22 Mayıs 2008
2007-2008 Sezonu ve Transfer
Aslında transfer konusunda bir yazı yazmak için oturmuştum bilgisayar başına ama mevcut sorunlardan bahsetmeden transfer konusunda yazmak hastanın yüzüne bile bakmadan reçete yazmaya benzeyecekti. Bu sezondur, hatta son iki sezondur yanlış giden bir şeyler var. Bunun tespitini yapmak özellikle Avrupa'da alınan tarihî başarıdan sonra hiç kolay değil. Bu sorunu analiz edebilmek için bütün rakamları önümüze sermemiz, takımın neleri yapamadığını düşünmemiz ve bu sorunların nasıl çözüleceği hakkında fikirler üretmemiz gerekiyor.
Rakamlarla başlamak gerek. Geçen sene 70 puanla şampiyon olmuşuz, içeride alınan 38, deplasmanda alınan 32 puan var. Galatasaray'ın ve Beşiktaş'ın deplasmanda 51 puanın sadece 21'ini Trabzon'un 18'ini alabildiği düşünülürse geçen sezon iyi bir takımın ligi erkenden bitirmesi işten bile değildi ama geçen sene son haftalara kadar lig yarışı devam etti. Beşiktaş'a deplasmanda kaybedilecek bir puan bizi bir şampiyonluktan daha edebilirdi. Öncelikle böyle bir sezonu şampiyonluk nedeniyle başarıyla tamamlamışız gibi algılamak büyük bir hataydı. Galatasaray ve Beşiktaş gibi iki takımın deplasmanda alınabilecek 51 puandan sadece 21'ini alması her zaman olacak bir mucize değil. Bu sene iki takım da deplasmanda 37 puan aldı, hatta Sivas bile 33 puan alarak bitirdi. Geçen sene şampiyon olduğumuz 70 puanı bu sezon alsak ligi 4. bitiyor ve UEFA kupasına bile katılamıyorduk.
Bu gerçeklere ve son iki sezonunlarında 24 gol atıp, 13 asist yapan takımın önemli güçlerinden Tuncay ve 12 asist yapan Ümit gitmesine rağmen takım başarılıymış, her şey yolundaymış ve yabancılar uyum sürecini atlatınca uyumlu ve sistemi işleyen bir takım oluşturulmuş gibi bir hava yaratıldı. Peki neydi bu havayı yaratan? Birincisi gelen şampiyonluktu elbette, bir sezon önce yaşanılan şokun etkisiyle de bu şampiyonluğa büyük anlam yüklenmiş, ligin lider bitirilmesiyle başarılı olunduğu düşünülmüştü. İkinci etken 100. yılın stresiydi. Böyle bir sezonda kaybedilecek bir şampiyonluk bir önceki sezonun şok etkisini arttırır, içinden çıkılmaz bir kaosa girilebilirdi, işte bu stresin sonunda gelen şampiyonluk büyük bir başarıydı. Aynı şekilde 100. yılda amatör branşlarda alınan başarılar da gelince rekorlar kırıldı ve mükemmel bir yüzüncü yıl yaşanmış oldu. Bütün bunlar oynanan kötü futbolun unutulmasını sağladı. Son olarak, bence en önemli faktör, Roberto Carlos transferiydi. Dünya basınında yer bulan bu transfer futbolun gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından birisini bize canlı canlı Fenerbahçe forması ile izletecekti ama bu transferin amaçladığı prestij ve sansasyonun olumsuz bir yönü ortaya çıktı; kaybedilen önemli oyuncular, oynanan kötü futbol unutulmuş, Roberto Carlos transferi ile takımın çağ atladığı ve zaten başarılı olan bir takımın böyle bir transferle şahlanacağı düşünülmüştü. Oysa geçen sene içeride oynanan Manisa, Denizli, Bursa, Sivas; deplasmandaki Antalya, Kayseri maçlarına bile bakmak yeterli olacaktı eksikleri analiz etmek için. Bu maçların hepsinden sonra "hayatımda izlediğim en kötü Fenerbahçe'ydi" ve "bu hafta gitti artık şampiyonluk" laflarını duyabilirdiniz, inanmayan arasın baksın. Şampiyonluk ve bir transfer hepsini unutturdu.
