5 Ocak 2012

Adil Değil Aciz Basketbol Federasyonu


Basketbol Federasyonu bugün Fenerbahçe -Galatasaray maçındaki olaylar için Fenerbahçe'ye iki maç ceza verdiğini açıkladı. Ceza gerekçesi yapılan küfürlü tezahürat salona atılan yabancı maddeler ve hakemlerin içeriye gidip maçın 15 dakika durması.

Ayrıca para cezası ile tecziye edilen diğer şeyler de bugüne kadar hiç bir kulübe yaptırım uygulanmayan Molten top poşetlerinin kullanılmaması, sigara içilmesi, yaka kartının gözükmemesi gibi abuk subuk nedenler. Federasyon belli ki gerekçeli kararı biraz uzatalım da etkili olsun diye düşünmüş. Şimdi ceza şöyle olmalıydı böyle olmalıydı bunu eleştirecek değilim. Eleştirilmesi gereken şey cezalarda standart olmaması. Geçen yıl Galatasaray Fenerbahçe final serisinin son maçından sonra üyeleri ve başkanı aynı olan bu kurulun verdiği cezaya bir bakalım.

Disiplin kurulu 24/06/2011 tarihili kararında rakip takım yöneticileri hakkında "küfürlü tezahürat, müsabaka bitimiyle rakip takım oyuncularına yabancı madde atma,kupa töreninin yapılmasını sağlamaya çalışan emniyet görevlilerine mukavemet ve sahaya koltuk atma, ve kupa törenini iki saat geciktirme" gibi nedenleri saymış.

Ama bunun ardından 2 maç cezayı sadece bu olaylar nedeniyle vermenin ağır olacağını düşünmüş olacaklar ki mahcup bir edayla o sezon içinde Galatasaray'a verilen diğer 10 cezayı da tek tek yazıp bu olaylar bir kere olsa neyse ama devamlılık arz ediyor deyip 2 maç ceza vermişler. Yani Fenerbahçe'nin ev sahibi olduğu maçtan çok daha vahim olaylar olmasına rağmen 2 maç cezayı direkt bu olaylara değil bir de bunların devamlılık arzetmesine bağlamışlar. Şöyle de diyebiliriz yani yukarıdaki sayılan olaylar olsa ama Galatasaray o sene 10 kez ceza almamış olsa muhtemelen o 2 maç da 1 maça inecekti.

Şimdi son Fenerbahçe-Galatasaray maçındaki olayların derecesiyle geçen seneki olayların derecesi aynı mıdır Allah aşkına. Ayrıca Fenerbahçe'nin bu sene 10 kez ceza almadığını da belirtelim . Aynı başkan aynı kurul iki maça da nasıl aynı cezayı verebilir. Turgay Demirel Türk Spor dünyasının Machiavelli'sidir. Çıkarı neredeyse hangi kişinin yanında olması onun çıkarınaysa onun yanında yer alır. Geçmişte Efes'e de Galatasaray'a da Fenerbahçe'ye dönem dönem mavi boncuk dağıtarak koltukta kaldı. Bu sene adalet-polis-medya eliyle kotarılan Fenerbahçe operasyonunda hedefin ne olduğunu kimin yanında durması gerektiğini kulağına fısıldamışlardır muhtemelen.

Bu basketbol federasyonu ve onun rezil başkanı eksen kaymasını kimse kulağına fısıldamadan da Türkiye'de en iyi okuyan kişi ve kurumlardan bir tanesidir. Dolayısıyla Emir' e verilen ceza, son Galatasaray maçındaki hakem yönetimi ve şu disiplin kurulu kararı bu sene Fenerbahçe'ye verilen bir mesaj aslında. Play -off zamanı eğer Fenerbahçe yönetimi ses çıkarmazsa çok daha vahim şeylerle karşılaşacağımızı belirtelim. Geçenlerde Basketfaul.com sitesinin haberini Twitter hesabında da paylaşmıştım

