Durmak Yok Manipülasyona Devam



Daha önce de yazmıştık Türkiye'de masumiyet karinesi tersine işliyor. İnsanlar gözaltına alındığı andan itibaren suçlu kabul ediliyor, tutuklanmak için mahkemeye sevkedilirlerse kesin suçlu, tutuklanırlarsa ölümü bile hak eden birisi olarak görülüyor. Soruşturmanın gittiği yön itibariyle Aziz Yıldırım hakkında tutuklama kararı verilmesi kaçınılmaz gözüküyordu. Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu'nun tutukluluk kararı sonrası organize suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Aziz Yıldırım'ın tutuklanmaması sürpriz olurdu. Türk yargı sisteminin istisnai bir tedbir olan tutuklanma talebini nasıl büyük bir aşkla kabul ettiğini daha önceki onlarca adli vakadan biliyoruz.

Birinin tutuksuz yargılanması nasıl aklanmış olduğunu göstermiyorsa, birinin tutuklu yargılanması da suçlu olduğunu göstermiyor. Aziz Yıldırım bugün tutuksuz yargılanmak üzere bırakılsaydı nasıl aklandı her şey bitti diye olaya bakmak yanlışsa, tutuklanınca da kesin suçlu artık bu iş bitti hükmünü vermek son derece sakat. Bunu duyduğunuza pek sevinmeyeceğinizi biliyorum ama masumiyet karinesi gereğince mahkemelerde duruşma günlerini bekleyen binlerce tutuklu gibi Aziz Yıldırım da hala masum.

Kamuyounda öyle bir hava var ki neredeyse ülkedeki bütün gelişmeler Fenerbahçe hakkında bir karar verme baskısına tahvil ediliyor. Aziz Yıldırım hakkında verilen tutuklama kararını fırsat bilip artık Fenerbahçe'yi düşürün baskısını iyice arttıracaklarını biliyoruz. Medya-emniyet işbirliğinin amacı Fenerbahçelileri psikolojik olarak yıldırmak ve olası bir şampiyonluk iptali ve ligden düşürülmesine ortam hazırlamak.

Bize delil diye sunulan "çok güçlü, "acayip güçlü" diye afişe edilen şeylerin yeterince etkili olmamasının ardından bu tutukluluk kararının kendi başına bir suç emaresi olduğunu bize kabul ettirmeye çalışacaklar.

Normal bir ülkede bir yerlerden talimat almayan bir federasyonun şu aşamadaki delil kabul edilmemiş delillerle "üç kişi tutuklandı vardır bir bildikleri" diye Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ya da ligden düşmesi hakkında bir karar veremez. Böyle bir kararın uluslarası spor yargı makamlarınca bozulacağı PVH' nin yazısında belirttiği gibi kuvvetle muhtemel. (bkz: http://papazincayiri.blogspot.com/...-adalete-guven.html)

Basında şöyle bir hava var 14 Nisan'daki yasa çıkmadan federasyonun şike konusunda herhangi bir yetkisi yokmuş gibi bir hava estiriliyor. 14 Nisan'dan önce de federasyonun bir maç hakkında soruşturma açıp ilgili tarafları dinledikten, maçın hakeminin raporunu gördükten ve görüntüleri izledikten sonra kanaatle küme düşürme yetkisi vardı. Ancak olay adli yargıya intikal etmişken, federasyonun karar vermek için sorgulayacağı şahısların fiili olarak kendilerini savunmaları imkansızken ve ilgili maçlarda herhangi bir anormal durum söz konusu değilken federasyonun hukuki aşaması süren bir mevzuuda kanaate göre karar vermesi mümkün değil. Federasyonun yapması gereken şey adli süreci takip etmek ve o paralelde olası sonuçlara göre karar vermek olacaktır. Bu kadar aklı şaşmış bir medya baskısı altında bu kararı almaları epey zor ama eldeki veriler ve deliller ışığında "Emniyet'e güveniyoruz" diye Fenerbahçe hakkında telafisi imkansız bir karar kan davasına davettir.

Bir parantez de medya için. Bir haftadır manipülasyonun babasını yapan, kamera girmemesi gereken yere kamera sokan, sızdırılması suç olan şeyleri servis eden medya bugün Fenerbahçe taraftarı köprüye doğru yürürken bir tane kamera bir tane 3G bağlantısı bile kuramadı. Büyüklerinden aldıkları talimatla biber gazı yemiş kadın çoluk çocuk genç yaşlı binlerce insanın yerdeki görüntülerinden tek kare vermedi. Bu süreç elbet bir gün bitecek hiç umudum yok ama iktidarın yanında iliştirilmiş gazetecilik yaptığınız şu günlerden bir gün utanç duyarsınız umarım.


7 comments:

  1. Lejyoner dedi ki...

    bahsediyorlar yürüyüsten

    ama yürüyüsün büyüklügünden Türkiyede spor alaninda yapilmis en büyük protesto oldugundan bahsedilmiyor. 3 ü 5 yapan 5 i 10 yapan basin onbinleri görmezden geliyor

    birde hükümet ve basbakan karsiti tezahuratlardan bahsedilmiyor. sadri sener aleyhine bagirildigini baskan lehine bagirildigini duyuyorlar ama basbakana neler söylendigini duymuyorlar

  2. laktat dedi ki...

    hafızamızın gücüne şaşıracaklar. and olsun bugünlerde yaşananları asla unutmayacağım. söyleyecek çok söz var ve birçoğunu söylüyorsunuz. blog'u takdirle izliyorum müthiş emek harcıyorsunuz. hepinize teşekkür ediyorum. açık söyleyeyim önceden yaptığım tatil planlanını bile askıya aldım. kulüp için ne yapabilirim diye düşünüyorum.