Peki neydi kötü giden? Bu senenin rakamlarına bakalım. 34 maçta yenilen 37 gol ve deplasmanda kaybedilen 22 puan. Evimizde aldığımız 44 puanla bu alanda lideriz ama deplasmanda Sivas'tan bile az puan almışız. Üstelik ligde bizden az gol yiyen 5 takım var, ve lig 11.'si bile bizden az gol yemiş. Bir başka ilginç istatistik de 72 golle açık ara en fazla gol atan takım olmamız. Peki bu rakamlar ne ifade ediyor? Okuduğum, dinlediğim, duyduğum bazı teoriler şunlar:
1. Avrupa'da bu kadar başarılı olan bir takım ligde başarısızsa, İnter'i perişan eden takım küme düşen takımlara puan dağıtıyorsa bunun sebebi oyuncuların lige motive olmamasıdır.
2. Puan kayıpları çoğunlukla CL maçlarından sonra geldi, muhtemel sebebi de fiziksel yorgunluktu.
3. Oyuncularımızın çoğu genç ve Avrupa'ya ilk kez gelen veya daha önce gelip başarısız olanlardı. Bu yüzden Avrupa kupası maçlarında fazladan bir motivasyonları vardı.
4. Bir takımın İnter maçına da, Sevilla maçına da Kasımpaşa maçına da aynı sistem ve düzenle çıkması anlaşılır bir durum değil, sistemimiz buna uygun değil.
5. Kapanan takımları açamıyoruz, atak yapamıyoruz, ligde tek forvet oynayarak bunu başaramayız.
6. Brezilya stili futbol oynuyoruz, takım fiziksel olarak dirençli değil, takım savunması yapamıyor, kolay gol yiyoruz.
7. Takımda çok fazla yabancı olması nedeniyle sıkıntı çekiyoruz, Fenerbahçe için ligin önemini bir Türk oyuncu kadar iyi kavrayamıyorlar.
8. Bu hakemlerle şampiyon olamayız.
Gözümden kaçan başkaları da vardır fakat aklıma gelen belli başlı teoriler bunlardı. Her gerçeği açıklarken olduğu gibi bunu açıklarken de yukarıdakilerden sadece birkaç tanesi yerine hepsinin katkısı olduğunu -gereksiz olsa da- hatırlatmak gerek. Fakat bunlar ne derece doğru ve yeterli. Öncelikle madde 8'i bu noktada eliyorum. Sürekli federasyon ve hakemden şikayet etmek gerçekleri görmemizi engelliyor, teşhis koymamızı imkansız hale getiriyor. Ayrıca bu sene hataların Galatasaray'ın işine yaradığı doğrudur ama salt bunu sebep olarak alıp oynanan istikrarsız futbolu açıklayacaksak unutmayalım ki bu hatalar olmasa yine şampiyon olamayacaktık, Beşiktaş olacaktı.
Girişte iki sezondur aslında futbolumuzu geliştiremediğimiz gerçeğini göstermeye çalıştım. Bunun sebebi yukarıda sayılan sebeplerin bazılarının bize tam olarak doğruyu göstermeyeceğini açıklamaktı. Öncelikle CL sonrası maçlarda puan kaybettiğimiz ve bunun fiziksel yorgunluktan kaynakladığı iddiası var. Geçen sezon bu sezondan daha fazla puan kaybeden takım bu kadar üst düzey maçlara çıkmamış, Avrupa'da çeyrek final oynamamıştı. O yüzden her ne kadar kadronun derin olmaması nedeniyle CL maçlarından sonra sıkıntı yaşansa da tek başına başarısızlığı açıklamak için yetersiz bir neden. Benzer şekilde sadece "lige motivasyon olamıyorlar" demek de teşhis koymayı imkansızlaştırıyor. Bunun bizi götüreceği nokta müthiş bir kadroya sahip olduğumuz ve bir psikolog, hitabetini kuvvetli bir imam, ya da William Wallace transfer ederek ligi süpüreceğimiz. Fenerbahçe gibi bir takımın motivasyon sıkıntısı nedeniyle son iki sezonda tam 26 maçta yani maçların % 40'ında puan kaybetmesi mümkün değil. Bu sıkıntı 3 maçta puan kaybına neden olabilir 5 maçta da olabilir ama oyuncular maçların % 40'ında yaptıkları işe konsantre olmuyorlarsa kendimizi boşuna yoruyoruz. Tabii ki bu kanıyı güçlendiren en büyük etken Avrupa'da gelen başarıydı. Avrupa'da bu kadar iyi oynayan takımın oyuncuları ve sistemi işliyor demektir, ligde başarısız olduğuna göre ligi ciddiye almıyorlar çıkarımı bize motivasyon ekskliğini neden olarak sunuyor. Kuantum fiziğinden 100 alan öğrencinin klasik fizik dersinden kalmasını o sınavda dalgınmış demek diyerek açıklamak gibi. Oysa iki dersin konuları da farklıdır ve belli ki öğrenci klasik fizik konularını unutmuş, son senelerde bolca çalıştığı kuantum fiziğinde başarılı. Peki nedir bu unuttuğumuz konular?
