20 Mayıs 2012

İçindeki "Hizmet" Aşkı Bambaşka Olanlar



Talat "The Ben Divan Başkanı'yım. Sen kimsin?" Yılmaz
&
Ahmet "The Gelinin Babasından Fenerbahçe'ye Bir Yönetici" Ketenci

Bir an için bu isimlerin, Aziz Yıldırım dışında birisi tarafından Fenerbahçe yönetimine aday gösterildiğini düşünelim.

Herhalde cumartesi günkü "kongre" adlı nümayişin üzerine bir de bu olsa, kızılca kıyamet kopardı. Ama şimdi hiçbir şey olmadı.

Yaşananları satranca benzetenler, düşmanı tartmaktan söz edenler, dönemsel bir hareket olduğunu dillendirenler ve neler neler. Şüphesiz bir şeyler biliyorlar.

Lâkin bizler öyle her şeye hakim kimseler değiliz. 27 Mayıs'ı, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı ve aralardaki teşebbüslerin arka planını yıllar sonra, o da nispeten, kitaplardan, belgesellerden öğrenen normal halk gibi, dünyadan haberi olmayan normal Fenerbahçelileriz.

O yüzden merak ediyoruz ve soruyoruz.

Aç parantez; Aziz Yıldırım'a değil bu soru. O mahpustur. Çeken bilir. Çekene şahit olan da bilir. Mesela ben o kabilden, 14 aylık bir şeyler bilirim askerliğimin geçtiği Askeri Cezaevi'nin yüzü suyu hürmetine.

Hani o aylardır esip gürleyenler, kongreden sonra susanlar var ya. Şimdi dili taharet musluğunun yakın arkadaşına kaçanlar hani. Soru onlara.

Madem böyle olacaktı, o kadar fırtına neden koptu?

Bir soru da 3 Temmuz'un temkinli kanaat önderlerine:

Başbakan'ın "terörist" dediklerine "serseri" derken, miting organize eder gibi yapıp sonra "Taksim'e çıkmayın" derken, tam gaz üzerimize gelinirken "Aman siyasilere sert çıkmayın. Süreç lehimize işliyor" derken, bu zamanların altını mı yapıyordunuz ablalarım ve abilerim?

Helal olsun hepinize!

Devamı ...

19 Mayıs 2012

Sanat Sanat İçindir. Fenerbahçe Halk İçindir.



Sanatın ne için olduğu hususu "Geyik Top 10" listesindeki yerini siyasiler sayesinde daha bir sağlamlaştırırken, Fenerbahçe kongresi bugün Fenerbahçe'nin ne olduğunu ortaya koydu.

Büyük bir kısım yönetim kurulu üyesinin dut yemiş bülbüle dönmesine, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay'ın "mızrağa çuval dikme" uğraşına ve korkudan titreyen Divan Başkanı Talat Yılmaz'ın sisteme muhalefet eden insanları susturma çabasına rağmen Fenerbahçe kongresi ayağa kalktı ve "Fenerbahçe'nin karşısına cümbür cemaat de gelseniz fark etmez. Siz kimsiniz de bize zulmediyorsunuz?" dedi.

Bugün Fenerbahçe, bu savaşı mütarekeye falan gerek kalmadan, açık ve seçik kazanmıştır. Bütün cephe komutanlarına ve savaşçılara selam olsun.

"Ulan nasıl olsa bizi içeri almadılar. Bize dokunmasınlar da yüz bin yaşasınlar" diyen muhalefet.

"Şimdi yönetimdeyiz diye bizi de içeri almasınlar lan. Kaçabilirsem kaçayım, kaçamazsam da ses etmeyeyim" diyen yöneticiler.

"Ben aldığım paraya bakarım aga. Eski kaptanmışım falan gılırımda olmaz" diyen kolpadan efsaneler...

"Taksim'e çıkın. Yok yok, bizi emniyete çağırdılar. Sakın çıkmayın" diyen sürekli tornistan şuursuz kitle koordinatörleri (!)

