5 Ağustos 2010

Vizyonlular



Dünkü maçı izlemedim bile. D-smart peşinde koşacak gücüm de yok isteğim de. Fenerbahçe yayın gelirleri çok düşükmüş gibi hazırlık maçlarını ve ön eleme maçlarını tutup farklı bir şifreli platforma satmaları kulübü yöneten anlayıştan tam olarak beklediğim bir hareket. Beş yüz bin dolar zarar etme pahasına Lig tv veya şifresiz bir kanala satmak ve bu nispeten az önemli maçları taraftarların da izlemesini sağlamak gibi bir hedefleri yok. Aziz Yıldırım Fenerbahçesi için önemli olan 1 kuruş da olsa fazla kazanmak.

Tabii Tanjeviç hamlesi gibi, konulan uydurma hedefler gibi yalanları bize vizyon genişlemesi olarak sunanlar bu anlayışı da vizyon değişimi olarak anlatıp şöyle diyeceklerdir; Fenerbahçe'nin çağ atlaması için maddi olarak çok güçlü olması gerek, önce maddi çağ atlamayı yaşayalım, sonra taraftarın gönlünü ederiz. Bunun büyük bir yalan olduğunu da ortalama sentez yeteneği olan bir insan kolaylıkla anlayabilir. Her sene teknik adamlara ödenen milyonlarca eurolar, artık kulüplerin Fenerbahçe ismini görünce bonservis pazarlığını 10 milyon eurodan başlatması, gelen yabancıların 2 milyon eurodan aşağı imza atmaması aslında bilet paralarıyla, formalarla, birkaç yüz bin dolar için 20 türlü şifreli kanala mahkum edilen taraftarlarla kazanılanlarla elde edilenlerin sokağa bol bol atıldığının resmi.

Fenerbahçe'nin başına teknik direktörlük başarısının ne olduğunu bilmediğimiz bir hoca getiriliyor. Fenerbahçelidir, 1 senedir takımın başındadır diye ses çıkarmıyoruz, bari Aykut'un başını yemeyelim, bari Aziz Yıldırım'ın sene sonunda günah keçisi olacak hocaya biz destek çıkalım diyoruz. Diyoruz da ses edilmeyecek gibi değil. Aykut Kocaman 1 senedir sportif direktör. 1 senedir futbolcu falan izlediği söyleniyordu. Fenerbahçe'nin bu maçta forveti kim? Semih. Ayakta durmaya dermanı olmayan Semih. Fenerbahçe Gyan için uğraşıyormuş, Gyan ismi Dünya Kupasından sonra duyuldu, 1 sene falan izlemeye gerek yoktu. Maliyeti yüksek gelince Niang ismi ortaya çıktı, onun teknik direktörü "Ligin başlamasına bir hafta kala oyuncu mu satılır?" demesinden anlıyoruz ki onunla da 2 aydır falan uğraşmıyormuşuz, Gyan olmayınca geçen günlerde çıkmış ortaya. Yani 1 senedir sportif direktör olan sayın Aykut Kocaman'ın elinde bir forvet listesi falan yok. Gyan için 15 milyon euro'ya yaklaşan teklif yapılmış ve daha fazla isteniyormuş. Yani transfere harcayacak 15 milyonunumz var. Yani 1 senedir oyuncu izleyen teknik direktörümüz tüm dünyada 15 milyon euroya alınabilecek iyi bir forvet bulamıyor. İşte yerli teknik adam vizyonu.

Fenerbahçe geçen sene şampiyonluğu hangi arada kaybetti? Lugano sakatlandığında. Demek ki Lugano'ya iyi bir alternatif yokmuş. Yerine kim alında? İlhan. Lugano'nun yerini tutacak oyuncunun milli takım formasını bir kere giymişliği yok. Aziz Yıldırım'ın pek sevdiği Deivid gönderilip yerine bir stoper yedeği alınamıyor. Artık Fenerbahçe şampiyonlar liginde yok. İşte büyük yönetim vizyonu.

Gyan için önerilen paranın 15 milyon euroya yaklaştığını duyuyoruz. Niang kariyerimin son iyi sözleşmesini yapmak istiyorum, izin verin gideyim diyor. Fenerbahçe artık Avrupalıların Katar Ligi oldu. Parayı basar alırım zihniyetinin takımı getirdiği nokta bu. Her sene bonservis rekorları kırılıyor artık, üstelik takımın kalitesi düşerken. Altyapı sorumluları Aziz Yıldırım'la arası iyi olan eski futbolcular. Bonservislere yüzlerce milyon dolar ödenirken en son bonservis geliri elde edilen futbolcu Anelka oldu. Büyük bir transfer başarısı diye tanıtılan o alım satımdan da 4-5 milyon dolar civarında bir kar elde edildi. Aragones'in tazminatını bile karşılamıyor.