Galatasaray maçı öncesi Derbide Ne Olur? yazısında Fenerbahçe'nin sezon boyu oynadığı oyun sisteminden bahsettim. Kısaca ana hatlarını hatırlamak gerekirse
Topu orta sahada tutan Fenerbahçe istediği zaman tempoyu arttırıp rakip yarı alanda seri ve isabetli paslarla istediği zaman gol pozisyonu üretebiliyor. Bu oyun düzeninin kendi alanına yığılıp savunma yapmayan, ileri çıkan takımlara karşı ortaya konması daha kolay... Fenerbahçe'nin oyununu bozacak bazı etkenler var. Birincisi bu sene oynanan kupa maçında da olduğu gibi rakip çok tempolu ve ileride sert baskıyla oyuna başlayınca takımın oyunun kontrolü tamamen yitirmesi. O kupa maçında daha 10. dakikada üç pozisyon bulmuş ve bir gol atmıştı Galatasaray. Aynı şekilde Sevilla deplasmanında 10 dakikada iki gol yenildi ve Chelsea daha 5. dakikada 1-0 öndeydi. Rakibin saldırganlığına cevap vermek yerine rakibi önce durdurmaya çalışan Fenerbahçe bunun bedelini özellikle defans oyuncularının basit bireysel hatalara meyilli olması nedeniyle ödeyebilir... Orta sahada baskıyla karşılaşan ve istediği paslaşmaları yapamayan Fenerbahçe'nin kanatları kullanması gerekiyor... Kısacası, Galatasaray maça baskılı başlayacaktır, ilk 15-20 dakika bu baskıya karşılık vermek için Fenerbahçe'nin oyun karakterinden vazgeçmemesi, oyuncuların bol bol koşması, pas için uygun alan yaratmaları ve topu mümkün olduğunca ayakta tutmakta diretmeleri gerekiyor. Galatasaray'ın 90 dakika maça başladığı direnci göstermesi fiziksel olarak imkansız olduğu için, kupa maçındaki gibi maçın ilerleyen bölümlerinde kontrolü ele alan, isabetli paslarla çıkmaya başlayan Fenerbahçe istediği baskıyı yaratabilir... Fenerbahçe golü bulacaksa Beşiktaş maçındaki gibi seri paslarla orta sahayı geçerek veya kanatlarda yapılan ortalarla bulacaktır. Kontra atak oynamaya uygun bir yapımız olmadığı için kontra ataklarla gol bulabileceğimizi de düşünmüyorum.
Bu sezon Avrupa kupalarında evimizdeki bütün maçları kazandık, peki bunun sırrı neydi? Hiçbir Avrupalı rakibimiz Kadıköy'e gelip tamamen defansif bir oyunla beraberliği alıp gitmek istemiyor. Hedefleri Fenerbahçe'yi kilitlemekten çok kendi futbollarını oynayıp Kadıköy'den puan çıkarmak oluyor. Chelsea maçı buna güzel bir örnek. İlk yarıda presle bizi kendi yarı alanımıza kapatmış, golü atıp soyunma odasına 1-0 önde girmişlerdi. İkinci yarı deplasman golünün önemine ve Fenerbahçe'nin etkisizliğine de güvenerek orta sahada bol pas yapıp oyun kurmamıza izin vermişlerdi. Sonunda oyunu Chelsea yarı sahasına yıkmış ve iki golü öyle bulmuştuk. Aynı şablonu Sevilla maçlarında da görmek mümkün. Rakip 90 dakika Fenerbahçe'nin oyununu bozmak yerine oyunun belli bölümlerinde Fenerbahçe'nin oyununu presle bozup yorulunca dikkatle defans yaparak orta alan hakimiyetini bize veriyordu. Hücum gücü genelde orta sahadaki oyuncuların yaratıcılıkları ile sınırlı olan Fenerbahçe de maçta rahat pas yapıp orta saha oyuncularına boş alanlar bulduğunda yaratıcılığını ortaya koyuyor ve çoğu jeneriklik goller buluyordu.
