29 Haziran 2011
2011 UEFA Sıralamasında Fenerbahçe
2009-10 sezonunda 2 puan daha toplasak 5 sıra yükseleceğimizi düşünüp kahroluyorduk, bu sezonu yaşayacağımızı bilsek hiç ses etmezdik. Fenerbahçe 2010-11 sezonunu Avrupa'da sadece 2.42 puan toplayarak kapatabildi. Son sezonlarda aldığımız ortalama puandan düşük bir puan alsak bile 32. sırada bitireceğimiz Avrupa kupaları sıralamasında 41. sıraya geriledik. İstikrarla ikinci torbaya doğru ilerlerken yine üçüncü torbanın alt sınırına geldik. Bu sezon CL'de çeyrek final oynadığımız performansı gösterebilirsek ancak toparlayacağız puanı.
Sıralamadaki yerimiz şöyle:
Yani Avrupa Liginde gruplara kalıp geçen senekine benzer bir performansla gruptan çıksaydık yaklaşık 10.5 puan daha alacaktık. Bu da bizi 29. sıraya taşıyacaktı. Bu sene CL torbalarında 2. torbanın son takımı Marsilya. 24. sıradalar ve 68.8 puanları var. Yani bu sene için bir farkı olmayacaktı ve yine 3. torbaya girecektik. Geçen yılki Young Boys ve PAOK maçlarının acısını ise orta vadede (önümüzdeki 4 yıl) çekeceğiz.
Birinci tehlike CL'de çok zor bir gruba düşmek. Eğer Aragones dönemindeki gibi grubu sonuncu bitirirsek 7 civarı puan alacağız. Bu durumda 5 sene önceki 10.2 puan silinince puanımız düşmüş olacak. Şu anda CL'de 3. torbanın sonuncu takımının 47 puanı var, bizim puanımız 50. Yani düşmeye devam edersek 4. torbaya gidiyoruz. 2 sene sonra çeyrek final yılında alınan 18 puan da silinince bu tehlike çok ciddi olarak ortaya çıkıyor. Yani bu sezon ve önümüzdeki sezonu Avrupa'da düşük puanla kapatma kredimiz yok.
Diğer senaryoya bakıp bu sezon CL'de müthiş bir yıl geçirdiğimizi düşünelim ve çeyrek final oynadığımız sezondaki gibi 18 puan aldığımızı kabul edelim. Bu durumda gelecek seneye 61 puanla başlıyoruz. Yani 30. sıraya çıkıyoruz. Avrupa liglerinde çok büyük sürprizler olmazsa 3. torbada kalmak demek bu. Ondan sonraki sezon yine aynı performansı gösterip 18 puan alsak bile puanımız sabit kalıyor yani yine 2. torbaya çıkamıyoruz. Oysa geçen sezon Avrupa Ligine devam edip 12 puan alsaydık bu sezon CL'de göstereceğimiz iyi puanın ödülünü hemen gelecek sezon alabilecektik. Puanımız 70'in üzerine çıkacaktı ve 2011-12 sezonunda CL'ye katılırsak 2. torba şansımız olacaktı.
Şu andaki duruma bakınca 2. torbaya girmemiz için 3 sezon üst üste çok iyi performans göstermemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Yani 3 sezon üst üste CL'ye katılırsak gruptan çıkmamız gerekiyor. Pek gerçekçi bir hedef olmadı ama aynı puanları gruplarda 3. olup Avrupa Liginde devam ederek de toplayabiliriz. Zaten artık Avrupa'da istikrarlı başarıya sadece puan için ihtiyacımız yok, en büyük beklenti bu.
Young Boys gibi takımlara elenmek görüldüğü gibi sadece olmayan isimlerinden dolayı ciddi bir problem değil. Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki şansı orta vadede çok büyük zarara uğradı. Bunu belki başka bir yazıyla anlatmak gerek ama Fenerbahçe'ye lazım olan destansı seriler, mucize şampiyonluklar değil. Young Boys'a elenmeyen, her zaman 2. torba potansiyeli olan, ligin iki devresinde 40 puan barajını istikrarla yakalayan bir takım gerekiyor. Gelen şampiyonluğun sevinciyle efsanevi ilan edilen sezon, 7 sezon sonra Avrupa'da en düşük puan alınan, galibiyet görülmeden kapatılan bir sezondu.