Haberde Fenerbahçe Yönetimi'nin Emir'e verilen 3 maç cezası için Tahkim Kurulu'na gitmek istediğini ama Tahkim Kurulu'nun yılbaşında toplantı yapamayız dediği gerekçesiyle bu başvurunun yapılmadığı haberini vermişti. İki cepheden de şimdiye kadar bir yalanlama gelmediğine göre bu haberi doğru kabul edip şu soruyu Fenerbahçe Yönetimi'ne sormak lazım. En temel hukuki hakkınız bu federasyonun Tahkim Kurulu tarafından hiçe sayılıp keyfi bir uygulamaya maruz kaldığınız halde niye dünyayı ayağa kaldırmıyorsunuz. Aynı şeyleri Naz Aydemir örneğinde sezon başında da yazdım. Sakat olduğu gerekçesiyle Milli Takım kampına katılmayıp kulüp tesislerine gitti diye kıza ceza verildi ve Fenerbahçe zerre kadar tepki vermedi, üstelik Naz'ın oynamadığı ve yerine oynayan pasörün felaket performansıyla damga vurduğu maçta Süper Kupa'yı da kaybettik.

Fenerbahçe Yönetimi'nin görevi hangi branşta olursa olsun genç, minik,a takım hangi oyuncu olursa olsun haklarını sonuna kadar savunmaktır. Naz Aydemir örneğinde Voleybol Federasyonu'na gösterilmeyen tepki Emir Preldziç örneğinde Basketbol Federasyonu'na da gösterilmemiştir. Böyle itiraz etmeden ses yükseltmeden boynunu eğersen her cepheden saldırı altında kalmaya mahkumsun. Geçen sene Taurasi olayında bu takımın Avrupa Şampiyonluğu göz göre göre çalındığında tepki verebilmiş, bütün ülkeyi ayağa kaldırabilmiş olsaydık, 3 Temmuz sonrası bukadar kolayca kuşatma altına alınmazdık.

Anlaşılan hala ders almamışız ve bu aptalca kararları, rezil federasyon kararlarını yüksek sesle eleştirmek yerine boynumuzu eğiyoruz. Bu basketbol federasyonun kadınlarda Galatasaray'ı Fenerbahçe'nin önüne biraz daha güçlü çıkarabilmek için yapmadığı kalmadı, önce final serisinde normal sezon galibiyetlerini taşımayı kaldırdılar, iki sene önce 0-0 başlaması gereken Mersin -Galatasaray yarı final serisini 1-1 başlattılar, bakalım bu sene neler yapacaklar.
Hakemleri baskı altına almanın ilk meyvelerini son maçta gördük, şampiyonluk gittikten sonra bağırıp çağırmanın hiç bir yararı yok dolayısıyla bir tepki verilecekse bu iş işten geçmeden verilmeli, bütün federasyonlara karşı sürekli savunma pozisyonunda kalarak bu kuşatma bitmez. Biraz sesinizi yükseltin artık.

Emir'in tahkim haberi için http://www.basketfaul.com/?islem=2&makaleID=12686
Galatasaray'a verilen cezanın tam metni için http://www.tbf.org.tr/tbfweb/tbfweb2.nsf/($$TBFV1_BasinBulteni_TBL_WEB_View)/9D4FD1DDF6A3C8ADC22578B90036FA15?OpenDocument
Devamı ...

26 Nisan 2011

Galatasaray Taraftarının Protesto Hakkı



Dün Galatasaray taraftarı Beşiktaş'la oynanan basketbol maçının başında "Turgay Demirel istifa" diye bağırdı. Yaklaşık 30 saniye sonra hakemler maçı durdurup anons yapılmasını istediler. Ardından pota arkasında yine Turgay Demirel'e yönelik zerre kadar küfür ya da hakaret içermeyen bir pankartı da kaldırdılar.

Basketbol oyun talimatlarına göre hakemlerin herhangi bir kötü ya da küfürlü tezahürat sırasında anons yaptırma hakları, bu devamlılık arz ederse salonu kısmen ya da tamamen boşaltma yetkileri var. Peki küfür içermeyen bir şekilde bir taraftar gurubunun haklı ya da haksız bir gerekçeyle bir Federasyon Başkanı'nı istifaya çağırmasının neresi suç?