Kulübün kısa vade için de uzun vade için de bir planı yok. Mali kongrede borçlanarak büyüme gibi bir plan sunuluyor, takım 20 sene önce Cannes'a, 10 sene önce MTK'ya elenirken bugün Young Boys'a eleniyor. Büyümeden anlaşılan bu. Türkiye Liglerinde oyuncu takip eden, raporlayan kim var bilmiyoruz, varsa işini nasıl yapıyor anlamıyoruz. Selçuk Şahin ve Önder Turacı gibi adamlar neredeyse 10 seneyi devirecek bu takımda. Yüz binlerce futbolcu arasında bu kadar kötü oyunculardan daha iyileri bulunamadı.

Şimdi Aykut Kocaman Alex'e sallıyor, Aziz Yıldırım antremanları kurmaylarıyla takip eder ve sorunlar çözülmüş olur. Lig başlamak üzere; Fenerbahçe forvetsiz, stopersiz, sağ beksiz oynuyor. Avrupa'da ligler başladığından oyuncu almak iyice zorlaştı. Takımlar Avrupa Kupalarında play-off maçları oynayacağından 2 hafta sonra oyuncu almak imkansız hale gelecek. Taraftarımız da en naif duygularıyla önündeki 2 ayı bile planlayamayan yönetimden ve teknik adamdan Avrupa başarısı bekliyor. Aykut'un 1 seneyi bile görmesi mucize, fakat bu sefer teknik adamın yanında yönetimi götürmesi en büyük dileğim. Herhangi bir başkan Fenerbahçe'yi daha kötü yönetemez.
Devamı ...

18 Haziran 2010

Daum Konusunda Sorular



Yönetim dün Daum'la ilgili ilginç bir açıklama yaptı. Daum kalacak ama bütün yardımcıları kovuldu ve Daum'un karşı çıktığı sportif direktörlük devam edecek, ayrıca Daum'dan savunma istenecek deniyor. Açıklamanın anlamı şu; Daum'u göndermek istiyoruz fakat tazminatı çok ağır geldi, fakat biz rezil, kepaze, amatör bir yönetim olduğumuz için adamın yardımcılarını kovup üzerine her tür baskıyı yaparak istifa ettirmeye çalışıyoruz.

Bir kez daha Aziz Yıldırım yönetim anlayışı sahnede. Hatta yakında Daum bir şekilde istifa ederse borsaya 8 teknik direktör ismi verilir bunlarla görüşüyoruz diye, daha sonra bir ay önce sözleşme imzalanan hoca ile Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedeflendiği anlatılır bize. Şimdi Daum'a her türlü laneti okuyan ve yönetimi haklı bulan, Daum'u karaktersizlikle suçlayan taraftarlara sorular.

1. Futbol şubesi yapılanması gereği başında Aykut Kocaman var. Takımın başarısızlığı nedeniyle Daum'un gitmesini istiyorsanız neden Aykut Kocaman'a karşı değilsiniz?

2. Bu sezon son hafta şampiyonluğu kaçıran Daum fakat son 5 senede sadece 1 kez şampiyon olunurken 3 farklı teknik adam var ve yönetim aynı. Başkanın istifasını neden istemiyorsunuz?

3. Zico'nun ne suçu vardı diye Zico'yu özleyenler Daum lige 5 hafta önce havlu atsa Daum'u mu özlemle anacaktı? Şu anda Daum'a yapılanın Zico'ya yapılandan farkı nedir?

4. Daum yerine önerebildiğiniz en uygun ismin Aykut Kocaman olması size çok komik gelmiyor mu?

5. Daum'u istifaya zorlama yönteminin ve bu belirsizliğin Fenerbahçe'ye en az 2 sezona daha patlayacağını görmüyor musunuz? En büyük suçlunun gerçekten Daum olduğunu düşünecek kadar biat mı ettiniz führerinize?