Devamı ...
27 Ağustos 2010
Fenerbahçe 1 - PAOK 1
AL 26/08/2010
UEFA Avrupa Ligi' nde 1-0 yenildiği ilk maçın rövanşında Kadıköy' de PAOK karşısına çıkan Fenerbahçe, normal süresi 1-0 biten maçın uzatma dakikalarında yediği gole cevap veremeyince 1-1 biten maç sonrası elendi.
PAPAZIN ÇAYIRI: Bu, yeni bir kimlik arayışında olduğu söylenen Fenerbahçe daha ilk testte Young Boys karşısında Şampiyonlar Liginden elenerek başarısız olmuştu.
Sıra testlerin ikincisindeydi. Deplasmanda 1-0 kaybedilen maçın rövanşında Volkan, Stoch ve Alex' e ilk on birde yer veren Aykut Kocaman en azından kadro bazında kimseye söyleyecek söz bırakmamış oldu.
Fenerbahçe karşılaşmaya olması gerektiği gibi başladı. Kara Yılan daha ikinci dakikada seyirciyi selamlayabilirdi, olmadı, vuruşu auta gitti. Gol için geliyordu Fenerbahçe ama PAOK daha beşinci dakikada karşı bir atakla ’yapma’ dedi.
Bu uyarı sonrası bir boşluk.
25’ de Stoch ceza alanının sol köşesinden sağ ayağıyla çok iyi vurdu. Böylesi şutlar auta gitmemeli hatta direkten de dönmemeli; ya gol olmalı ya da mükemmel kurtarılmalı. Kresic mükemmel kurtardı.
Trabzon maçındaki ilk yarı sonu baskısını boşuna bekledi taraftar. İlk yarı başladığı gibi bitti: 0-0
Fenerbahçe ikinci yarıya gerektiği gibi başladı.
50’de de bunun meyvesini aldı. Emre defanstan seken topa ceza alanı dışında nefis vurdu: 1-0
51’ de tur gelebilirdi ama Mehmet Topuz’ un vuruşunda Kresic topu kornere çeldi.
Gol sonrası PAOK taraftarı trübünde yaptıklarıyla beni utandırmaya başladı. Aradaki fark bir denizin iki yakasında olmaktan fazlasıymış meğer.
56’ da Alex ceza sahası içinde rakibinden topu kaptı, bekletmeden kaleye vurdu ama top kaleci Kresic' te kaldı.
59’ da Gökhan Gönül sağ kanattan ceza sahası içine girdi, yerden kaleye sert vurdu ve kaleci Kresic çeldi.
61’ de PAOK hayalini kurduğu kontrayı yakaladı. Filomeno Savunmanın arkasına atılan topla buluştu, ceza sahası içine girdi uzak köşeye yerden sert vurdu ama kaleci Volkan' ı geçen top direğin dibinden auta çıktı.
65’ de Stoch’ un pasında Alex topla ilerledi, ceza sahası içine girer girmez kaleye sert vurdu ama top az farkla yandan auta çıktı.
77’ de hayal edilen kontraların ikincisi geldi: Lino sol kanattan ceza sahasına ortasını yaptı, Salpingidis topla buluştu dönerek şutunu vurdu ama kaleci Volkan' dan seken topu Bilica son anda kornere gönderdi.
85’ te Niang sağ kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi, Gökhan Gönül kaleciyle karşı karşıyada sert vurdu ama top yan ağlarda kaldı.
Sonrasında gol olmayınca tur atlayacak takım on beşer dakikalık iki uzatma devresinin sonuna kaldı.
102’de Lino indirdiği topta defansın arkasına sarkan Muslimoviç' ten Lugano gelmeden iyi vurdu: 1-1
Bu golden sonra artık iki gole ihtiyacı olan Fenerbahçe tek atak dahi yapamadı.
118’ de Gökhan Gönül geleneksel çizgiden top çıkarışını yapınca maçın skoru da kendini belli etmiş oldu: 1-1
Böylece Fenerbahçe karşılaştığı ikinci testte de başarısız olup ’süper’ ligimize döndü. Şimdi sorulması gereken şu; Türkiye de Şampiyon olmayı yeterli görenlerden misiniz?