Galatasaray taraftarının Turgay Demirel'in istifa etmesini istemesinin nedeni Fenerbahçe ile oynanan kadın basketbol maçındaki hakem yönetimleri. Bu gerekçeye katılmıyor olmamız bu taraftar grubunun protesto etme hakkını savunmamızı engellemez. Galatasaray taraftarı bir basketbol maçında o ülkenin federasyon başkanını protesto edemeyecekse nerede protesto edecek.

Olayın diğer boyutu hakemlerin herhangi bir disiplin talimatına aykırı olmayan böyle bir protesto karşısında anons yaptırma ihtiyacı hissetmesi. Maçın hakemleri de bu tezahüratın anons gerektiren bir durum olmadığını biliyorlar ama başımıza bir şey gelmesin, başkana karşı mahcup olmayalım diye yaranma içgüdüsüyle böyle bir şeye gereksinim duyuyorlar. Dünkü bu tutumdan sonra federasyon başkanıyla hakemler arasında bir ast-üst ilişkisi olmadığına kimi inandırabilirsiniz ki?

Turgay Demirel'le ilgili daha önce de bir sürü şey yazdım. Kendisinin Türk basketbolunun başına gelmiş en büyük musibet olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe'nin geçen yıla kadar federasyonla çok yakın görüntü çizmesinin mide bulandırıcı olduğunu Mahmut Uslu-Tanjeviç-Demirel üçlüsü arasında hesapların önünde sonunda kulübü yaralayacağını da yazdık.

Galatasaraylıların düşündüğü gibi Turgay Demirel Fenerbahçe'nin ya da Aziz Yıldırım'ın adamı falan değil. Turgay Demirel tıpkı aynı soyadlı siyasetçiden de bildiğimiz gibi Türkiye'de iktidarda kalmanın formülünü bulmuş "her devrin adamı olmuş" sonuna kadar da kirlenmiş bir spor adamı.

Kendi aleyhinde bir durum olduğunda birilerini suçlamak protesto etmek tabii ki her taraftarın hakkı ama asıl önemlisi işler lehinizeyken de adaletsizliğe tepki koyabilmek. Galatasaray taraftarı Cemal Nalga olayından sonra da Galatasaray'ı ligden düşüremeyen Turgay Demirel'in istifasını isteyebilseydi, Efes'in toplu doping olayında herşeyden haberi olmasına, Kakiozis'den olayın içyüzünü öğrenmesine rağmen ligi niye tescil ettiğini sorgulayabilseydi o zaman bu protestonun değeri çok daha anlamlı olurdu.

Yine de geç kalmış sayılmazlar, yanlış gerekçelerle de olsa doğru sonuca varmışlar. O yüzden eski açık "Turgay Demirel" diye bağırırsa biz de karşı tribünden "İstifa" diye bu protestoya katılırız.

Bir ülkenin Başbakanı kendisini yuhalayanları kamerayla tespit ettirme peşine düşerse (Dünya Basketbol Şampiyonsu final maçı), aynı Başbakan stadyum açılışında protesto edildiğinde gazetecesinden, kulüp başkanına herkesin eteği tutuşursa, Federasyon Başkanı protesto edildiğinde derhal sus emri veriliyorsa bu ülke iflah olmaz. Protestoya izin verilmeyen ülkenin yönetim biçimi demokrasi falan değildir. Muhafazakar iktidara şirin gözükmek için dansçı kızların şovunu bile iptal edebilen bir adamdan da Türk basketboluna hayır gelmez.

Galatasaray taraftarının Turgay Demirel'i Başbakanı ya da TOKİ Başkanını, ya da herhangi birini küfürsüz bir şekilde protesto etme hakkı engellenemez. Yazarları, gazetecileri, sokakları susturdunuz, bari salonları bize bırakın. Basketbol hakemleri de "dokunanı yakmasın."
Devamı ...

