Bir İbrahim Kutluay Yazısı



Geçen gün sözlüklerdeki İbrahim Kutluay hakkında yazılan şeyleri tek tek okudum. Sol elle dripling yapamadığı için çocuklara basketbol öğretmemesi gerektiğinden, sadece şut atıp başka bir işe yaramayan basketbolcu olduğuna, hiç savunma yapmadığından, Fenerbahçe'yi satıp gittiğine, Harun Erdenay'ın tırnağı olamayacağından, fundementali sıfır bir adam olduğuna kadar okurken şahsen kolay sinirlenmeyen beni bile delirten şeyler vardı. Sonra baktım biz bu blogda 3 senede İbrahim Kutluay hakkında hiç bir şey yazmamışız sadece PVH Hakan Artış'ın Antu'da zamanında çıkan bir anısını paylaşmış. Bu yazı da İbo'ya çok gecikmiş kişisel bir vefa borcu ya da güzelleme diye okunabilir.

İbrahim Kutluay beni Fenerbahçeli yapmamıştır, ama Fenerbahçe'yi bu kadar tutkuyla sevmemin en önemli nedenidir. Kafası sarılı 41 sayı attığı Cibona maçını, orta sahadan son saniyede soktuğu üçlükle kazandığımız Karşıyaka maçını, Naumoski'yi deli gibi savunup hakemin aptalca düdükleriyle oyun dışı kaldığı Kütahya'daki Türkiye Kupası finalini, Efes'e karşı 27 sayı mağlubiyetin rövanşındaki destansı direnişini, Galatasaray tribünlerine formayı öperek yanıt verdiği 100. yıldaki maçı görmemiş, İbo'nun gözündeki o aşkı hissetmemiş Fenerlinin Fenerbahçeli genleri eksiktir.

Kendi takımlarından bir tane basketbolcu bile bilmeyen 90'ların Galatasaraylı ve Beşiktaşlı çocuklarına karşı Fenerli çocukların potaya top atarken kendi takımlarından bir oyuncu söyleyebilmesinin nedenidir İbo. Formasının sağ yakasını silerek çakma Naumoskilik yapan Galatasaraylı ve Beşiktaşlılara karşı gerçek bir Fenerlinin adıyla tek potada basket oynama hevesidir.

95-96'da futbol takımıyla Van deplasmanına şampiyonluk maçına gidecek kadar, Yunanistan'da oynarken maç sonrası Türkiye'deki Fener-Galatasaray maçına nasıl yetişeceğinin hesabını yapacak kadar, Seattle'da Fenerbahçe'nin galibiyetini duyunca sesi değişecek kadar, kadın voleybol takımının Cannes'deki yarı final maçının sonunda yanındakine sarılmış halde tezahürat yapacak kadar Fenerbahçelidir.

Aslında şimdi düşündüğümde taraftarlık dediğimiz o aşka benzeyen bağın pek çok kişisel anında İbo'nun izi var. Rıdvan sakatlandığında nasıl oturup ağladıysam, İbo'nun iki sene üstüste play-off'un başlangıcında burnunu kırmasına da kadere isyan ederek kahırla içim giderek yandığımı hatırlarım. Bir yandan üniversite için ergen telaşlarla karar vermeye çalışırken "Tofaş'a gider mi acaba 8 milyon dolara" diye kabus gördüğüm zamanları hatırlarım 1997-1998 sezonunda.

Ve 10 Ekim 1999. Fenerbahçe taraftarı olmaktan en çok utandığım olayın mağduru da İbo. Türkiye'de Fenerbahçe'ye karşı Efes formasıyla çıktığı ilk maç, tribündeyim, maç içinde İbrahim'e küfreden, topu aldığında ıslıklayan Fenerbahçe seyiricisinden utanıyorum. Dayak yeme pahasına ne yapıyorsunuz, nasıl küfrederseniz diye bağırıp çağırıyorum ama nafile, kariyerinin en zor maçını oynuyor İbo, Fenerbahçe forması giyerkenki hırsının onda biri yok, o berbat kadroyla doğal olarak İbo'nun hiç katkı yapmadığı maçta Efes'e 74-68 yeniliyoruz. Maçtan sonra protokol tribününün orda İbo'yu görüyorum, ilk kez görmüş olmam nedeniyle büyük bir heyecanla yanına gitmem gerekirken taraftarın gösterdiği tepkiden utanmış mahcup bir şekilde yanına gidip "lütfen taraftarın tepkisine üzülme onlar gerçek Fenerbahçeli değil" diyorum, samimi olarak omzuma dokunup "ben Fenerbahçeliyim" diyor.