  3. emir.z dedi ki...

    Hz. İsa çok çileler çekmiş hayatı boyunca, mesela Hıristiyanlar'ın 'Çileli Yol' dedikleri güzergahta azap dolu bir yürüyüş var, kan revan.. sonra da zaten dikenli, çivili çarmıha geriliyor.
    Hz. İsa; bu çileleri 'diğer insanların günahlarına kefaret olsun diye çekiyor Hristiyanlar'a göre.
    ve o bir peygamber olduğu için, bunu anlıyoruz.
    Lakin Fenerbahçe bir haftadır sırtına çarmıh yüklenerek niye 'çileli yol'a sokulmaya çalışıyor, işte onu anlamıyoruz.
    Hz. İsa bir peygamberdi, insanlığın günahlarını aldı yüklendi, gönüllü olarak..
    İyi de kardeşim, biz niye elli yıllık bir ligin bütün şaibesini yüklenmek zorundayız.
    Bizim böyle bir mesih'lik iddiamız yok ki!
    N'oluyor, niçin 'Türk futbolunun temizliği ve geçmiş pisliklerin kefareti için' fenerbahçe'nin çarmıha gerilmesi gerekiyor?
    Fenerbahçe taraftarının temeldeki en büyük itirazı buna..
    Niye bunu anlamamakta güçlük çekiyor herkes? ve tepkimizi 'duygusallar canım, onları anlamamız lazım' haline doğru büzüştürmeye çalışıyorlar?
    Bu noktada hiç de duygusal falan değiliz, tam tersine aklımız fazlasıya başımızda...
    Ve bu akıl bize, 'bu oldu bittiyi kabullenme, hiç bir zaman, bin yıl sonra bile' diyor...
    konuyla ilgili olarak yazım:

    http://emirz.blogspot.com/2011/07/via-dolorosoda-krampon-sesleri.html

  4. rene gallimard dedi ki...

    insanlar ellerinde telefonlar çekiyolardı, onları da mı sansürlicekler..

    televizyonlar yayınladı yada yayınlamadı bugün 100.000 kişi tayyipin anasına, fetullağın gelmişine geçmişine selamını gönderdi.. bunu silebilir misin.. bu olmamış gibi yapabilir misin..

    köprüye 20 dakikalık mesafedeydik, belki daha az, hızlı yürüdüğüm için önüne gelmişim yürüyüşün, farketmemişim.. sonra biber gazı, gaz bombası, adı neyse artık onun, sağlı sollu geçti bisürü yanımdan.. net öldüğümü düşündüm, astımım ben.. çalılardan yuvarlandım, son onu hatırlıyorum, heryerim kesilmiş, uyandığımda su sıkıyolardı panzerlerle, sonra bidaha gaz bombası, sonra bidaha.. formam kanlandı bisürü..

    hakkaten çoluk çocuk.. baya bi yaşlı, yerlerde sürünen aşıklar..

    öyle hatalı, öyle yanlış bişi yaptılar ki sonu gelmicek..

    cumhuriyet'in son kalesi gerçekten bizmişiz..

    bugün oraya gelen 100.000 fenerbahçeli ne hareketi başlattı izleyelim görelim..

    tayyibin köpekleri ısırdı, demek ki bidaha bir araya gelmeden kuduz aşılarımızı olucaz..

  5. oralardaniyivurur dedi ki...

    YIKILMAYAN SON KALE EN BÜYÜK FENERBAHÇE

  6. Simone dedi ki...

    AKP' ye en azından bir dönem oy vermiş bir çok arkadaşım ki bunlar arasında farklı takımdan olanlarda var, FB' ye karşı taraflı olarak yapılan operasyondan çok rahatsızlar ve akıllı olanları sıranın bir gün kendilerine geleceğini, bir gün onların desteklediği takımlarında "adalet reklamı" için "siyasi meze" yapılabileceğinin farkındalar. AKP adaleti oyuncak zannetmesinin bedelini çok ağır ödeceyecek diyorlar hepsi.

    Biz tabi ki koyun gibi takımımızı çakalların eline bırakmayacağız, yalnız at izi ile it izinin birbirine karıştığı şu ortamda her sonuca hazırlıklı olmamamız ve kendimizi ona göre hazırlamamamız gerekiyor.

    - Türkiye' nin en varlıklı ve en büyük takımı mı? cevap: Fenerbahçe
    - Türkiye' de aktif olarak taraftarının en çok maddi manevi desteklediği takım cevap : Fenerbahçe

    Biz düşsekte kalsakta ne yapacağız onun planını şu saatten sonra sakin kafayla yapmaya başlayalım.Borsa da kaybedilen değer kaybedilen sponsorluklar önemli değil.
    - Aynı ivmeyle kulubümüzün ürünlerini almaya devam edelim ve ne pahasına olursa olsun havuzdan çıkıp kendi markamızı kendimiz satalım. Yoksa düşmüsüz çıkmışız hiçbir şey dünyanın sonu değil. Birçoğumuzun dediği gibi " Çubuklunun değeri hala dünyalara bedel bizim için" İslam Baba'nın dediği gibi; "Şampiyon olmak mümkün, Fenerbahçe olmak imkansızdır."

  7. methaldar dedi ki...

    Bu gazeteciler ya kasten yapıyorlar, ya da cidden gerizekalılar. Bir örnek, Akşam gazetesi
    http://bit.ly/77Rhm8
    Haber Aziz Yıldırım'ın tutuklanması hakkında: Alt başlık "Mahkeme de suçlu dedi".
    Bu nedir şimdi? Söyleyecek söz bulamıyorum.

Yorum Gönder