Sağlı sollu ataklar - 2



Yahu bu Andre Santos iyi çocuk hoş çocuk da, Fenerliyiz diye, safız diye, yiyor bizi arkadaşlar. Eleman Sivas maçında Alp disiplinine çıkmış kayakçı gibi aktı, golünü yazdı; o golün hatrına sonraki on maç boyunca 'ulan bu adam sahada ne yapıyor' diye sormadık hiç birimiz. Şimdi geldi, ligin belki en kritik maçında yine yaptı slalomunu, yine yazdı enfes golünü, on maç daha gider artık eli belinde. Ayrıca, takımın en iyi oynayan adamının Emre olması sizin de siniriniz bozmuyor mu? Bir tek ben mi kaldım lan yoksa?



Bu hakemlerle bu lig...

Yönetim kurulu ve başkan kendi özeleştirisini yapana kadar hakem muhabetti yapmayacağım, hakem muhabetti yapan Fenerliler'e de kulak asmayacağım. Takımı, gözden düşmüş Avrupalı forvetler için rehabilitasyon merkezine çevirenler, sırf altından dere geçiyor diye 55 liraya kale arkası bileti sattıkları stadyumun zeminini düzeltemeyenler, üç sene şampiyonluk sözü verip milletin ağzına bir kovan Anzer balını çaldıktan sonra, İslam Çupi'nin o uhrevi anlamlar kazanmış sözünü kendi başarısızlıklarının bahanesi niyetine kirletenler yapsın önce özeleştirisini, ondan sonra hakem konuşmaya başlarız. Ne yazık artık Erman da yok karşılarında...

Müdürü yuhlayın

Deniz'i ve Selçuk'u yuhaladınız ne oldu? İBB maçında onların yerine girenler maçı kurtardı değil mi? Daum'un mecburiyetten üç maçta üç değişik yerde oynatıp dolap beygirine çevirdiği Deniz Barış da, Selçuk Şahin de, Daniel Güiza da ve hatta Ali Bilgin ya da Maldonado bile, yeteneksiz oldukları ya da kötü oynadıkları için yuhalanmayı hak etmez. Müdürün işe aldığı adamın kapasitesi sınırlıysa, o adama değil müdüre şarlarsınız. İBB maçında Deniz Barış'ın ofsayt olduğu için sayılmayan golü, hayatımda en çok sevindiğim Fenerbahçe gollerinden biriydi. Sırf o, nerede oynarsa oynasın elinden geleni yapmaya çalışan adamın onuru kurtulsun, akşam evine gidip rahat uyku uyusun diye. 'Bizim uykumuz ne olacak?' diye soruyorsunuzdur muhtemelen. Onu bana, Deniz Barış'a ya da Güiza'ya değil; müdüre soracaksınız... Takımın bu sezonki en önemli maçında sahaya onbir futbolcuyu zar zor topluyorsak, bu Deniz Barış'ın suçu değildir.

Rıdvan meselesi

Oğlum bir de her Rıdvan muhabbeti açıldığında ortaya çıkıp, "İki sene top oynadı, şu kadar sene yattı" adamları var ya, onlarla nasıl geçineceğiz, kurulmakta olan şu medeniyetin hangi tuğlasını birlikte koyup, hangi sıvasını birlikte vuracağız. Ah benim güzel kardeşim, zavallı Rıdvan hasta yatağından kalkıp, koltuk değnekleriyle mi çıkacaktı o çok sevdiği yeşil sahalara? Rıdvan'ın sakatlıklarından bazılarının yeterince iyileşmeden oynadığı için tekrar nüksettiğini bu kadar mı çabuk unuttuk? Kendine bakmıyormuş. Valla kendine bakan adamlar Pele gibi, Platini gibi sonradan lacileri çekip, kodamanlarla poz veren düzen adamları oluyor. Bakmayanlar da Maradona oluyor, George Best oluyor. Tercih sizin...

Es-Es Bando

Sağlı sollu yükleniyoruz madem, Eskişehir'in bandosu dikkatiniz çekiyor mu ey Erfurtlu Fenerliler. Hele de o İspanyol havalarını çaldıkları anda tribünler de eşlik etmiyor mu o ezgilere, kendinden geçiyor insan, Eskişehirli olası geliyor. Neymiş efendim Premier Lig seyircisi türkü söylemezmiş, ıslıkla rakibi boğarmış, alkışla da destek verirmiş. Ulan güzel kardeşim, bırak isteyen ıslık-alkış takılsın, isteyen de türküsünü söylesin. Nasıl bir şeymiş bu marazi Evropa aşkınız, ne bitmek bilmez ızdırapmış bu Evropa-Türkiya karşılaştırmalarınız. Takıma en iyi desteği ıslık-alkışla verirmişsiniz. Yahu ben belki takıma destek vermekten çok şarkı-türkü söylemeye, eğlenmeye, omuz omuza durmaya, o dayanışma hissinin tadını çıkarmaya, kendi sikik, bungun, beyaz ya da mavi yakalı ama her durumda iki yakası bir araya gelmeyen hayatımın acısını çıkarmaya geliyorum tribüne. Sana ne! Bak ne güzel bandosuyla, atkısıyla, kaşkoluyla, marşıyla, şarkısıyla coştukça coştu Es-Es tribünü. Spikerin sesini kıs, tribünü dinle. Helal olsun Selamsız Bandosu kılıklı o amcalara ve onlara eşlik eden onbinlere. İllâ ki 'işte Pürömiyerlik bu' diyene mi meftun olacağız, işte Süperlik de bu, kendi kusuruyla güzel...