Peki orta sahada bol pas yapıp oyunu sabırla rakip sahaya yığmaya çalışan bu sistem neden ligde çalışmıyordu? Çünkü ligde oynadığımız takımlar bir plan çerçevesinde gol atmak veya futbol oynamak değil sadece Fenerbahçe'yi durdurmak niyetindeler. Peki bu rakipler için kolay oluyor mu, çoğu zaman evet. Üstelik tek forvet yerine çift forvet oynayalımla çözülemeyecek kadar büyük bir sorun bu. Fenerbahçe'yi durdurma planının ilk aşamasında 2 adet hücum yönü zayıf defansif orta sahanın önünde oynadığı için hücum organizasyonlarının beyni olan Alex'i kilitleme var. Ankarasporlu Hürriyet taktiğiyle tekme tokat ya da kalabalık orta sahada bir adamın Alex'e yapışıp maç boyu fazladan yorulmasıyla mümkün bu. Kalabalık orta sahanın fizik gücü zayıf Fenerbahçe'yi durdurması için sürekli koşması, topu kovalaması yeterli. Yoğun presi aşmak için gerekli olan şey yetenekli futbolcular. Hızlı düşünüp hemen pas verecek oyuncularla baskı durdurulabilir, hatta bu paslar ileriye olursa baskı yapan takım büyük sıkıntı yaşar fakat takımda bu düzeyde yeteneği olan sadece Alex ve Deivid. Deivid'in top kayıplarına bakılınca da sadece yeteneğinin de bu baskıyı kırmakta yeterli olmadığı anlaşılır. Bu yüzden herkesin diline dolanan oyunun iki yönünü de oynayabilen kuvvetli orta saha oyuncularına ihtiyaç var.
Orta sahada durdurulan Fenerbahçe kilidi açmak için çözüm üretemiyor. Bu sene Kezman yerine Drogba gelse de, ligde çift forvet oynasak da bu değişmeyecekti. Birkaç maçta kanatları da kullanarak bu sorunu aştık ve çok iyi futbol oynadık, fakat Uğur ve Kazım'ın istikrarsızlığı, Deivid'in hiçbir kanat oyuncusu özelliği olmamasına rağmen kanatta oynaması ve Roberto Carlos veya yerine oynayan Wederson'un hücuma çok az katkı vermesi nedeniyle kanatları neredeyse hiç kullanmadık. Deivid de ortaya çekince orta sahanın ortasına yığılmış ve biraz boşluk bulsak da oynasak diyen oyuncuların beyhude çabasına kaldık. İki sezondur derbilerde gelen başarının sırrı da bu. Beşiktaş bize karşı oynarken Manisa gibi orta sahaya yığılıp pas trafiğimizi kesmekten çok kendi hücum planını işletmeye çalışıyordu mesela. Fakat Galatasaray zayıf noktamızı bu sezon keşfedip bize karşı Anadolu takımı gibi oynamaya başlayınca (lig maçı buna güzel bir örnek) oynadığımız son üç maçı kazanamadık.
Ayrıca iki sezondur kontraatakla bulduğumuz gol sayılı. Takım yavaş ve genel olarak fiziği zayıf oyunculardan oluşunca ortaya çıkan bir sorun bu. Zico geçen sene Rıdvan'la yaptığı röportajda kendi ağzıyla "Biz hızlı oynayamayız, sistemimiz bu" diyince Rıdvan söyleyecek kelime bulamamıştı. Bu yavaşlık ve fiziksel zayıflık sadece kontraatak yapmak için değil, orta sahayı kilitleyen takımları açmak için de şart. Baskı yapan oyuncuyla kavga edecek, topu saklayacak ve isabetli pasla baskıyı çözecek oyuncularımız yok. Ayrıca orta sahada Alex'in veya Deivid'in 3 adamı birden oyundan düşürecek bir bel hareketi ve pasını beklediğimiz anlarda oyunu kanatlara yayacak, kanatlarda da çizgiye inecek, orta yapacak oyuncular gerekiyor.