Ya da başarı kriteriniz şampiyonluk mu?
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Paolo Tagliavento, Massimiliano Grilli, Mauro Tonolini (İtalya)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Andre Santos, Mehmet Topuz (91 Özer), Cristian (106 Gökhan Ünal), Emre (75 Selçuk), Stoch, Ale, Niang
PAOK: Kresic, Boussaidi (75 Sznaucner), Contreras, Malezas, Lino, Sorlin, Pablo Garcia, Fotakis (91 Koutsianikoulis), Vierinha, Salpingidis, Filomeno (83 Muslimovic)
Goller: Emre / Muslimovic
Sarı kartlar: Mehmet Topuz, Lugano / Boussaidi, Malezas, Pablo Garcia, Muslimovic
Devamı ...
20 Ağustos 2010
PAOK 1 - Fenerbahçe 0
AL 19/08/2010
UEFA Avrupa Ligi play-off ilk maçında Yunanistan' ın PAOK takımına konuk olan Fenerbahçe, Vieirinha' nın ayağından yediği golle 1-0 mağlup oldu.
PAPAZIN ÇAYIRI: Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Young Boys' a elendikten sonra yoluna UEFA Avrupa Ligi' nde devam eden Fenerbahçe, farklı kazandığı Antalyaspor maçının ardından Young Boys maçlarındaki kötü futbolu taraftarına unutturmak için Selanik’ e gelmişti.
Ama Stoch, Emre ve Bilica’ nın eksikliği kadar ‘aynı deniz - aynı yüz’ e rağmen altı çizilip duran farklılık(!) nedeniyle de maça tedirgin başlamak zorunda kaldı.
10’ da Gökhan Gönül sağ taraftan etkili geldi, önünü boşaltıp ortasını yaptı. Ancak kaleci Kresic Semih' ten önce çıkıp topa sahip oldu.
18’ de PAOK golü buldu. Top Garcia’ nın sağ taraftan yaptığı ortayı uzaklaştırmak isteyen Andre Santos’ tan sekti ve arka direkte Vieirinha' nın önünde kaldı. Bekletmeden güzel bir vuruş yapan PAOK’ un Brezilyalısı topu ağlara yolladı: 1-0
20’ de Andre Santos ceza sahası dışından iyi vurdu, kaleci Kresic güçlükle çeldi.
Golden sonra beraberlik için PAOK kalesine yüklenen Fenerbahçe, tıpkı Young Boys maçında olduğu gibi hücum ve defans olarak ikiye ayrılınca tehlikeler yaşamaya başladı: 28’ de Contreras' ın soldan ortasına Salpingidis kale sahası içinde dokunamadı, 39’ de Müslimoviç’ in arapasına Saplingidis yetişemedi, en tehlikelisi 45’ teydi; hızlı kullanılan serbest atış sonrası Volkanla karşı karşıya kalan Müslimoviç’ in vuruşunda top Volkan’ ı geçti ama Gökhan Gönül çizgi üzerindeydi.
Böylece ilk yarı PAOK’ un 1-0 üstünlüğü ile sonra ermiş oldu.
Fenerbahçe ikinci yarıya Semih-Niang değişikliğiyle başladı. Bu kan değişikliği herkese iyi geldi. Fenerbahçe Kara Yılan’ ın oyuna girmesiyle rakip kalede baskı kurmaya başladı.
49’ da Alex sol kanattan ortaladı ama arka direkte Mehmet Topuz vuramadı. Top Niang 'ın önünde kalsa da kaleci Krasiç ellerini kullanıyor olmanın avantajından faydalandı.
52’ de Mehmet Topuz' un harika frikiğini kaleci kornere çelebildi. Bu Kayserispordan tanıdığımız ve yaşı geçkince evli barklı iki erkeği birbirine düşüren Mehmet Topuz’ un vuruşuydu. Kullanılan kornerde PAOK oyuncuları topu uzaklaştıramadı ve top Selçuk'un önünde kaldı. Onun vuruşu zayıf kalınca kaleci Kresic kurtardı.