Diyar-Bursa

Süperlik övgüsünün üstüne Diyarbakır-Bursa maçına dalarak, kendi kendimi sabote edeyim müsadenizle. Başka yere görüş verdim, kısaca aktarıvereyim buraya da: İlk yarıda Bursa'da oynanan maçtan sonra bir avuç sağduyulu insanın ısrarla, neredeyse kendilerini yırtarcasına bu olaylara, Diyarbakır taraftarına yapılan haksızlığa dikkat çekmesi boşuna değildi. Zira Türkiye ikili karşıtlıkların hüküm sürdüğü, cepheleşmenin geçer akçe olduğu, taraf olmayanın bertaraf olduğu bir ülke. Hal böyle olunca, ilk maçta mağdur olan Diyarbakırspor'un taraftarı da şah iken şahbaz oluyor ve yıllar önce Altay maçında ortaya konan "o" senaryodan medet umar hale geliyor. Her tarafımız öyle kokuyor ki, tüm bunların üstüne bir Diyarbakırlı da kalkıp, "benzer senaryoların ortaya konduğu birçok maç izledik bu ülkede ve hiç biri tatil edilmedi" dese, en şiddet aleyhtarı olanımızın bile buna verecek cevabı yok. Hiçbir şeye değilse, bir milat olmasına yarasın bari...

Hertha takibi

Sağlı sollu ataklar uzun ömürlü olursa, yaşadığım kentin takımına, yani Hertha Berlin'e de iki satır yer vereyim diyorum her yazıda. Bu sezon tabii, not bareminde iç güveysinden hallice mertebesine bile erişemedik, Medgallis'le birinci hafta kazandığımız Hannover maçına giderek kuruttuk takımı. Daha da iflah olmadı, kendine gelemedi bizim mavili yavrukurtlar. Bu hafta da Hamburg deplasmanından elimiz boş, götümüz yaş döndük afedersiniz... Kaybedilen her maçtan sonra "Artık bu işin şakası yok, bir an önce kendimize gelmemiz lazım," diyen Sivassporlu futbolcular gibi bizimkiler de.. Düşünsenize, Sivas küme düşmüş, bizim Çakmak Yasin, Bank Asya maçlarından sonra hâlâ, "Artık bu işin şakası yok," diye açıklamalar yapıyor.

Müjdat nerede?

Yazının sonuna geldik, hâlâ Müjdat Yetkiner'in adı geçmedi diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Buyrun o zaman Canarino kardeşimizin bloğuna bağlayalım sizi, bakınız 81-82 kadrosunun çift banka reklamlı kadrosuna, Müjdat Yetkiner'in bıyıksız dönemleri de olmuş.

Laf dağılacak ama bizim yan tarafta Dünya Kupası tarihinin 20 bıyıklı futbolcusuyla ilgili bir link verildi. Medgallis'in isteği üzerine o konuya da eğileyim diyorum yakında. O zamana kadar, siz şunu düşünün:

Eskişehirsporlu futbolcu Koray Aslan formasının arkasına neden K.A. yazdırmış? Kafka göndermesi mi var, Orhan Pamuk'un 'Kar' romanına atıf mı, ne oluyoruz lan? "İşte Süperlik bu" dediysek, bunu da demedik...



5 comments:

  1. Chemedya dedi ki...

    Şahane bir eleştiri yazısı. Zevkle okudum...Allah dilinize düşürmesin:)

  2. Dejan dedi ki...

    Santos özellikle sol beke geçtiğinden beri iyi. Bundan böyle yatarsa 1-2 maç yatar bence. 10 maçlık yatışı beklemiyorum bu sefer.

  3. Sekhranikos dedi ki...

    aslında 11 oyuncumuz var . her biri bir maç alıp 10 hafta yatabilir lakin bu işi sıraya koyamıyolar. her biri birbirine ikram ediyor haftaya es kaza biri çıkıp kurtarırsa kurtarıyor:)

  4. NYG dedi ki...

    valla papazın çayırı ekibinin diline düşeceğime gider atarım kendimi bir yerlerden. harika bir yazı olmuş yine. kitap olarak basılsa bunlar bir süre sonra keşke :)

    bu arada şu balıkların rengi değişse diyorum. tam yem vericem vazgeçiyorum.

  5. linguisticsfc dedi ki...

    santosu disipline edip kullanamayanlar düşünsün. hertha bizi de yakıyor bu hafta kesin kazanır, bu hafta kesin kazanır diye diye bizim bahisler uçtu gitti. geçen senenin newcastleı gibi kendilerinin yanında bizi de götürenlerden.

Yorum Gönder