11 yıl sonra koskoca adam olmuş bir halde Dünya Basketbol Şampiyonasın'da İbo'yu Ntvspor'un yayın yaptığı yerde bir kez daha görüp yine hayran olduğu popçunun yanına yaklaşan ergen çocuk heyecanıyla gidiyorum yanına. "Yönetimin size tavrına aldırmayın biz taraftar olarak arkanızdayız, inşallah kulüpte görücez sizi bir gün diyorum", "İnşallah" diyor yine gülerek. 10 yıl arayla bir Fenerbahçe efsanesinden önce Fenerbahçe taraftarı daha sonra Fenerbahçe yönetimi adına özür diliyorum. Efsanelerine bu kadar hoyrat davranan bir kulüp yok herhalde.

Başka bir kare geliyor gözümün önüne bir yurt odasında 2005-2006 sezonu mutad Ülker-Efes serisinin sonunda röpörtajları izliyorum. Ülker şampiyonluğu elde ederken, kariyerinde Avrupa Şampiyonluğu olan tek Türk basketbolcu olan İbrahim Kutluay Türkiye Ligi'ndeki ilk şampiyonluğunu kazanmış, maç sonrası kendisine şampiyonlukla ilgili duygularını soran Murat Kosova'ya şampiyonluktan falan bahsetmiyor, yine buruk bir gülümsemeyle "seneye Fenerbahçe'nin 100. yılı ben de bir Fenerbahçeli olarak 100. yılda Fenerbahçe'de oynamak istiyorum" diyor. Bir kez daha kahramanı tarafından unutulmadığını farkeden bir çocuk edasıyla gülümsüyorum "koçum be" diyerek. Ve iki ay sonra Ülker-Fenerbahçe birleşmesiyle İbo kendisine en çok yakışan formayı bir kez daha giyiyor. Mrsiç'i çok sevmeme rağmen birinci kaptanın İbo olmamasına bozuluyorum, 100. yılda Efes'le final serisi ne olur diye PVH'yle konuşurken ikimiz de en az bir maçı seyirci bir maçı İbo alır diyoruz 90'ların bize verdiği özgüvenle. Sonunda çocukluğundan beri hayal ettiği Fenerbahçe formasıyla şampiyonluk kupasını kaldırıyor İbo. Onun Fenerbahçe formasıyla kupa kaldırmasını hayal etmiş bunun peşinde takımı kovalamış bir Fenerli olarak 100. yıl şampiyonluğunu alkışlıyorum gözlerim dolu dolu.

Bir yıl sonra adam gibi veda edilmeyip Tanjeviç'in genç fetişizmine kurban giderek kulüpten ayrıldı İbo, çok sevdiği arkadaşı Harun'un hatrına İTÜ'deki bir seneden sonra aktif basketbolu başka formalar giyse de hep Fenerbahçe'nin 10 numarası olarak hatırlanacak şekilde bıraktı.

Bu ülke basketbolu İbo'dan çok daha iyi fundemantali olan, çok daha top eline yakışan, daha iyi savunma yapan, hatta daha iyi şut atan oyuncu gördü ama bu ülkeden İbrahim Kutluay kadar yüreği olan bir oyuncu çıkmadı. Euroleague finalinde MVP seçilip kupa kaldırmış, Euroleague sayı kralı olmuş, Yunanistan'da Türk imajını 180 derece değiştirmiş bir adama bu kadar aptalca bahanelerle küçük görmeye, değerinden azaltmaya çalışan adamlar muhtemelen İbrahim Kutluay kendi takımlarında olsa heykelini dikmeye çalışırlardı.

Şunu dosta düşmana bir kez daha hatırlatalım. İbrahim Kutluay bir Fenerbahçe efsanesidir, Efsanelik rütbesini ne iki tane NBA oyuncusu bilip fundemantalini eleştiren ergenler, ne yönetim ne derse biz onu derizci sözde Fenerbahçeliler, ne Aziz Yıldırım'ın bizzat kendisi indirebilir. Yeni açılacak Ataşehir'deki salonda 10 numaralı sarı lacivert formayı kirişe asıp İbo'yu onurlandırmak Fenerbahçe'nin efsanelerine göstermesi gereken asgari saygıdır.