11 Ekim 2010

Basketbol Federasyonu Saçmalıyor, Yönetim Uyuyor



Basketbol Federasyonu Dünya Şampiyonası’nın hemen ardından yıllardır alışık olduğumuz saçmalıklarına devam ediyor. Geçen sene kadın basketbolunda final serisini 0-0’dan başlatma ve Galatasaray - Mersin B.Ş.B. yarı final serisini 0-0 yerine 1-1 başlatma gibi kolaylıklara rağmen Galatasaray’ın yine ve yeniden Fenerbahçe’ye kaybetmesi federasyonu bir hayli sinirlendirmişti. Bu sene Cumhurbaşkanlığı kupası için Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanacak maçın tarihi 20 Ekim 2010 günü olarak açıklandı. Ne tesadüf ki Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın ilk Euroleague maçıyla aynı gün ve aynı saatte. Başka gün yokmuş gibi erkek takımının Euroleague açılış maçıyla kadın takımının ezeli rakibiyle kupa maçını aynı güne koyan federasyonun bu aptalca kararı üzerine yazmayı planlıyordum ki federasyon bir karar alıp daha önce Ankara’da oynanacak maçı İstanbul’a aldı. Yani 20 Ekim günü Fenerbahçe erkek basketbol da Lietuvas Rytas’la oynarken, aynı saatte Abdi İpekçi’de kadın basketbol takımı Galatasaray’la oynayacak.

Bu değişikliği geçen yıllarla da birleştirince nasıl kötü niyetli bir değişiklik olmadığını düşünebiliriz merak ediyorum. Bir numaralı hedefi basketbola ilgiyi yaygınlaştırmak olması gereken bir federasyon kadınlarda sezonun en önemli marka değeri taşıyan maçını nasıl Fenerbahçe’nin Euroleague maçıyla aynı saate koyar?

Biliyoruz ki federasyonun basketbolun yaygınlaşması,tabana yayılması gibi bir amacı hiçbir zaman olmadı. 200 kişilik bir kongreyle Türk basketbolunu yönetmekten son derece hoşnut Turgay Demirel federasyonu. Ligin başlamasına beş gün kala basketbol maçlarının yayın hakkının ne olacağı belirsiz, Türkiye Kupası maçları kimsenin adını bilmediği şifreli bir kanaldan yayınlanıyor, iki gün sonraki Efes – Fener maçının da yayınlanıp yayınlanmayacağı muamma. Basketbola ilginin tavan yapması gereken dönemde federasyonun beceriksizliği yüzünden marka değeri yüksek maçları bile kimse izleyemiyor.

Aynı gün erkek takımı ve kadın takımının maçları çakışan iki maça da gitmek isteyen taraftarına bu maçlardan birinden feragat etmesini şart koşan bir takvime itiraz etmeyen, ses çıkarmayan Fenerbahçe yönetimi de bu federasyonu hak ediyor. Özellikle kadın basketbolda Galatasaray’ın Fenerbahçe’yle rekabet edebilmesi için resmen federasyon olaya müdahil oluyor. İki senedir sezon ortasında değiştirilen play-off statüsü, erkeklerde farklı kadınlarda farklı uygulanan play-off eşleşme kurallarına, formasını öptü diye ceza verilen oyuncusuna rağmen Galatasaray bir türlü yenemiyor Feneri. Bu sene Galatasaray kazansın diye ne yapılacak çok merak ediyorum. Taurasi çıplak poz verdi diye federasyon play-off zamanı, “halkın ar ve haya duygularını incittiği gerekçesiyle” ceza verebilir mesela. “Fenerbahçe destekli basketbol federasyonu” Fenerbahçe’nin altını oymaya, federasyon destekli Fenerbahçe yönetimi uyumaya devam ediyor. Olan yine taraftara oluyor.
Devamı ...