58’ de Niang'ı düşüren Vitolo ikinci sarıdan oyun dışında kalırken, kullanılan serbest vuruşta Alex kaleyi düşündü, kaleci Kresic bir defa daha topu kornere çeldi.
68’ de Gökhan Gönül sağdan ortaladı, Niang indirdi ama topu önünde bulan Selçuk etkili bir vuruş yapamadı.
Niang' ın oyuna girişi ve peşi sıra gelen taktiksel değişiklik rakibinin on kişi kalmasıyla birleşince rakip sahaya yerleşen Fenerbahçe bir türlü gole ulaşamadı. Yine de son dakikalarda tur her iki takım içinde gitti geldi.
90’ da bana göre sahadaki en manidar şey olan Papazoglou kalenin bir metre önünden yaptığı vuruşta topu üstten auta yolladı.
90+2’ de Fenerbahçe Niang' ın vuruşu savunmadan sekti ve Mehmet Topuz' un önünde kaldı. Mehmet Topuz kaleci Kresic ile karşı karşıya bu pozisyonda topu kalecinin ayaklarına nişanladı. Dönen topta Gökhan Gönül’ ün şutu üstten auta gitti.
Maç da ilk yarıdaki golle 1-0 sona erdi.
Her şey bitmiş değil. Çünkü oynanacak en az bir doksan dakika daha var. Yine de yüzlere dikkat ettiğiniz mi diye, sormak isterim size. Sizce de ‘papazoğlu' iki halkın ne kadar birbirine benzediğini, farklılıkların altı ne kadar çizilirse çizilsin aslında bir farkın olmadığını ortaya koymuyor mu?
PAOK 1-0 FENERBAHÇE
Stat: Toumba
Hakemler: Manuel Grafe, Volker Wezel, Markus Haecker (Almanya)
PAOK: Kresic, Boussaidi, Pablo Garcia, Vitolo, Salpingidis (85 Papazoglou), Muslimovic (60 Sorlin), Malezas, Contreras, Lino, Vierinha, Ivic (79 Flameno)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Lugano, İlhan, Andre Santos, Mehmet Topuz, Cristian, Selçuk (80 Gökhan Ünal), Caner (69 Özer), Alex, Semih (45 Niang)
Gol: Vieirinha
Sarı Kartlar: Iviç / Caner, Semih, Lugano, Andre Santos
Kırmızı Kart: Vitolo
Devamı ...
27 Şubat 2010
UEFA Sıralamasında Son Durum
Avrupa Ligi'nde ilk maçında ardından bu seneden ne beklememiz gerektiğini, grup maçlarının ardından da sıralamada ne kadar yükselebileceğimizi yazmıştık. Hafta içi bu maceraya son verdik ve arkamızdaki takımların durumu da belli oldu. 5 sezon önce aldığımız 10 puan yerine 12.5 puan aldık, sadece 2 puan yükseldik ve sıralamadaki yerimiz muhtemelen bir sıra değişecek. Son durum şöyle
Geçen seneye 35. başlamıştık, UEFA gruplarında ikinci torbaya girmiştik. Avrupa Ligi için ikinci veya birinci torbanın çok farklı olmadığını anladık. Önemli olan CL'ye katılırsak gireceğimiz torbaydı. CL'de muhtemelen 3. torbada olacağız. Bu sene sonunda 2. torbaya çıkma ihtimalimiz vardı, geçen sene 2. torbanın son takımı Glasgow 28. sıradaydı. Şu anda 33. sıradayız. Arkamızda olan ve devam eden takımlar Stuttgart ve Atletico Madrid. Stuttgart Barcelona'ya elenir diyelim, Atletico Madrid devam etse bile bir sıra ineriz. Ondan sonra Lille var ve 10 puan gerimizdeler, finale çıkarlarsa bizi yakalıyorlar. Yani bu seneyi büyük ihtimalle 33. veya 34. sırada bitiriyoruz. Tabloya bakınca CL'de 2. torbaya girmemiz mucizelere bağlı oldu.
Asıl kahrolmamız gereken 2 puan daha alsak 5 sıra birden tırmanacak olmamız. Yani ikinci Lille maçını 1-0 kazansak ve Liverpool'dan 2 maçta 1 beraberlik alıp elensek bile 28. sıraya kadar çıkabiliyorduk. Şimdi Ajax, Olympiakos, Glasgow gibi takımlar CL'ye katılırsa bizi torbalarda bir aşağı sıraya itiyor.