10 comments:

  1. PVH dedi ki...

    Gözlerim doldu. Bir İbo yazısı da ben yazayım hakikaten, ihmal etmişiz senelerdir. Beni gerçekten Fenerbahçeli yapan ne Rıdvan ne Aykut'tu, bu takımla yatıp bu takımla kalkıyorsam sebebi İbo.

  2. Sıradanbirblog dedi ki...

    Abdi ipekçi de Barselona ya karşı oynarken ilk yarı 1 sayı ikinci yarı yı 41 sayı attığı maçı canlı izledim. takımımız yine çok zayıftı. topla potaya bakamıyorlardı. her topu onun alıcağını ve atacağını herkez biliyordu, 3 kişi onu savunuyordu. hepsini aldı ve attı. ölümüne savaştı.
    yok artık le bron o gün dünyaya yok artık ibo olarak gelmişti ama biz okuyamamıştık.
    bu yazıyı okursan ibo, şunu bilki o gün salonda gurur içinde ağladık. her zaman muhteşem bir oyuncu idin. ve hep savaştın.
    mücadele etmeden burun kırılmaz, parmakta kırılmaz. seni unutmayız ibo. sen takımımızın ne büyük efsanelerindensin.

  3. Unknown dedi ki...

    İbo'yla ilgili içim hep buruk olacak olsa da kendisine yapılan onca haksızlığa bakınca insanın canı sıkılıyor. Fenerbahçe'nin basketbol tarihinde yerini almıştır, orada yerini almış her isim gibi onu da beğenmeyen, hatta bilerek ve isteyerek kötüleyen olacaktır tabi ki. Küçülmez, eksilmez. İbo başkadır...

  4. Unknown dedi ki...

    harika bir yazi olmus, okurken o gunlere geri dondum adeta...

  5. Chemedya dedi ki...

    Şahane yazı olmuş. Gerçekten de çok büyük bir Fenerbahçeli İbrahim...

  6. PIERREMANU dedi ki...

    İbo'nun çok çok sağlam bir Fenerbahçeli olduğunu bilmeyeni dövüyorlar artık. İbo'nun kendisi gibi "10" numara yazı olmuş. Sürekli dile getirdiği "Bir gün Fenerbahçe Başkanı olmak istiyorum" diye bir dileği var. Umarım gerçekleşir.

  7. Oğuz dedi ki...

    Mükemmel, hem yazı hemde İbo...

  8. fdlmania dedi ki...

    Büyük oyuncuydu da,keşke sol elle dribling yapmayı öğrenmeden emekli olmasaydı diyorum ben yine de..

  9. mori kante dedi ki...

    ibrahim kutluay sol elle top sürse ne olur sürmese ne olur? kemalettini neden seviyoruz biz müthiş topçu olduğu için mi, zaza yı neden seviyoruz süper basketçi olduğu için mi? aziz yıldırım yönetimi sayesinde takımda bir tane gerçek fenerli sporcu kaldı mı? şuan futbol takımında belki tek fenerli alex ve volkan. alexide yavas yavas bitiriyoruz işte. şöle bi insana sahip olmak için varıgını yogunu vericek 10larca takım vardır. bok atmak yerine biraz sahip çıkmak lazım bence

  10. revenant dedi ki...

    ülkerde oynarken besiktaşla eşleştikleri seri öncesinde besiktas bizim rakibimiz olamaz, eleyecegiz şeklinde bi acıklama yapmıstı. çok dogru olan bu acıklaması ülker seriyi mac kaybetmeden kazanınca dogrulandı ama işte sırf bu yuzden besiktas seyircisi kendisinden senelerce nefret etti. saçma sapan argumanlarla onu kotulemeye calıstılar(sol elle driblingi yokmus, yok efendim nba de butun sutlarında blok yemiş vs vs) ve hala da oyleler. kendisindeki fenerbahce sevgisinden hosnut olmadıkları icin de bu cografyanın en efendi sporcusunu ahlaksız terbiyesiz yaptılar. umrumuzda mı? hayır

Yorum Gönder