"Siyasi süreç bizim lehimize işliyor. Fenerbahçeli dediğin sağduyulu davranır. Saçmalamayın sakın" diye racon kesen 3 Temmuz sonrasının meşhur ve kıtıpiyos kanaat önderleri.

Hiçbiri duruma uyanamadı. Uyansa da korktular, cepheye gelemediler. Oysa vakt erişti, Fenerbahçe camiası "Gayrık yeter" dedi. Bir kere dendiğine göre, İsrafil'in sûrunu urma, mahlûkatın yerinden durma zamanıdır. Artık toprağın nabzı başlayacak, hepimizin nabızlarında atmaya. Ne kendi nefsimizi koruyacağız, ne düşmanı kayıracağız! Dağları yırtıp ayıracağız! Kayalar kesip, yol eyleyeceğiz âb-ı hayat akıtmaya. Aynı o destandaki gibi.

Ve Gülbank'taki gibi... Adüvden korkmadık, korkmayız hiçbir zaman!

buraya sonuç kısmı Devamı ...

27 Ağustos 2011

Fenerbahçe Üyeliği Halka Açılsın.



Evet, yine bu fotoğraf. Çünkü bendeniz için Fenerbahçe'nin halk olmasını bundan daha özel ve güzel anlatan bir resim yok. Bugünlerde, bazı sözlerin hakkını verme zamanı geldi. Bu yolda Fenerbahçe taraftarı için, Star Wars'da Darth Maul'un yaptığı gibi "At last we will reveal ourselves to the Jedi. At last we will have revenge" diye giderlenip, sonunda amaca ulaşmadan ikiye kesilmek yok. Ne olursa olsun, başarmak var. "Fenerbahçe büyüklüğü şampiyonluk ve kupa büyüklüğü değildir" cümlesini düşmanlara; "Fenerbahçe halktır" tabirini ise kendimize kanıtlamak zorundayız.


Limon'a, Hıbır'a, Pişmiş Kelle'ye ve sair mizah dergilerine, kağıt masrafları yüzünden gelen ve ufak özürler eşliğinde biz okurlara duyurulan ince zamlara burulduğumuz öğrencilik zamanları geride kaldı. "Gitti yine harçlıktan insanlık için küçük ama benim için büyük bir meblağ" bayrağını şimdi yeni nesiller taşıyor. Bizim kuşakların artık mesai kovalar hale gelmiş "mizah dergisi müdavimlerinin bir çoğu" ise her hafta bayiiden "Leman-Penguen-Uykusuz" troikasını indirirken, kafasının bir kenarına koyduğu 6 lirayı, bakkal amcaya toka etmekle meşgul.

Büyümenin, bir kariyer inşa etmenin veya bir sosyal yaşantıyı ince ince dokumanın raconu, "Bas bas paraları Leyla'ya"dan geçer. Yani nakit akar gider ama...

Kütüphaneyi açıp baktığında, kaba bir hesapla bayağı bir tutmuş kitapları yan yana görmenin keyfi paha biçilmezdir. "Alfabetik mi dizsem, tarihe göre mi ayırsam? Kemal Tahir'leri, Stephen King'lerle yan yana koysam da tefsir ciltlerini içeriden buraya mı taşısam?" derken iki saat geçiverir de "Ulan vakti boşa harcadık" demezsin.

Evdeki meskun mahallerden birine özenle yerleştirilmiş dergilerden, defalarca okuduğun için neredeyse ezbere bildiğin bir yazıyı tekrar gözden geçirmeye karar verirsin ama o dergiyi çekip alana kadar bir sürü başka sayıdan, bir sürü başka şeye dalarsın. Vakit gene, son 400 metreye giren Bold Pilot gibi geçer. Anlamazsın.

DVD'ler, figürler, koleksiyoncuların efemera dediği ıncık cıncık bir sürü şey, gezmek, tozmak, yemek, içmek... Varlığı bir dert, yokluğu yara olan sayesinde...