Gelecek sene, son 5 sezonda aldığımız en düşük ikinci puan olan 6.8 siliniyor. Yani Avrupa'da gelecek sene yine 12 puan alırsak muhtemelen ilk 25'e giriyoruz.
Devamı ...
23 Aralık 2009
Fenerbahçe Avrupa'da Yükselişte
Daha önce Bu Grup Gelecek Seneye Yatırım Olmalı başlıklı yazıyı yazarken grupta ikinci maçımızı oynamıştık ve deplasmandaki diğer maçlarının tümünü kazanacağımıza ihtimal vermiyorduk. Grubu ilk maçtan sonra tam puanla kapatmak gelecek seneler için büyük şans oldu. Şu anda tırmanışa geçmiş durumdayız, sene başında 35. başlamıştık, aşağıda da görüldüğü gibi 4 sıra tırmandık.
Listeye baktığımızda büyük bir şans daha, hemen bir sıra üzerimizdeki Ajax ve iki sıra üzerimizdeki Juventus'un bibririyle eşleşmiş olması. Lille maçlarından birisinden alacağımız galibiyetle kupalarda olmayan Tottenham'ı da geçmiş olacağız. Lille'i elersek Juventus-Ajax eşleşmesinden elenen takımı ve 26. sıradaki Rangers'ı da geride bırakıyoruz. Yani en az 3 sıra daha yükselip en kötü 28. sıraya yerleşiyoruz.
Daha önce de yazdığımız gibi geçen sene CL ikinci torbasının son takımı 28. sıradaydı ve 56.575 puanı vardı. Eğer Fenerbahçe Lille'i elerse hemen hemen aynı puana ve en kötü aynı sıraya yükseliyor. Tabii bu gelecek sene Şampiyonlar Ligi'ne katılsak bile ikinci torbadan kuraya girmemizi garanti etmiyor. Gelecek sene CL'ye katılacak takımların hangileri olacağı da önemli, fakat en azından kendi şansını yaratmak Fenerbahçe'nin elinde.
Bu sene bu kadar puan toplayacağımızı hiç beklemiyordum. Bu noktaya kadar gelmişken Lille'i de elersek çok iyi olacak. Ardından Liverpool'a elenebiliriz fakat şanssız kura yüzünden elenmiş oluruz, en azından gelecek sene için yeteri kadar puan toplamış, iyi kuralar çekmek için yerimizi açmış oluruz.
Devamı ...
2 Ekim 2009
Bu Grup Gelecek Seneye Yatırım Olmalı
The two points for the group stage of the Europa League are a minimum and will not be added to the points obtained during the group stage. So, all participating teams get at least some qualification or bonus points.Yani; UEFA Avrupa Ligi'nde gruplara katılım için verilen 2 puan takımın alacağı minimum puan ve gruplarda alınan puanlara eklenmeyecek. Yani gruplara kalan bütün takımların katılım için minimum bir puan almaları sağlanıyor.
Avrupa Kupalarında galibiyetlere 2 puan, beraberliklere 1 puan veriliyor. Bu bahsettiğimiz UEFA takım sıralamasındaki puanlar tabii. UEFA Avrupa Ligi'nde gruplara kalırsanız bonus olarak 2 puan alamıyorsunuz. Grupların sonunda 1 galibiyet ya da 2 beraberlikten az almışsanız minimum 2 puan veriliyor. Fakat örneğin grubu 3 galibiyet, 3 mağlubiyetle yani 6 puan alarak tamamlamışsanız o zaman 2 puandan fazla aldığınız için bu bonus 2 puan olarak eklenmiyor ve grubu 6 puan alarak tamamlıyorsunuz. Şampiyonlar Ligi'nde ise durum farklı, gruplara kalana bonus olarak 3 puan her durumda ekleniyor. Ayrıca anladığım kadarıyla UEFA Avrupa Ligi'nde tur atlamaya da bonus verilmiyor (net bilgi bulamadım bu konuda, o yüzden emin değilim). Yani puan kazanmak için sürekli maç kazanmak gerek.