7 Ocak 2010

Hukuk Görünümlü Eyyam


Cemal

Karar tabii ki sürpriz değil, bekliyorduk bu puan silme cezasının kalkmasını. Normal bir hukuk devletinde herkes bir cezanın kaldırılacağını biliyorsa açıkça hukuka aykırı bir eylem vardır. Oysa söz konusu basketbol federasyonu olduğu için eyyam olacağı beklentisi yüzünden biliyorduk cezanın kaldırılacağını. Olay ortaya çıktığı anda küme düşme dahil her karara katlanacağını söyleyen Galatasaray yönetimi küme düşme cezası verilmemesine rağmen Tahkim'e gitti, taraftar forumlarında "onurumuzla düşeriz" sözleri egemenken bugün" haketmediğimiz bir cezaydı zaten hak yerini buldu" havası var. Galatasaray'a dair alıştığımız bir şizofreni hali... Bir yandan kendini batıya açılan pencere gibi görüp diğer yandan şark oyunlarına başvurmak... İki gün önce göreve getirdiği Genel Menajeri federasyonun isteğiyle görevden alan Galatasaray'a zaten gerekli mesaj verilmişti. Tahkimin puan silmeyi kaldıracağı da bal gibi biliniyordu.

Ne demiş hukuk abidesi kararında Tahkim Kurulu: "5 puanlık ceza hukuki dayanaktan yoksundur". Kardeşim bu suçun cezası zaten senin bizzat yazdığın yönetmeliğe göre ligden düşürme, hukuki dayanaktan nasıl yoksun olur? Şöyle bir mantık işletmişler galiba. İdamı gerektiren bir suç var ama mahkeme bu adama 5 yıl hapis vermiş, adam yüzsüzlük yapıp Yargıtay'a gidiyor, Yargıtay da şöyle bir yorum yapıyor: "5 yıl ceza bu adama verilebilecek bir ceza değil yani hukuki dayanaktan yoksun" ve adamı serbest bırakıyor. Böyle bir mantık olabilir mi?

Galatasaray kulüp olarak evrakta sahtecilik yüzünden küme düşürülmesi gerekirken Federasyonun kararıyla düşürülmüyor. Federasyon diyor ki; bunu yapmadık ama biz de bu hareketin cezası olarak Cemal Nalga 5 maç oynatıldığı için 5 maçta puan sildik. Tahkim 5 puan silmeyi kabul etmiyor ve ortada ceza falan kalmıyor. Yani Galatasaray evrakta sahtecilik yaptığı için herhangi bir ceza almadı. Tam bir danışıklı dövüş. Cezası bitmemiş bir oyunucuyu oynattığı için 5 maçta hükmen mağlubiyet ceza aldı sadece. Şöyle bir örnekleme yapalım: Cezasını kupada tamamladı diye düşündüğü bir oyuncuyu diyelim Bornova Belediyesi yanlışlıkla iki dakika oynatıp sonra bunu fark etseydi ve oyunuyu hemen oyundan alsaydı aynı hükmen mağlubiyeti onlar da alacaktı ya da bir anlık dalgınlıkla izin verilen yabancı oyunucudan fazla bir oyuncu sahada iki dakika yer alsa iki sene önceye kadar bunun cezası hümen mağlubiyetti. (Fenerbahçe bayan voleybol takımı bu iki dakikalık hata yüzünden iki yıl önceki Dicle Üniversitesi maçında haklı olarak hükmen mağlup sayıldı). Peki bu adı üstünde "hata"lara karşı Galatasaray'ın suçu ne? Cezası bitmemiş bir oyuncuya başkasının formasını giydirip, federasyona giden resmi belgeyi bilerek yalan beyanla doldurmak. Yani hata falan değil gayet nitelikli sahtecilik. Peki nasıl olurda hata sonucu verilecek bir yaptırımla nitelikli sahtecilik suçu sonundaki yaptırım aynı olur? Böylece basit bir hata ile organize bir dolandırıcılık arasında hiç bir fark olmadığını anlamış olduk yüce Tahkim sayesinde.

