18 Haziran 2011
Kaybedenler Kulübü Yıl Sonu Programı
Her yıl geleneksel olarak yapılan Kaybedenler Kulübü yıl sonu programı bu yıl iki branşta gönüllerin şampiyonu olan Galatasaray’ın evsahipliğinde gerçekleştirildi. Çırağan Sarayında yapılması planlanan program Kaybedenler Kulübünün kurucu üyesi Yıldırım Demirören’in "amatör şubelere çok masraf yapıyoruz karşılığı yok" ricası üzerine Ümraniye 57 Nolu Sınırlı Sorumlu Kamyoncular Lokalinde düzenlendi.
Geceye erkek voleybolda gönüllerin şampiyonu olan Arkas, kadınlar voleybolunda gönüllerin şampiyonu olan VGSTT, erkek basketbol ve kadın basketbolda gönüllerin şampiyonu olan Galatasaray ve futbolda gönüllerin şampiyonu olan Trabzonspor oyuncu ve yöneticileri katıldı.
Milli takım kampında bulunduğu için geceye katılamayan Galatasaray Medical Park kadın basketbol takım kaptanı Işıl Alben gönderdiği mesajda ”gönüllerin şampiyonu olacağımızı ilk kez Abdi İpekçi’de son topta yaptığım steps sırasında fark ettim, benim hatamla gönüllerin şampiyonu olmamız kariyerim açısından çok önemliydi" dedi.
Gecede tüm gönüllerin şampiyonları adına konuşan Trabzonspor başkanı Sadri Şener 61. Hükümetin 06 plakalı Ankara’da kurulmasının kafaları karıştıracağını, hükümetin Trabzon’da kurulmasının daha uygun olacağını belirtirken, gece sonunda gelen faturaya da gerekli mercilerde itiraz edeceklerini belirtti. Kamyoncular Derneği’nin Aziz Yıldırım’ın etkisinde kaldığını dile getiren Şener, böyle bir gecede sahneye çıkan grubu da beğenmediğini belirterek keşke daha net notalarla söyleselerdi o zaman biz de alkışlardık diye sözlerini noktaladı.
Gecede Arkas’ın Brezilyalı smaçörü Agamez’i Portekizce konuşurken gören Yıldrım Demirören’in futbol takımı için tam aradığım uzun boylu forvet hem de Portekizliymiş diyerek Brezilya’lı voleybolcuya 2+1 yıllık sözleşme imzalatmaya kalkması davetliler tarafından son anda önlenirken VGSTT koçu Giovanni’nin siparişini geç getiren garsona orta parmak işareti yapması sonrası yaşanan kısa süreli gerginlik kulübün en yeni üyesi Ünal Aysal’ın konuşmasıyla giderildi.
Aysal Fenerbahçe yenilgilerine uyum sağlamak için belli bir zamana ihtiyaçları olduklarını ama kısa sürede bunu başarmak için tüm yönetim kurulu olarak çalışacaklarını belirtirken çeşitli branşlarda temsili Fenerbahçe galibiyetleri ve Fenerbahçe formasının yakılmasıyla tören sona erdi.
Devamı ...
7 Mayıs 2011
Kuyudan Çıkarılan Galibiyet 3-2
Maça beklenildiği gibi yabancı kontenjanından Nati, Sokolova ve Fürst'le başladı Ze Roberto. Sete fırtına gibi girip Nikoliç ve Gözde'nin arasına attığımız uzun servislerle farkı açtık. VGSTT manşette çok büyük problem yaşadı ve doğru düzgün hücum edemedi, bizim sahaya geçirebildikleri toplarıda Sokolova ve Nati'nin hücumlarıyla değerlendirip ikinci teknik molayı 16-7 önde geçtik. Glinka biraz devreye girip top öldürse de iş işten geçmişti ve seti 25-14 gibi iki takım arasındaki farkı yansıtmayan suni bir farkla kazandık.
İkinci set VGSTT'nin ilk setteki gibi kolay teslim olmayacağı belliydi, önce manşetlerini düzelttiler ve sonra hücum silahları devreye girmeye başladı. İlk sette ortalıkta gözükmeyen Gizem'in arka alan savunması ortaya çıkınca ikinci teknik moladan sonra tamamen kontrolü ele geçirdiler. Hücumda ilk set çok iyi performans gösteren Nati stop etti, Seda bloklara takıldı ve Sokolova dışında top öldürebilen kimse çıkmayınca VGSTT set sonunu rahat getirerek ilk setteki aleyhinde skoru aynıyla mukabele etti. 25-15.