Fenerbahçe ilk galibiyetini ve 2 puanı aldığı için bu bonus artık geçersiz, şu anda 2.76 puan almışız. 2 dünkü galibiyete, 0.76 da ülke puanından gelen bonus. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş bu sene bir miktar puan alıp ülke puanına katkıda bulunacak ve 0.76 muhtemelen 1-2 puan arası bir yere çıkacak. Yani şu anda 3-4 arasında bir puan garanti.
Daum lig maçlarında yapmadığı rotasyonu 3-4 oyuncu ile Avrupa Ligi maçlarında yapıyor. O yüzden bu seneden çok beklentimiz olmasın. Tek beklentim takımın en azından grupta alabileceği bütün puanları alması, böylece gelecek sene Avrupa'daki kuralar için puan toplaması.
Bu seneye böyle girdik. Biliyorsunuz UEFA Avrupa Ligi'nde ilk torbaya giremedik, ikinci torbanın ilk takımı olduk. Şampiyonlar Ligi'nde ise ikinci torbanın son takımı Glasgow Rangers'ın 56.575 puanı vardı. Fenerbahçe'nin Avrupa'da kısa vadede hedefi CL'nin ikinci torbasına girmek olmalı.
Bu sene dün itibariyle durum şu
Geçen seneki puanla CL ikinci torbasına gireceğimiz garanti değil ama böyle varsayarsak 13 puan daha gerekiyor, yani en az 6 galibiyet 1 beraberlik daha. Deplasmanda çok zor galip geldiğimiz düşünülürse çok zor. Grupta evdeki kalan iki maçı kazanıp kalan iki deplasmanda bir galibiyet alsak ve şanslı bir kura çekip gelecek turda bir maçı da kazanıp deplasmanda berabere kalıp tur atlarsak 9 puan topluyoruz. Yine 4 puana ihtiyacımız olacak, o da bir dahaki turu da geçmek ve çeyrek finale çıkmak demek. Çeyrek final demek beklentimiz olmasınla çelişen bir nokta, oraya ulaşırsak beklentimiz de olur hedefimiz de. Yani şu andaki durumumuzla gelecek sene CL'de ikinci torba takımı olmak pek gerçekçi bir hedef olmuyor.
Yukarıdaki son fotoğrafta geçmemiz gereken takımlar da var. Steaua zaten bizim grubumuzda ve iyi gitmiyorlar, onları grupta geçmek demek bu tabloda da geçmek anlamına gelecek. Atletico Madrid'in CL grubunda APOEL var, o yüzden Avrupa Ligi'nden devam ederler, geçmemiz zor. Bordo iyi gidiyor CL'de, bu sene onları da geçmek zor. Panathinaikos GS'nin grubunda, dün galip geldiler, muhtemelen çıkacaklar gruptan. Fiorentina da Debrecen'le aynı grupta, en kötü Avrupa ligi'nden devam ederler. Ajax kötü başladı Avrupa Ligi'ne, iki maçta iki puan aldılar. Sporting 6 puanla başlamış, Juventus'u geçmemiz imkansız, Marsilya CL'de grup sonuncusu olup elenecek gibi.
Yani baktığımız zaten önümüzdeki takımlardan Steaua, Panathinaikos, Ajax, Marsilya geçebileceğimiz takımlar, üstümüzde an itibariyle Avrupa'da oynamayan Espanyol, Schalke ve Tottenham da var. Yani biraz da şansla 7 sıra yükselmemiz ve 29. sıraya yerleşmemiz mümkün, fakat bunun için de minimum 54.5 puan gerekiyor. Geçen sene Glasgow'un 28. sırada olduğunu dikkate alırsak 54.5 puanla da CL ikinci torbasına girme şansımız olur. Bu da yukarıdaki hesaptan iki eksik puan demek, yani 1 eksik galibiyet. Fazla bir faydası olmuyor, nereden baksanız yine çeyrek finale çıkıyor o kadar puan.