Daum'u ve Guiza'yı kovunca dertleri bitecek bu takımın. Emin olun bütün başarısızlıklardan sonra teknik direktör kovan büyük başkan Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman'a tüm futbol işlerini devredip gözü kapalı 10 senelik sözleşme imzalayacak ve arkasında duracak. El ele seneye Şampiyonlar Ligi kupasıyla tur atacaklar İstanbul sokaklarında. Tatlı rüyalar hepinize.
Devamı ...

17 Haziran 2010

Aykut Kocaman Teknik Direktör Olursa



Pek şaşıracağımı söyleyemem. Aziz Yıldırım yönetiminin bugüne kadar yaptıklarına uygun düşen bir karar olur. Varılacak böyle bir kararı teknik açıdan veya Aykut'un teknik adam olarak yeterliliği açısından bile tartışmaya gerek yok. Aykut'un camiaya gelişi, aldığı görev ve şu anda içinde bulunulan durum nedeniyle Aykut bu görevi kabul ederse mesleğine olan saygısını da göstermiş olur. Yönetimin bu tür alaturkalıklar yapmasına ise artık şaşıran yok.

Aykut ismini tamamen unutalım, sportif direktörün kim olduğu önemli değil. Sene başında "profesyonel bir yapılanma" gereği sportif direktörlük kurumunun kurulduğu ve başına Aykut Kocaman'ın getirileceği söylendi. Real Madrid gibi kulüplerde işleyen bu sistemden anladığımız şu; sportif direktör hocaya destek verecek, yönetim ve teknik kadro arasındaki bağlantıyı kuracak, bütçe-transfer dengesini yakalacayak, futbolun bir numaralı adamı olacaktı. Daum'un iddiasına göre sportif direktör bunları yapmamış, aksine teknik adamı dengelemeye çalışan bir güç gibi çalışmış. Daum'un haksız olduğunu kabul edelim şimdilik.

Aykut'un Daum'un ayrılmasıyla boş kalan teknik adamlık konumuna getirileceğini düşünelim. Bu hamle şu ana kadar yapılmış ve ileride yapılacak bütün kurumsal hamlelere ihanettir. Bunun anlamı şudur "Takımda görev alan bütün profesyonel çalışanlar aslında başka bir çalışanın yedek alternatifidir". Futbolcu açısından düşünüyorsunuz; sene boyunca bir numaralı patron olması gereken insan teknik direktörünüzle anlaşmazlığa düşüyor ve biliyorsunuz ki teknik direktörünüzün alternatifi hep orada, Demokles'in kılıcı sallanıyor tepesinde. Takımda disiplin sağlamak, futbolculara söz dinletmek imkansız hale gelir. Takım kendi içinde taraflara bölünmeye başlar.

Bu hamle ayrıca bütün kurumsal kimliklere de zarar verir. Aykut bir sene boyunca sportif direktörken bir sene sonra teknik adam olarak görev yapmaya başlar. Bu durumda sportif direktörlük görevine başka bir insan mı getirilecek? Aykut bir sene önce yaptığı göreve karşı nasıl bir sorumluluk hissedecek? Eğer kimse getirilmezse bu kurum en başta neden kurulmuştu? Sadece insanlara Aykut ismini göstermek ve geçen seneki başarısızlıktan sonra sus payı vermek için mi?

Aykut'un teknik adamlığı konusunda çok fikrim yok, iyi bir teknik direktör de olabilir. Çok da önemli değil zaten. Eğer teknik direktörlüğe getirilirse bunun camiaya olan zararı çok daha derin olur. Hem kendi kimlikleri, hem kulüpteki kurumsal kimlikler büyük zarar görür ve bu zararın etkileri de uzun vadeli olabilir. Artık belli ki suçlu yine Daum oldu ve gönderilecek, fakat yerine kim getirilirse getirilsin en kötü hamle Aykut olur, Aragones'in geri getirilmesini bile daha olumlu karşılarım.
Devamı ...

31 Mart 2010

Sırt Numaraları Üzerinden Nostalji



Aslında benim Beşiktaşlı olmam da çok mümkün gibiydi. Çocukluğumun büyük bir bölümü Cihangir'de geçtiğinden, İnönü Stadı'nda atılan gollerin sokağımızdaki dörtköşe taşlara yansıyan sesleri ile büyüdüm. Bir de Juventus o yıllar çok popüler bir takımdı. Siyah beyaz, alımlı bir formanın göğsünde altın sarısı bir yıldız. Çok şık duruyordu.