Bu ülke hukuk garabetleri konusunda dünya literatürüne veciz örnekler verdi yakın tarihte. Baklava çalan çocuklara hapis, işkenceci polislere defalarca beraat verildi. Son olarak Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 kararıyla hukukun nasıl zorlandığını hepimize bir kez daha gösterdiler. Yeterince ceza hukuku konusunda garabet kararlar vermiş olduklarına kanaat etmiş olacaklar ki artık spor hukukuna da el atmışlar. Sorun sadece Galatasaray değil bunu daha önce de bu blogda yazdık; Fenerbahçe de olsa aynı eyyam yapılacaktı, belki yüzde 10 az olurdu, çok olurdu önemli değil.

Türkiye de gerçekten hukuk olsa gerçekten Spor Bakanlığı gözetim ve denetim yetkisini kullansa Turgay Demirel 15 senedir başkan kalabilir miydi? Hakkında ortaya atılmayan iddia, çıkmamış dedikodu kalmayan bir adamın başında olduğu bir organizasyondan hangi kulübe adalet dağıtmasını bekleyeceğiz ki? Türkiye'de pek çok kurum kötü yönetiliyor bunu hepimiz biliyoruz ama Basketbol Federasyonu kadar kötü yönetilen ikinci bir kurum yok. Galatasaraylı aklı selim sahibi taraftar da bu duruma üzülüyordur eminim, koskoca kulübün Basketbol Federasyonunu minnetine muhtaç hale gelmesini utançla karşılıyorlardır.
Devamı ...

19 Kasım 2009

Cemal Nalga Bu Düzeni Yıksın Artık


T. Demirel

Cemal Nalga'nın hazırlık maçında rakibe yumruk atması akıl almaz bir iş. Kulübü de hiç geri kalmayıp hazırlık maçında sahtekarlık yaparak daha da akıl almaz başka bir işe imza atmış. Bununla dalga geçiyoruz, geyiğini yapıyoruz, daha da yapılır çünkü çok komik. Yalnız bunları yaparken görmemiz gerekenleri görmezden gelmeyin. Bu basketbol camiasında tek kulüp değil bu halde olan, camia baştan ayağa kokuyor. Fenerbahçe de hiç farklı bir konumda değil.

Bu rezil federasyonun yaptıkları o kadar akıl almaz şeyler ki, bunları bilenler için Bush'un gaf videoları bile komik değil artık. Bir kere bu Cemal olayında Tufan görünümlü Cemal olayına gelene kadar saçmalık üzerine saçmalık var.

Birincisi bu nasıl bir mantıktır ki sportmenlik dışı bir hareket nedeniyle verilen ceza hazırlık maçlarında çekilir? Hazırlık maçının oyuncuların antremanda kendi aralarında oynadıkları maçtan farkı nedir? Bir oyuncusu hazırlık maçında 10 maç ceza alan takım aynı gün içinde 10 hazırlık maçı ayarlayıp cezayı tamamlayamaz mı? Buna engel nedir? Takımın hazırlık maçını kendi genç takımıyla oynamasına engel nedir? Bu saçma sapan ceza sistemine neden 1.5 aydır basketbol dünyasındaki kimse sesini çıkarmamıştır? Mağdur olan takımlar Oyak Renault gibi Turgay Demirel'in ayak işlerinde faydalı olmayacak takımlar olunca Kaan Kuralların, Murat Didinlerin basketbolu kurtarma yazıları nerelerine kaçmıştır?

Galatasaray çıkıp "hazırlık maçında yapılan sahtekarlık nedeniyle cezamızı sadece hazırlık maçlarında çekmeliyiz" derse buna kim itiraz edebilir? İşte örnek orada, Cemal. Hazırlık maçında yaptığı hareketin cezasını sadece hazırlık maçlarında çekmiş, federasyon öyle diyor. O zaman Galatasaray neden resmi maçlarda ceza alsın? Bu mantıksızlığa, bu saçmalığa bugüne kadar neden ses çıkarmadı bu basketbol camiası?