Birisi gelse ve dese ki " Hoşuna giden meşgalelerden bir meşgale, hobilerden bir hobi seçeceksin, ve bunun karşılığında sadece ayda 4 Lira 20 Kuruş vereceksin. Var mısın?"

Ne cevap vereceğimiz mâlum.

Ayda 4 Lira 20 Kuruş. Enteresandır, Fenerbahçe üyeliğinin bedeli de bu kadar.

"Ama bir de girerken 10.000 Lira veriyorlar" diyenleri duymamak mümkün değil.

Allah razı olsun onlardan. Para veren, altın bulsun.

Ama başka bir şeyden bahsediyoruz. Neden olduğunu açalım.

Yaşadığımız dramatik süreci anlatmaya gerek yok. Fenerbahçe taraftarları olarak, neler çektiğimiz ortada. Kulübün önündeki belirsizlik, ayakta kalmak için gereken maddi dayanakları da temelden sallanır hale getirdi. Bundan daha da önemlisi, kulübün tüzel kişiliğini temsil eden yönetim kurulunun, hareketsiz kalmakla hata yaptığını itiraf etmesiydi.

Bu atalet, önünde sonunda bir kitlesellik sorunudur.

Fenerbahçe camiasında, "yaşanan haksızlıklara" bihakkın isyan edenler yalnızca taraftarlar oldu. Yönetim kurulunun ve diğer tüm erklerin "başıbozuk" olarak değerlendirdiği taraftar kitlelerinin en son hareketi "Taraftar Kart" projesi. Bunun hareket noktalarından bir tanesi de Aziz Yıldırım'ın "1.000.000 Üye" düşüncesiydi. Türkiye şartlarında bunun çok da mümkün olmadığı bir gerçek ama her şeyin olduğu gibi bırakılması da gerekmez. Bu projeyle müthiş bir bağış / yarar sağlanacağı muhakkak ama yetmez. Yetmemeli. Daha büyük, daha net, daha "amaca müteallik" bir katılım sağlanmalı. Bunun adı da "Kulüp Üyeliği". Zira Fenerbahçe, azami fayda eşliğinde, sonuna kadar içselleştirdiği bir kitleye ancak üyelik yoluyla ulaşabilir.

"Hemen yarın üyelik giriş bedeli 3.000 Lira yapılsın. Aidatlar da 250 Liraya çıkartılsın" demek mümkün olmayabilir ama kısa zamanda buna benzer bir düzenleme yapılmalı. Fenerbahçe halka "dış kapının mandalı" olarak bakmamalı. Galatasaray'ın o her zamanki elitist - aristokrat, burnu büyük havalarının yanından geçmemeli. Bu rezil günler, en azından o gidişin durması ve Fenerbahçe'nin halkıyla bütünleşmesi için fırsat haline getirilmeli.

Yöneticilerin bile bunu duyduklarında "İsyan çıkar" demesi, halihazırdaki düzenin değişmesi gerektiğinin bir numaralı kanıtıdır.

Belli başlı kongre üyelerinin aidatlarının "muhalif ya da muktedir" olan "başkaları" tarafından ödendiği, "Selamünaleyküm kör kadı" kabilinden, herkesin bildiği ama pek kimsenin konuşmadığı bir gerçek.

Yani uzun lafın kısası;

Sıradan taraftarlar ve kendi aidatlarını kendisi yatıran kongre üyeleri, her türlü kaynağı yaratıp, sayısız fedakarlık ile bütün eylemlerin içerisinde oradan oraya koşturuyor ama bazı "muhalefete ya da iktidara yakın güdümlü ağaların, beylerin, hanım ablaların" aidatı toptan ödensin diye Fenerbahçe'ye üyelik daha kolay hale getirilmiyor ve üye aidatları komik denecek kadar ucuz tutuluyor.

Bu düzen sona ersin. Fenerbahçe halkla bir olsun. Haksızlığa isyan Fenerbahçelinin karakteriyse, halksızlığa isyan Fenerbahçe ruhunun alamet-i farikasıdır.
Devamı ...