Bakın şunu direkt hafızadan yazıyorum buraya: 1-Zoff 2-Gentile 3-Cabrini 4-Brio 5- Bonini 6-Scirea 7-Bettega 8-Tardelli 9-Rossi 10-Platini 11-Boniek

Bu kadroyu ve bir de yine aynı yılların Polonya milli takım kadrosunu ezbere sayıyordum. Hatta bu kadrolar uzun yıllar sonra dağılınca bile bir kadınla aşk yaparken (Papazın Çayırı'nda böyle diyorum) geç gelebilmek adına onları saydım ben içimden.

Şu an yazarken ne olduğunu bilmediğim konuyu dağıtmayacaksam eğer, 11 numara Zbigniew Boniek'i bu kadroda ayırdım hep bir köşeye. Nedense 11 numaraları sevdim ben en çok futbolda. Rummenige... Karl Heinz Rummenige... Sonra Laudrup... Bir de Beşiktaş'ın Şekerbegoviç'i mi vardı ne? Ve tabii ki Aykut Kocaman. Fenerium'dan aldığım her formanın numarası 11 oldu Aykut yüzünden.

Bak mesela 8'i o kadar sevemedim. Rıdvan çok gördü bize kendini. Sürekli sakatlıklarından 8'e ısınmaya vakit bulamadım. Hristo Stoichkov ile ne güzel de pekişirdi bu sevgim oysa.

23'ü de sevmeye fırsat vermediler. Kaçırdılar adamı, gitti. Sonra ben yalan dolan işler için açtığım mail hesaplarında hep o adamın kokain kaçakcısı bir Güney Amerikalıyı çağrıştıran ismini ve sırt numarasını kullandım. Bazen 23'ü kendi doğum yılımın son iki rakamı ile değiştirdim. Biraz duygusal bir touch vereceksem yazıya, yaşanmamış bir aşk diyebilirim o eşşek sıpasıyla olan kısa beraberliğe.

Hep sevdiklerim mi? Hayır, 2'ler var mesela. GS li İsmail var bu 2'lerden. Milli takım kampında 11 Aykut'un Selçuk'un ayağını kıran İsmail. Ama 2 sevgisizliğim GS'li İsmail'den mi, yoksa İlker Yağcıoğlu'ndan mı, onu hala bilemiyorum.

Bu nostaljiye Galatasaray'dan katacak birşey bulmakta zorluk çekiyorum. Saçını briyantinle taramış bir Metin Oktay, eski film yıldızları kadar stil sahibi olsa da yeteri kadar bir retro feeling vermiyor. Sorry... Suç belki onda değil, son 10 yılın Galatasarayındadır. Geçmişini hatırlatmak için bugün de varolmalısın.

Ha, ben niye mi Beşiktaşlı olmadım? Sevdiğim bir Galatasaraylı bunun sebebini bana söyledi. Harfine dokunmadan:

Senin içindeki kazanmacı ve lider ruhunla Beşiktaş gibi bir takımı tutman mümkün olmazdı

Devamı ...

6 Haziran 2009

Fenerbahçe "Daum ve Aykut" olsun


daum aykut

Daum ve Aykut konusunda teknik, taktik içeren yazıları daha sonraya saklayalım, şu anda resmileşmese de birçok kaynak tarafından doğrulanan Daum-Aykut ikilisinin Fenerbahçe'nin teknik kadrosunu oluşturacağına dair haberleri başka bir yönüyle inceleyelim. Dün Mehmet Topuz transferinde yaşanan gelişmeler bize yol gösterici olmalı, gelecek sezon sadece sahaya çıkan 11'in değil kulübün ağızlardan düşmeyen kurumsallığının ve profesyonelliğinin de değişip geliştiği bir sene olmalı. Bunun olması için şartlar müsait, bu devrimi Türkiye'de yapabilecek tek takım Fenerbahçe ve Daum - Aykut ikilisi bunun için biçilmiş kaftan.