Dünden beri kendi taraftarları dahil Galatasaray'a saydırmayan kalmadı. Bu meselede en büyük sorumlu "federasyon" nasıl bu işten yırtar? "Hazırlık maçının cezası hazırlık maçında çekilir" kararı vererek bir skandala imza atanlar bu adamlar. Verdikleri cezanın takibini yapmayan bu adamlar. Oyak Renault'u, Karşıyaka'yı haksız şartlarda yarıştıranlar bu adamlar. Bu adamların sorumluluğu daha büyük değil mi?

Peki bunu neden yaptılar? Nedeni de belli. Koltuk hırsı koca tepeleri aşmış bir adam, onun çevresinde her olup bitene kafa sallayan avanesi, bütün bu olup bitenden haberi olan ve boğazlarının derdi için bunlara ses etmeyen bir basketbol camiası. Turgay Demirel'in koltuk hırsı FİBA başkanlığına kadar uzandı. Kulüplerle girmediği kirli iş, yapmadığı pazarlık kalmamış, onu da bu son olaydan anlıyoruz. Bu işleri döndürmek için Galatasaray, Fenerbahçe, Efes Pilsen'e ihtiyacı var. Herkese mavi boncuk dağıtıyor, yalnız bu dağıtımın ucu öyle kaçtı ki sonunda bu saçmalık ortaya çıktı. Çıktı ama kabak Galatasaray takımının 3 tane teknik adamına patladı. Asıl suçlular yine suçsuz, yine güçlü.

Bugün Galatasaray'ın başına bu geldi diye sevinmesin kimse, yarın Fenerbahçe'nin başına da gelecek, Efes Pilsen'in de... Tanjeviç operasyonundan beri federasyonla vıcık vıcık ilişkilerin ortasında yuvarlanan bir Fenerbahçe var. Federasyonu İtalya'ya gitmekle tehdit eden Tanjeviç'e, Turgay Demirel tarafından Fenerbahçe'nin uygun görüldüğü ve bunun Fenerbahçe yönetimindeki insanlar tarafından gerçekleştirildiği söyleniyor. Böyle bir ilişkinin sağlıklı olması, kirli bir şeylere uzanmaması normal mi? Belki de insanların ellerinde dosyaları, belgeleri bile hazır, şimdilik saklıyorlar... Bu federasyonun iktidarını devamı için Fenerbahçe ile girdiği işler hiç ortaya çıkmayacak mı sanıyorsunuz? Keşke hepsi bir bir dökülse, belgelense, bu işlere kulüpte kim aracı olduysa ipi çekilse...

Daha bir ay önce federasyon kendi ceza yönetmeliğini çiğneyip Kerem Gönlüm'ün cezasını azaltmadı mı? Kendi kanunları açık seçik "eğer performans arttırıcı olarak madde almadığını kanıtlarsa ceza 1 yıla iner" derken bunlar gerekçelerine, "savunma yaparken çok şaşkındı ve ceza 1 yıla indirildi" yazmadılar mı? Bu olayın arkasında da Efes Pilsen'in desteğini kaybetmemek yok mu? Bu ceza indiriminin illegalliği bu kadar göz önündeyken gıkını çıkarmayan basketbol yazarı hangi yüzle Galatasaray'ı suçlayabilir? Şike sadece sahadaki oyuncuya para vererek mi olur? Kendi yönetmeliğini ihlal eden federasyon şike yapmış sayılmaz mı? Kerem Gönlüm fazladan tam 1 sene basketbol oynayabilecekken Cemal Nalga 2 tane hazırlık maçında oynamış, çok mu?

Bu federasyon daha 1 hafta önce kendi hakemlerini "taraflı yönetmekle" suçlamadı mı? Kendi hakemlerinin taraflı maç yönettiğini iddia eden bir federasyon o hakemleri bir anlamda şikeyle suçlamışken görevden almayıp "5 maç" ceza vermesi skandal değil mi? Bu konuda sevilen basketbol yazarları ne yazdılar? Bu yazarların federasyonla, Turgay Demirel'le ne ilişkisi var da bu kadar büyük skandalları es geçtiler?

