Finalin İlk Raundu Bizim 75-69


Ceyhun Yıldızoğlu beklenildiği gibi iki kuleli düzenle başladı maça, Fenerbahçe ise Tamane'yle değil Nevriye- Matoviç ikilisiyle bu ikilinin karşısında durmaya çalıştı. İlk periyot Angel'in çabukluk ile acelecilik arasında gidip gelen tercihleri ve Matoviç'e top indirememe gibi iki nedenden dolayı her zaman ki hücum temposunun ötesinde bir Fenerbahçe vardı sahada. Galatasaray daha çok Fowles'dan Tina'ya indirdiği toplarla skorda önde kalmayı başardı. Fenerbahçe ana hücum stratejisini işletemediği bu çeyrekte Cappie ve Angel'in biraz da bireyselliğe dayalı sayılarıyla skorda tutunmayı başardı. 15-17

İkinci çeyrek Fowles-Tina ikilisinin etkinliğinin biraz düşmesi ve rotasyon gereği tek tek kenara gelmeleri nedeniyle Galatasaray içerden aldığı skor katkısını bulamamaya başladı. Tamane ve Esmeral'in girmesiyle savunmada sertleşip hücumda yavaş yavaş ritmimizi bulmaya başladık. Taurasi'nin kötü şut tercihleri sonrası içerden gelmeyen skor katkısı dışarıdan da gelmeyince Galatasaray hücumu tıkandı. Hücumda Fenerbahçe'nin ritim yakalamaya başladığı tehlikesini gören Ceyhun Yıldızoğlu alan savunmasına geçti ancak Birsel iki hücumda bu savunmaya cezayı çekince Fenerbahçe skorda 6-7 sayılık bir üstünlük sağladı. Devre sonunu Angel biraz iyi oynasa çift hanelerde bitirebilirdik ama kolay bir basket bulacağımız hücumda üç turnike kaçırıp Taurasi'den transition hücumda üçlüğü yiyince fark 3 e kadar düştü.


Tamane, Esmeral Angel ve Cappie'nin gavurların tabiriyle söyleyelim "fresh" olduğu bölümdeki savunmamız ikinci çeyrekte sadece 13 sayı yememizi sağladı. Fowles ve Tina kaynaklı sayıların gelmemeye başlaması seri öncesi de belirttiğimiz üzere Galatasaray'da oyunun hemen kişiselleştirmesine yol açtı. Önce Taurasi sonra Prince bu bölümde organizasyon dışı top kullanmaya başladılar, bu da bizim ekmeğimize yağ sürdü. İlk yarıyı 33-30 önde kapattık.

Üçüncü çeyreğe de içeriden iki hücumda dört sayı yiyip skorda geriye düşerek girdik. Birsel'in organizasyonuyla içeride biraz Matoviç'i beslemeyi başladık. Angel ve Cappie'nin sayılarıyla farkı yenien 6-8 sayı civarına çektik. Taurasi'nin 3 faulle kenara gelmesinden sonra Prince Galatasaray'ın hücumdaki tek opsiyonu haline gelmeye başladı. Son bölümde farkı 10 sayıya kadar çıkarsak da Prince'in son saniye üçlüğüyle son çeyreğe biraz olsun moralli girdi Galatasaray 54-47

Son periyota Şaziye'nin üçlüğüyle başlayıp farkı 4 e çektiler, Hücumda Tamane'nin ikinci periyottaki ribaunt hakimiyetini kaybetmesi sonucu ikinci üçüncü hücum şanslarıyla ayakta kaldılar, Fenerbahçe hücumu yine ritmini kaybetmişken Birsel köşeden bulduğu üçlükle bir kez daha oksijen takviyesi yaptı. Fowles'in içerden hücum ribauntlarından bulduğu sayılar ve Tina'nın orta mesafe şutları sayesinde Galatasaray 2 dakika kala farkı bir sayıya kadar indirmeyi başardı. Son iki dakikada o ana kadar aslında çok iyi yapmadığımız penetre yapmayı akıl ettik. Angel ve Cappie ile faul çizgisinden bulduğumuz sayılarla skorda önde kalmayı başardık. Cappie ve Angel'in iki orta mesafe basketi sonucu 3 sayı önde girdik son dakikaya. Cappie topu elinde fazla tutunca 24 saniye süresini eritip Galatasaray'a bir şans verdik ama Bahar'ın şutu sonrasında Cappie'nin Işıl'ın elinden söküp Angel'e verdiği pas sonucu bulduğumuz turnike maçın sonunu ilan etti. 75-69

Maç genelinde bir kez daha gördük ki Fenerbahçe Galatasaray'dan daha derli toplu, planlı ve düzenli olan takımdı.Dönemsel olarak bize üstünlük sağlayabildikleri iki uzunlu sistemi de aslında net ribaunt sonrası hızlı gelerek çok kolay cezalandırabiliriz, bir kaç sefer yaptık bunu ama daha fazlasını da yapabiliriz. İki uzunlu oynayınca ve dışarıda da Taurasi'yi tercih edince Galatasaray'ın delici ve penetreci özelliği olan tek kısası Prince'i kullanamaması onların hücum akışını bozuyor ve sadece içeriden tehdidi olan bir takım haline getiriyor. Atlamamamız gereken bir konuyu da yeri gelmişken söyleyelim Galatasaray'ın dışarıdan tek tehdidi olan Taurasi'yi Cappie'nin şahane bir şekilde savunması, penetrelerine kesinlikle izin vermemesi ve serbest atış çizgisine hiç getirmemesi, ayrıca hücumda da onu çabukluğu sayesinde faul problemine sokması maçın anahtarlarındandı.