Daum 3 sezon Fenerbahçe'de, ondan önceki sezonlarda da Beşiktaş'ta görev yapan bir teknik adam. Maç öncesi veya sonrasında, maç sırasında herhangi bir kavgaya, bir tartışmaya bulaşmışlığı yok. Maç sonrası hiçbir rakip teknik adam hakkında çirkin açıklamalar yaptığı, başka bir kulübü çirkin sözlerle itham ettiği görülmedi. En gergin günlerde bile hem saha içinde hem de dışında sükünetini korudu. Bu açıdan ismi geçen bir başka teknik adam olan Lucescu'ya hep tercih ettim kendisini. Diğer yandan Aykut'un Türkiye'deki imajının en önemli öğesi efendiliği ve futbol camiasında aklı başında konuşan bir elin parmaklarını geçmeyen isimlerden olması. Eğer iddialar doğruysa ve gerçekten teknik heyetimiz gelecek sene bu iki isme emanet edilecekse polemiklere bulaşmayacak, sadece sahada oynanan oyunla ve kendi futbolcularıyla ilgilenecek, rakipler hakkında çirkin yakıştırmalarda bulunmayacak bir teknik heyetimiz olacak.

Diğer taraftan yönetim de son yıllarda polemiklerden uzak duran bir yapıya büründü. Basın açıklamalarını artık Mahmut Uslu gibi heyecanlı isimler değil Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu yapıyor. Diğer kulüplerle ağız dalaşına girilmiyor. Hıncal Uluç gibi yazarlar hâlâ yönetimi kızdırıyor fakat onlar hakkında da fevri açıklamalar eskisi kadar yapılmıyor.

Dün yaşanan Topuz transferi karmaşası Fenerbahçe yönetimi için yeni bir başlangıç olabilir. Fenerbahçe tamamen hukuğun gereklerini yerine getirip Kayserispor ile anlaşıyor. Bu arada hukuksuz biçimde oyuncu ile konuşan Beşiktaş erkenden anlaşmayı duyuruyor. Bu olayda şu ana kadar yapılan tek hata Fenerbahçe yönetiminin Topuz'la hiç konuşmadan Kayserispor ile anlaştığını duyurması. Şu anda sorun Kayserispor ve Beşiktaş arasında, Fenerbahçe buna müdahil olmadan izlemeli. Yapılanın zorbalık olduğunu savunan Beşiktaş yönetimi haklı olduğuna emin ama buna rağmen alelacele oyuncuya forma giydirip fotoğraf yayımlamaktan geri kalmıyor. Diğer taraftan 100 yıllık kulübün en büyük yetkilisi forum ağzına başvurup rakibine açıkça "ezik" diyor. Topuz'un menajeri ise Tv'ye çıkıp lütfen Fenerbahçe de anlayış göstersin diyerek adeta yalvarıyor.

Fenerbahçe yönetimi sükunetini korumalı. Özellikle bu "ezik" tepkisi Beşiktaş Kulübü ve yönetiminin seviyesinin nerede olduğunun en güzel göstergesi. Fenerbahçe temel olarak Kayserispor ve Beşiktaş arasındaki sürtüşmeye fevri açıklamalar yaparak katılmamalı. Özellikle Beşiktaş başkanının dengesiz hareketlerine cevap verilecekse en sade ve sakin dille cevap verilmeli, aynı seviyeye inilmemeli. Geçen sene boyunca Galatasaray çeyrek finalini bile kalamadığı UEFA kupasını alacağını iddia ederek yönetiminden futbolcusuna bütün üyeleri ile Fenerbahçe'yi kışkırtmaya çalışmıştı. Fenerbahçe yönetimi bu kışkırtmalara cevap bile vermeyerek seviyesini düşürmemişti. Şu anda içinde bulunduğumuz durum ondan daha çirkef çünkü karşımızda daha çirkin bir camia ve daha çirkef adamlar var.

Fenerbahçe Topuz transferinde doğru olanı yaptı. Bundan sonra da seviyesiz camiaların seviyesiz tartışmalarına dahil olmadan işine devam etmeli. Aragones de Zico da çok beyefendi insanlardı, rakipleri hakkında tek bir açıklama yapmamışlardı. Şimdi de Daum ve Aykut geliyor. Sportif direktörlük doğruysa Aykut futbol şubesinin sportif işlerinde büyük yetkilere sahip olacak. Daum ve Aykut zaten Fenerbahçe teknik adamlarının kendi işlerine bakma geleneğini devam ettirecektir. Kalan kısmı için de top yönetimde. Onların artık Beşiktaş, Hıncal Uluç, Erman Toroğlu seviyesine inmelerine gerek yok. Transfer ve sportif konular sportif direktöre bırakılsın, gerekli açıklamarı o yapsın. Yönetimimiz de Topuz transferinde olduğu gibi hukuki ve profesyonel süreci takip ederek gerekenleri yapsın. Kısacası Fenerbahçe Yıldırım Demirören değil Daum ve Aykut olsun...
Devamı ...