Cemal olayında en büyük kabahatli federasyondur. 3 tane teknik adam ipe götürülerek bu iş çözülmez. Cemal Nalga bir düzeni yıkmıştır. Bu işlerin organizatörü federasyon Galatasaray'a, Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a, Efes'e zarar vermektedir. Bu kulüpleri yönetenlerin olan bitenden haberi vardır ya da yoktur ama son olayın gösterdiği şey budur. Eğer kulüp yöneticileri de bu işin içindeyse bu düzeni taraftar yıkmalıdır. Bu skandaldan sonra basketbol camiasında onurlu ne kadar adam kaldıysa bu federasyona savaş açmalıdır, bu federasyon yıkılmalıdır. Galatasaray'da, Fenerbahçe'de bu federasyonun maşalığını yapanlar bu camialardan kovulmalıdır. Bu irin Türk sporundan temizlenmelidir. Cemal olayı bunun için büyük fırsattır.
Devamı ...

9 Ekim 2009

Hizmet Yok Uyumaya Devam



Futbol Federasyon bilindiği gibi Ankaraspor’u küme düşürdü. Pek çok insana göre birçok takım için daha önce de uygulanması gereken bir kuralı yeni hatırlayan Futbol Federasyonu, gecikmiş de olsa doğru bir karar vererek nihayet bir adım attı. İstanbulspor-Adanaspor, Gençlerbirliği-Oftaş, Kayserispor–Kayseri Erciyes gibi her sene bir yenisi eklenen garabet kardeş takımlar projesi de fiilen son erdi. Basketbol federasyonu ise uyumaya devam ediyor. Önce Fenerbahçe ile Fenerbahçe’nin altyapısı Alpella’nın aynı ligde oynamasına ses çıkarmadı. Son iki yıldır da Efes Pilsen’le Darüşşafaka’nın aynı ligde oynaması umurlarında değil. Üstelik geçen sene Daçka’nın son sıradan play-off lara girmesiyle bu iki takım play-off'ta da karşı karşıya geldi. Bu sene Dünya Şampiyonası düzenleyecek bir federasyonun burnunun dibinde futbolda böyle bir karar alınırken hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmesi anlaşılır gibi değil. Efes Pilsen’le Efes’in altyapısının play off ilk turunda karşılaşabildiği bir ligin ne saygınlığı olabilir ki?

Geçen sene Efes’te sakatlık problemi olduğunda pat diye Daçka’nın önemli bir parçası olan Bora Hun Paçun bir günde Efes’e geçirilmiş, ondan iki sene önce uzun pozisyonunda sıkıntı yaşayan Fenerbahçe Alpella’nın en önemli oyuncusu Ömer Aşık’ı ertesi gün kadroya çağırmıştı. Rekabetin bu kadar günlük değişkenlere bağlı olduğu bir ligin saygınlığını ciddiliğini nasıl koruyacaksınız ki? Basketbol federasyonunun umurunda değil zaten ligin selameti. Geçen sene koskoca final serisinde sadece bir maç doping kontrolü yapılmasından, verilen yayın ihalelerine kadar yapılan her işi eline yüzüne bulaştırmakta son derece mahir bir federasyonumuz var. Futbolda bile Süper Kupa maçını açık kanal verirken basketbolda onun muadili olan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçını şifreli bir dijital platforma veriyorsan ondan sonra çıkıp konuşmayacaksın "bu ülkede basketbol neden konuşulmuyor" diye. Ligin marka değeri en yüksek maçı olan Fenerbahçe Efes Pilsen maçını kaç kişi televizyondan seyredebilecek acaba?

Her düzeyde müthiş bir plansızlık ve koordinasyonsuzlukla yönetildiğini bildiğimiz bir federasyonun ve kendisinden başka kimseye tahammülü olmayan Turgay Demirel’in Tanjeviç’le beraber 2010 sonrası bir an önce Türk Basketbolundan elini eteğini çekmesini dört gözle bekliyoruz.
Devamı ...