Üçüncü set ikinci setin kopyası şeklinde cereyan ederken Nati ile Aylin Abla arasında geçti de diyebiliriz. Nati top öldüremedikçe yayında Aylin Abla delirdi. VGSTT yine inatçı arka alan savunması ve bitirici olarak daha güçlü silahlara sahip olma avantajıyla seti lehine çevirdi. Fürtst, Nati ve Seda aynı anda durunca ikinci teknik moladan sonra farkı açan VGSTT, bu seti de güle oynaya kazandı. 25-17.
Dördüncü sete yine çok kötü başladık. İlk teknik molaya 8-4 geride girdik. 10'lu sayılara doğru taraftar, uyuyan takımı kendine getirdi. Arka arkaya beş sayıyla geriden gelip öne geçtik. Nati'nin yine tamamen etkisiz olduğu bu bölümde Naz'ın servis turunda momentumu çevirebildik. VGSTT mola sonrası tekrar öne geçse de ikinci teknik mola sonrası Sokolova'nın etkinliğiyle dört sayı farkı yakaladık set sonunda. VGSTT son bir hamleyle geri gelip farkı bire kadar indirse de o ana kadar pek de parlak bir performans çizmeyen Seda'nın en kritik yerde öldürdüğü iki top ve Nilay'ın hatasıyla maç son sete taşındı. 25-22.
Final seti karşılıklı sayılarla başladı, ilk kez iki farkı yakalayan VGSTT oldu 7-5'le. 10-7 ile de üç sayılık avantajı ele geçirdiler. Bu sırada Nati sakatlanıp yerine Yağmur girdi. Yağmur'un servis attığı bölümde Eda'nın bir hücum bir blok sayısıyla farkı kapattık. Bu bölümde VGSTT de en kritik yerde iki servis kaçırıp ekmeğimize yağ sürdü. Nikoliç'in hücum hatasıyla 15-14 öne geçip maçın kötülerinden Fürst'ün bloğuyla maçı kazandık. 16-14.
İstatistikere baktığımızda bu maçı nasıl kazandığımız pek anlaşılmıyor. VGSTT bizden daha iyi manşet almış, daha yüzdeli top öldürmüş, servisten aldığı-verdiği sayı bizden +6 daha iyi. Blok sayısı eşit. Yani ana parametrelerin hepsinde bizden iyiler. Bu kadar kötü oynadığımız bir maçı kazanmak gerçekten ilginç. İlk setten sonra dördüncü setin ortalarına kadar Fenerbahçe diye bir takım sahada yoktu. Sokolova dışında neredeyse kimse top öldüremedi bu bölümde. Nati'yi iki senedir izliyoruz daha önce İtalya Ligi'nden de biliyoruz. Ben kariyeri boyunca bu kadar kötü bir maç oynadığını hatırlamıyorum.İstatistiklere baktığımızda % 41 le hücum ettiği gözüküyor ama bunların büyük bölümü çok iyi oynadığı ilk setin etkisi. En iyi oyuncularımız Sokolova ve Naz'dı bugün, Sokolova 24 sayıyla en skorer oyuncumuzdu. Naz'ı da tebrik etmek lazım, o kadar felaket manşetlere rağmen yine de bir şekilde topu havaya kaldırabilmeyi başarabildiği için. Takımın en iyi manşet alması gereken liberosu 20 manşette 6 kez doğrudan hata yapmış. Mükemmel manşet yüzdesi % 40. VGSTT'nin liberosu Gizem ise 25 manşette 4 hata yaparken mükemmel manşet oranı %48.
Arka alan savunmasında da Gizem'in Songül'den çok daha etkili olduğunu belirtmek gerek. Maçın ilk üç setinin sonucunu doğrudan manşetler belirledi. İlk set biz Nikoliç ve Gözde'yi pasifize ettik, ikinci ve üçüncü sette ise onlar Nati'yi dağıttı. Zaten Nati'nin hücum performansının bu denli düşmesinin nedeni de manşette dağılmasıydı. Son set Nati sakatlandıktan sonra oyuna giren Yağmur maçı çeviren oyunculardan bir tanesiydi. Attığı iyi servisler ve son topta yaptığı savunmayı not etmek lazım. Ze Roberto'nun moral olarak tamamen dağılan Nati'nin yerine Yağmur'u ancak sakatlanınca düşünmesi de ilginç, muhafazakar antrenörlüğün şahikası Ze Roberto.
İyi tarafından bakarsak bu kadar kötü oynadığımız bir maçı kazanmak umut verici, kötü tarafından bakarsak takımın sağının solunun belli olmaması final serisinin kalan bölümü için endişe verici. Yine de beş sete uzayan bir maçı geriden gelip kazanmanın VGSTT'nin bize karşı olan psikolojik üstünlüğünü kırdığını düşünüyorum.