Maçın akışını değiştiren oyuncu yine geçen F8 maçında olduğu gibi Tamane'ydi. Onun oyuna girmesiyle oyunun momentumu tamamen bize geçti, 13 sayı 8 ribauntla çok ciddi bir katkı yaptı tavşan adımlı uzunumuz, İkinci olarak yine kritik yerlerde sorumluluk alan ceza şutlarını sokan Birsel'i söyleyebiliriz. 14 sayı ve 5 asistle şahane bir performans sergiledi. Angel biraz savruk, biraz dengesiz olsa da 20 sayı 9 ribaunt 4 asistle maçın hem sayı hem ribaunt lideri oldu bizim tarafımızda. Angel'in da Şaziye'yi 5 faulle kenara götürdüğünü ekleyelim.

Özellikle Galatasaray'ın Türk rotasyonundan birini faul problemine sokmak stratejik açıdan son derece önemli, Şaziye oynasa ne olur oynamasa ne olur falan diye düşünebiliriz ama Şaziye çıkınca onun yerine biri girmiyor, mutlaka sahada iki üç kişinin de pozisyonu değişiyor, bu maçta bile bunun faydasını gördük, aslen 3 numara olmayan Bahar Şaziye 5 faulle çıkınca üç numaraya geçti, maçın en kritik topunu pozisyonu gereği o kullanmak zorunda kaldı, yine maçın en kritik hücumunda ayakları Angel'a göre çok yavaş kaldığı için faul yaptı ve iki kolay sayı bulduk son dakikada. Yani aslında önemsiz gözüken bir küçük ayrıntı bizim lehimize ciddi fark yarattı.


Matoviç ve Nevriye'den beklediğimiz katkının gelmediği 10/17 ile sezonun en berbat faul yüzdesiyle faul attığımız bir maçı kazanmak aslında oyunumuzun seviyesinin bir kademe daha yükselmesiyle ikinci maçı da kolaylıkla alabileceğimizin bir göstergesi. Toplam ribaunt sayılarında 41-36 ile Galatasaray'ı geçmemiz, bu zamana kadar başımızın belası olan hücum ribauntu konusunda 13-12 üstün olmamız maçın ilginç istatistiklerindendi. Ancak her ne kadar toplam ribauntlarda bir sorun yaşamamış gözüksek de son 5 dakikada fazlasıyla verdiğimiz hücum ribauntları yüzünden maçı kafa kafaya getirdiğimizi de unutmamak lazım.


Seride ilk maçı kazanmak önemliydi ama zaten Galatasaray'ın Caferağa'ya gelirken ki hedefinin bir maç kazanmak olduğunu düşünürsek henüz kazanılmış hiç bir şey olmadığını söyleyebiliriz. Savunmada ciddiyetimizi koruyup Cappie ve Angel'in penetre yeteneklerini efektif kullanabilirsek ikinci maçı da alıp dev bir adım atabiliriz. İkinci maç Matoviç'den ekstra bir performans bekliyorum bu maçta fena sinirlendi ve sinirlendiği zaman performansı yüzde yüz artıyor. İkinci maç Cumartesi 18:00 de 2-0 la Abdi İpekçi'ye yolcu ederiz umarım takımı.


4 comments:

  1. 2Os dedi ki...

    @fatih
    bu macları bız neden arenada oynamıyoruz?

  2. erimoc dedi ki...

    F8 e kadar takımda ki varlığından pek haberdar olmadığımız Tamane kritik katkılar vermeye devam ediyor.Takım birlikte oynadığı zaman yıldızlar daha etkili oluyor,capy ömer onan gibi o hissi veriyor bana helal olsun ama farkı yine yerli oyuncu profilimiz yaratıyor.Federasyonun 2013-2014 için aldığı kararla yeni kraliçeler bulmamız lazım...hissiyat 3 sıfırla işi bitirmek hayırlısı... arena güzel olur ve yakışır.Bu arada macıda gs ile oynamıyormuşuz gibi seyrettim daha önce belirttiğim gibi ezeli rekabet bende bitti :)

  3. eRc@N dedi ki...

    caferağa takıma çok pozitif yansıyor..bunu oyuncular da söylemişti başka yerde oynamak istemediklerini..öyle hatırlıyorum..

  4. Adsız dedi ki...

    Yazı güzel eline sağlık.Maçın kırılma noktası bu cümlen oldu bence:''Toplam ribaunt sayılarında 41-36 ile Galatasaray'ı geçmemiz, bu zamana kadar başımızın belası olan hücum ribauntu konusunda 13-12 üstün olmamız maçın ilginç istatistiklerindendi.''

Yorum Gönder