracak bir tribün

Lacivert diyecek koltuklarında insanlar

Çubuklular çıkacak sahaya.

Barba Aristidi, bir radyodan dinledin mi bizim maçları, ölmeden hemen önce.

Kızın rebetiko söylermiş, bu yakada rebetiko söyleyen kalmadı artık, Atinadaki kardeşlerimizle tercüman vasıtasıyla konuşuyoruz, Şam bize uzak, İsfehan'da bir kadın Trablus'ta bir adam,

Bütün bunlar gerçek mi? Bembeyaz bir rakının boğazımızdan alev alev geçtiği gibi.

Ben Lefter'i severim, yatağında yatarken gelen bir Fenerbahçe formasını elleriyle tutup ağladığı için severim, Atina'da hastalandığında İstanbul'a dönmeyi istediği için severim, Heykeli dikildiğinde dolan gözleri için, tribünler Lefter diye bağırdığında, iki kolunu açıp Fenerbahçe diye bağırdığı için severim.

Hikayelerimiz var bizim.

Biz bu hikayelere vurgun, babada oğula, dededen toruna menkibe gibi anlata anlata, sokakta top oynayan bir çocuk hırçınlığıyla sevdik Fenerbahçe'yi.

Masmavi deniz. Boylu boyunca uzanmış. Egenin balıkları, rastgele ağda toplanmış, ellerin sigara içmekten kırış kırış, ceketinde Fenerbahçemin rozeti, dudağında yanan bir sigara, Barba Aristidi söyle bize, Caddebostan veya Todori kalbin gibi gümbür gümbür atıyor mu şimdi?

Kırılmış kafası, kanlar damlıyor. Bir sargı bezi. Adam solbek, lakabı Mehmetçik Basri. Hiç hikayesini duydun mu be abi? Cemil'imiz var bizim, Alpaslan Eratlı, Can Bartu.

Küçük Fikret'in tattığı namağlup şampiyonluğun hatırası akıllardan çıktı mı?

Sen bizden eski Fenerlisin, senin de kalbin patlamaya hazır bir bomba gibi sıkıştı mı şimdi?

Sivas'tayız. Binlercemiz. Anadolunun her yanından ve İstanbul'dan geldik. Sokaklarına doluştuk, köftecilerine oturduk, evlerimizde en güzel koltukları hazırladık, bayraklarımızı ellerimize aldık, üstümüzde formalarımız, hiç kimse tek bir uğuru bile bozmak istemiyor. Bir adam maç izlemeyecek bugün, totem yaptığı için, bir başkası şimdiden bütün güzel maçları izliyor: 3-0'dan 4-3'leri, 6-0ları, Sevilla maçını, Bordeux zaferini,

Burası Didi'nin Fenerbahçe'si, Sivas'tan Güney Amerika'ya bir hattın üstünde gözlerini yemyeşil çime dıkıp dualar eden insanlardan mürekkep bir ekvator çizgisi. Kuzeyinde de, Güneyinde de kadınlar, erkekler, yaşlılar, gençler, bayraklar, flamalar, uğuru kaçmasın diye bir kere bile yıkanmamış ter kokulu formalar.

Bugün bütün formaların en güzeli Alex'in üstünde olacak, Gökhan Gönül'ün, Volkan Demirel'in, Yobo, Lugano, Mehmet Topuz, Emre, Stoch, Niang, Andre Santos, Selçuk Şahin.

Bugün hepimizin kafasındaki en parlak cümleler Aykut Kocaman'ın ağzında olacak, topu şandele atar gibi, bir şampiyonluğu Avni Aker'de söküp alır gibi, Barba Aristidi, baksana Ahmetler ve Baranlar seninle birlikte dua ediyorlar şimdi.

Çocuklar tertemiz geldiniz buraya kadar, tertemiz kaldınız, bin oyun oynandı üstünüzde, bin tanesini de bozdunuz. Kızdık, öfkelendik, siz savaştınız, sahadan başka cevap verecek yeriniz yok, o sahayı veriyorlar şimdi size, siz bu oyunu böyle oynarsınız.

Sisli bir gece yarısında, kırık bir lambanın altında diye başlayan lirik tezahüratlar, nabız gibi gümleyen Fener, Fener seslerine karışıyorlar.

O kupa size yakışır be kardeşim, önce ellerinize sonra Lefterinize yakışır.

Sivas soğuk yer dediler, bin taraftar gitti ısıttık, saha bozuk dediler, bunca hikayeyle yumuşacık yaptık, hasetle baktılar kem gözleri ağlattık,

Biz Fenerbahçeliyiz. Bu maçı kaybedersek ancak bir maç kaybederiz, biz tüm dili bozukların aklını bu sezon üstüste aldık.

Ankaragüçlü oldular, Karabüklü, Bucasporlu, Gaziantepli, Bursasporlu, Eskişehirli, Galatasaraylı kimin karşısına çıksak onu tuttular, biz Fenerbahçeliyiz.

Barba Aristidi, bekliyor musun sen de bizim gibi maçı? Getirecek bu çocuklar sana kupayı, Fenerbahçe rozetini,

Bir de Kulüp rakısını.

Bu akşam senin şerefine kaldıracağız kadehlerimizi, bak gördün mü, Anadolunun her yanında binlerce taraftar senin eksikliğini hissediyor şimdi, formalarımız üstümüzde bu sezon son kez söyleyeceğiz, milyonlarca taraftarın yanyana, bağırıyorlar hep beraber kol kola,

Çocuklar, biz Fenerbahçeliyiz, gözyaşı da zafer de bize çok yakışır, bekliyoruz hepimiz. Bu sefer arkanızda Zeki Rıza varmış gibi, Lefter staddaymış gibi, Didi kulağınıza sufle veriyormuş, Basri ciğerinize güç katıyormuş gibi,

Bu sefer Fenerbahçe hikayesinin tüm kahramanları orada, sahne sizin, kimin ne olduğunu herkese göstermek için, bir 90 dakikanız daha var.

Bekliyoruz. Geliyoruz. Dua Ediyoruz. Seviyoruz.

Barba Aristidi'nin bir Fenerbahçe rozetini sevdiği gibi.


4 comments:

  1. Rambo Okan dedi ki...

    Üstad sen yazarsın da beğenilmez mi?

  2. Unknown dedi ki...

    Çocuklar, biz Fenerbahçeliyiz, gözyaşı da zafer de bize çok yakışır, bekliyoruz hepimiz. Bu sefer arkanızda Zeki Rıza varmış gibi, Lefter staddaymış gibi, Didi kulağınıza sufle veriyormuş, Basri ciğerinize güç katıyormuş gibi,

    ''Aethewulf nasıl yazıyorsa Fenerbahçe'yi öyle oynayın...

  3. Unknown dedi ki...

    Çok güzel yazı, teşekkürler. Benim gibi Barba Aritidi'ye yabancılar için
    http://www.megarevma.net/kolposyares.htm .

  4. solo dedi ki...

    Neredeyse İslam Baba'nın yazısı diyeceğim

Yorum Gönder