Aylin Abla Notu: Taraftar gibi maç yorumlamak pek çok insana sempatik geliyor tamam anladık ama bir oyuncuyu da canlı yayında bu kadar hedef gösterecek şekilde eleştirmek insafsızlık. Aylin Hanım biraz otokontrolü öğrensin artık.
Nati'ye de geçmiş olsun umarım sakatlığı ciddi değildir, bu maç kötü oynamış olabilir ama iki senedir bu takımın en değerli parçası olduğunu unutup bir maçlık performansla yerden yere vurulmayı hak etmiyor.
Devamı ...
4 Mayıs 2011
Vakıfbank Serisine Bir Bakış
En temel hak ve özgürlüklerin totaliter kafadaki bürokratların dudağından çıkan bir sözle yasaklanabildiği bir ülkede spora dair bir şey yazmak artık lüks gibi geliyor ama yine de kadın voleybolunun henüz yasaklanmadığı yalnız ve güzel ülkemizde final serisi hakkında bir şeyler karalayalım.
Beklenen final serisi Cuma günü başlıyor. Bu sene Türkiye Kupası ve Şampiyonlar Ligi yarı finalinden sonra bir kez daha VGSTT ile karşılaşacağız. Taraf olmayan ama voleybol seven birisi için müthiş heyecan verici bir final serisi olacağı kesin. Taraflardan birinin Fenerbahçe olduğu bir spor müsabakasında oyunun keyfine varmaktan ziyade doğal olarak taraftarlık içgüdüsüyle heyecan, sinir, stres eşliğinde maç izlediğimiz için işin güzellik tarafını doğal olarak ıskalayacağız.
VGSTT ile bu sene 4 kez karşılaştık. Ligdeki iki maçı biz, tek maçlı eleminasyon sisteminde oynan Türkiye Kupası ve Şampiyonlar Ligi Finali’ni onlar kazandı. Süper Kupa'yı sezon başı eksik ve yorgun kadrolarla oynandığı için kategori dışında değerlendirmek lazım.
Malum bu sene yabancı kontenjanına takıldığı için Fenerbahçe kadro istikrarını ve kimyayı bir türlü yakalayamadı. Şampiyonlar Ligi’nde bunun ceremesini çektikten sonra Seda’nın sakatlıktan çıkması ve form tutmasıyla daha dengeli bir hale büründük. Finale gelene kadar VGSTT maçı için ölçü olabilecek maç oynamadık. Zaten iki takım arasındaki en önemli farklardan biri bu sene yaptıkları zorluk düzeyi fazla olan maç sayısı. VGSTT Avrupa’da da Türkiye’de de Fenerbahçe’den daha fazla zorluk seviyesi yüksek maç oynadı ve takım kimyasını yaratma konusunda bu önemli bir aşama oldu onlar için.
Final serisi için çok büyük bir sürpriz olmazsa Fofao ve Skowronska yabancı sınırına takılacak. Sakatlık falan olursa radikal bir değişiklik olabilir ancak gözüken o ki Nati, Sokolova ve Fürst üçlüsüyle oynayacağız maçları. Bu sene en büyük problem olan hücumda top öldürememe sorunu final serisinde başımızı ağrıtacak en önemli şey olacak gibi gözüküyor. VGSTT ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçında neredeyse uzun rallilerin hepsini VGSTT’nin kazandığını düşünürsek topun oyunda kalma süresinin artması VGSTT’nin sayı alma oranını arttırıcaktır.
VGSTT’nin hücumdaki iki silahı Glinka ve Nikoliç bizim iki hücum silahımız Sokolova ve Nati’ye göre daha bitiriciler. Bizim avantajımıza olabilecek şeyse servise karşı manşetlerde Nati ve Sokolova’nın rakip ikiliye göre daha sağlam olmaları. Manşette bizim zayıf halkamız, Seda onlarınki Nikoliç olacak.
Kadın voleybolunda servisin önemi her geçen gün artıyor. İyi bir taktik servis karşı takımın ne kadar etkili hücum silahı olursa olsun ona gelecek pasın niteliğini düşürdüğü için hayati önem taşıyor. VGSTT servis atma konusunda bizden daha iyi. Bizde Naz ve eskiye nazaran biraz daha kötü servis atsa da Eda’nın servise geldiklerinde fark yaratma ihtimalleri var. Ze Roberto servis için arada sırada Nihan’ı oyuna alıyor onun da yakın geçmesi muhtemel maçlarda alabileceği bir iki ekstra sayı önemli olacaktır. VGSTT, Gözde’nin servis turunda çok etkili olabiliyor, özellikle o meşum maçtaki beşinci sette VGSTT’nin 7-2’den geri dönüşünde Gözde’nin servisleri çok etkili olmuştu. Yarı finaldeki Eczacı serisinde de Gözde’nin servislerinin etkinliği sayesinde oyunun momentumunu çevirebildiler. Bir diğer servis spesiyalisti de Nilay. Guidetti, Ze Roberto’nun Nihan’a biçtiği rolü ona biçiyor ve o da fena yerine getirmiyor bu görevi. Yine servise geldiğinde problem çıkarabilecek bir oyuncu da Bahar. Gerçi Bahar’ın ortası yok ya çok iyi atıyor ya doğrudan hata yapıyor ama filenin hemen üstünden geçip birden yere düşen servis stilini tutturduğu gün ciddi problem çıkarabilir.