Daum ve takım bu sene Avrupa'yı önemsemiyorsa bile gelecek sene CL'yi önemsesin. Biraz da şansla ikinci torbaya girersek büyük avantaj olur. O yüzden Sheriff'den 1 puan iyi değildir, Allahtan kazandık. Şu gruptan en az 4 galibiyet 1 beraberlik ve 9 puan çıkarmak gerekiyor.
Devamı ...
17 Eylül 2009
Kazanmak Gerek
Twente maçını kaybetmek 5 maç daha oynanacak grupta umutları bitirmeyecek ama kazanırsak büyük avantaj yakalayacağız. Birkaç sebebi var. Birincisi rakiplerin adımızı duyunca hâlâ iki sene önceki Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini hatırlamaları. Böyle maçlarda rakibin ismi ve imajı takımın oyun yapısına direkt etki yapıyor. İsmimizden çekinerek çıkacak Hollandalı bir takım kendi liginde bol bol alıştırmasını yaptığı hücuma dayalı futbol yerine sağlamcı bir anlayışla çıkarsa kendi sahamızda baskı yapmamız kolaylaşır. Baskı geldikten sonra da Fenerbahçe asıl güçlü tarafı olan hücumcularının teknik becerilerini kullanma fırsatı yakalar. Bizim bu "grubun abisi" takımı imajını sağlamlaştırmak için bu ilk maçı almamız gerek, o zaman oynayacağımız diğer maçlar da kolay olacak.
İkinci nokta ilk torbadan en iyi takımlardan birisini çekmemize rağmen üçüncü torbadan Twente gibi diğer takımlara oranla güçlü bir çekmiş olmamızın yarattığı dezavantajı tersine çevirmemiz gerektiği. Twente liginde maç kaybetmedi ve formdalar, zaten ne kadar teoride fikirler sonraları tutmasa da birçok insan gruba ilk baktığında rakibin Steaua değil Twente olacağı söyledi. Bir anlamda gruptaki en ciddi rakiple kendi evimizde oynuyoruz ve üstlerine çıkmak istiyorsak kazanmamız gerekiyor.
Üçüncüsü fikstürün bizim için avantajlı olduğu. İkinci maçımız her şartta yenmemiz gereken Sheriff. Bu maçı kazanırsak ikinci maç sonunda 6 puanımız olacak ve büyük ihtimalle puan farkıyla liderlik konumunda olacağız. Hemen sonraki maç da Bükreş deplasmanında, oraya 6 puanla rahat çıkarsak en kötü bir beraberlikle dönersek ve 4. maçta içeride Steaua'yu yenerek işimizi halletmiş oluruz. Fikstür bize bu açıdan büyük avantaj sağlıyor fakat bu senaryonun en kritik noktası Twente ile evimizde oynayacağımız maç. Onu kaybedersek durum tam tersine döner, 3. maçta çıktığımız deplasman ölüm kalım maçına dönerse çok zorlanırız.
Dördüncüsü ilk maçın futbolculara vereceği öz güvenin kalan maçlar için motivasyon unsuru olacağı. İki sezon önce evimizde İnter'e karşı aldığımız galibiyet çeyrek finalin yolunu açmıştı, o galibiyeti alamasak çok daha farklı gelişirdi her şey. Bu bütçeyle ve bu imkanlarla bu grupta evimizde hiç puan kaybetmemiz gerekiyor. Bunun ilk adımı da yarınki karşılaşma olacak. Gruptan evimizde tam puanla çıkarsak 2 sene önceki gibi "evinde yenilmez" bir turnuva çıkarabiliriz, bu da gelecek turlarda önümüzü açar.
Sakat oyuncumuz yok, yabancı sınırı da yok, Emre de cezalı değil. Tam kadro çıkacağız. Defansımız Bursa maçında çok iyiydi, aynı şekilde oynarlarsa kazanacağımızı düşünüyorum. Tek sıkıntı Kazım olabilir, yerine Mehmet Topuz'un başlamasını istiyor herkes fakat sanırım Daum Kazım'ı tercih edecektir. Alex'in ne kadar istekli ve hırslı olacağı ve Guiza'nın kaç tane pozisyonu harcayacağı da her zamanki gibi Fenerbahçe'nin oyununu belirleyecek. Bu grup ve fikstür bizim için büyük fırsat, umarım bu fırsatı iyi kullanarak başlarız.
Devamı ...