Bence final serisindeki en belirleyici değişken Poljak-Fürst ikilisinden hangisinin veriminin daha yüksek olacağı. Poljak VGSTT’nin Gözde’yle beraber en hırslı oyuncusu, blok sezgisinin ne boyutta olduğunu son Eczacı maçında bir kez daha gördük. Tek başına 10 blok yaptığı maçta Eczacı’nın toplam blok sayısı 8 idi. Fürst her ne kadar Avrupa’nın en iyi blokçusu olsa da bu sene yabancı kontenjanına takıldığı için doğru düzgün ritim bulamadı. Dolayısıyla bu kıyaslamada Poljak üstün gibi gözüküyor şimdilik, maç günü performans nasıl olur bilemiyoruz. Fenerbahçe özellikle son maçlarda ortayı neredeyse hiç kullanmıyor, Naz ile Eda arasında tuhaf bir iletişimsizlik var, ortayı kullanmama ya da kullanamama bu şekilde devam ederse ve olay tamamen 2 ve 4 numara hücumlarına kalırsa VGSTT’nin blokları çok daha etkin olacaktır.
İki takımın oyuncuları arasındaki bireysel kalite farkları üç aşağı beş yukarı birbirine yakın olsa da liberolar arasındaki eşleşme de Gizem’in Songül’e oranla bir gömlek üstün olduğunu düşünüyorum. Saha içi kıyaslamaları topluca düşündüğümüzde bu serinin favorisinin biz olmadığı sonucuna varabiliriz.
Biraz saha dışı mental, psikolojik durumlara da değinmek lazım. VGSTT -Şampiyonlar Ligi'nden sonra da yazmıştım- benim bu düzeyde gördüğüm mental olarak en sağlam takımlardan biri. Özellikle keskin düşüşlerin, duygusal reflekslerin birebir oyuna yansıdığı kadın voleybolunda işler kötü giderken pes etmemeleri, ayağa kalkabilmeleri onları farklı kılıyor. Eczacı serisinde teknikten taktikten ziyade bu psikolojik üstünlüklerini çok hissettirdiler. Ne zaman geriye düşseler çat diye geri geldiler, bu set toparlanamazlar dediğimiz yerde bile bir şekilde tutunmayı başardılar. Fenerbahçe açısından baktığımızda oyuncuların Şampiyonlar Ligi'ndeki travmadan sonra bu maça çok farklı bir gözle konsantre olacakları kesin. Bu sene elde kalan tek hedefi ellerinden kaçırmamak için tamamen bu final serisine odaklanmış olacaklardır. Ayrıca artık acı bir şekilde son setin son sayısını almadan VGSTT'nin maçı bırakmayacağına da idrak etmişlerdir.
VGSTT'nin psikolojik olarak bize karşı bir üstünlüğü var, özellikle bunu kırmak ve final serisinin başka bir şey olduğunu onlara hissettirmek için ilk maçı geriden gelip kazanmak sanki bütün serinin kaderini değiştirecekmiş gibi geliyor bana.
VGSTT iyi takım, mental olarak güçlü takım ama etkili ve rakibi boğan bir taraftar karşısında bu halleri aynı kalacak mı onu henüz bilmiyoruz. Şampiyonlar Ligi 'nde felaket bir seyirci vardı, maça zerre kadar etkisi olmayan,sadece "offff, ahhh, ayyy" ünlemleriyle takım destekleyen önemli bir kitle mevcuttu. Final serisinde gerçekten sağlam bir tribünün maça etki etme ihtimali var. Özellikle Poljak hakem kararlarına çok itiraz edebilen, zaman zaman kafayı buna takabilen bir oyuncu, onları sinirlendirip düzenden çıkarmayı başarabilirsek alışık olmadığımız şekilde oyundan düşebilirler belki. Çok zor maçlar bizi bekiyor. Üç haftadır Cuma günleri iyi haberler alıyoruz, bu Cuma da Burhan Felek'ten gelecek mutlu bir haberle başlayalım hafta sonuna.
Devamı ...