Bu kadar fazla gol yenmesinin sebebi de kişisel olarak yetenekli olsalar da 2 sezondur sürekli kademe hatası yapan defans oyuncuları. Çok yavaş olmaları ve birinci kalecimiz Volkan'ın 3 maçta bir skandal kötü bir gol yemesi de üzerine eklenince bu kadar fazla gol yememiz çok normal. Orta sahada yapılan aşırı fazla top kayıpları hücum gücünü baltaladığı gibi koşmayan ve fiziksel olarak yetersiz takımımızın hızlı ataklar yemesine sebep oluyor.
Kısacası, bu kadar fazla puan kaybı sadece motivasyon kaybıyla açıklanamaz. Ligde başarılı olacak bir kadro yapımız ve oyun sistemimiz yok ve en ciddi sıkıntımız hücum alternatiflerimizin sınırlı ve oyuncuların performansına bağlı olması. Şimdi transfer mevsimi ve bu sorunları çözmemiz gerekiyor. Şu ana kadar atılan adımlar umut verici değil. Bu yazı çok uzun olduğu için transfer konusuna birkaç gün içinde başka bir yazıyla değineceğim.
Devamı ...
20 Mayıs 2008
“Biz seni kupaların için sevmedik ki”
Daha maçın onuncu dakikası ve televizyonu geç açtığım için kadroları bilmiyorum. Hemen ilk iş sağ üst köşede skora baktım: Fenerbahçe:1 – Galatasaray:1.
10 dakikada iki gol olmustu ve ben ikisini de görememiştim ama aklıma takılan ilk golu kimin attığıydı. Bizim olmamızı umdum, zira derbilerde geriden gelip maçı almak o kadar kolay değildi. Ben bunları düşünürken 12. dakikada sağdan açılan ortaya Ilhan Parlak kafasını nefis uzattı, Aykut’un çaresiz bakışını hatırlıyorum. Farka gideceğiz dedim içimden, neden İlhan’ın derbide ilk onbirde oynadığını aklıma bile getirmeden.
Kaldı ki kahvaltı için uyandırmasalar eminim farka gidecektik. Derbilerde rüyayı gerçekten farksız kılacak ezici bir üstünlüğümüz vardı çünkü, neden yine 6 atmayalım ki.
Rüyayı bir işaret sayıp ilk yazımı yazayım dedim, diğer yazar dostlarımı daha fazla gücendirmeden. Aslında Papazınçayırı’nı kuran 5 arkadaşın dostluğu dünyayı kurtarmayı düşündükleri ilk-gençlik hezeyanlarına kadar uzanır. En büyük ortak paydaları futbol değildir, maalesef Fenerbahçe de değildir. Kıçımızı kaldırıp diğer ortak paydalarımız üzerine de bloglar açana kadar şimdilik Fenerbahçe konuşacağız. Bu ülkede, daha da ileri gidelim koca dünyada kötü giden onca şey varken iyiye giden nadir şeylerden biri üzerine konuşmanın konformizmine kaptırmışızdır kendimizi belki de. Yine de futbol yazmanın gereksizliğinde ısrarcı olanları Tanıl Bora’ya havale edeceğiz. O dünyayı kurtarmaya bizden daha yakındır, anlaşılır bir açıklama yapabilir.
Bizler yaşları itibariyle en şanslı Fenerbahçeliler sayılabiliriz. Bizim kişisel Fenerbahçe tarihimiz tam da Fenerbahçe’nin dibe vurmuşken tekrar yükselişine denk gelmiştir. Daha çocuk yaşta hezimetlerle test edildiğimiz için Fenerbahçe’ye olan sevgimizin basit bir kupa ya da şampiyonluk sevgisi olmadığı aşikardır. Sigma Olomuc’tan 7 tane yerken ne kadar Fenerliysek, Sevilla’yı elerken de o kadar Fenerliydik. Her geçen yıl daha iyisini bekledik takımımızdan her taraftar gibi ancak işin güzel tarafı aldık da. Her sene daha büyük bir dunya yıldızı ister olduk. Mesele ezeli rakibimizi yenmek değildi artık, kaç tane atacağımızdı. Sadece futbol da değildi mesele her branşta başarıya alıştık. Daha önemlisi sadece başarı da değildi mesele, kupa aritmetiğinin çok ötesinde bir altyapı hamlesi, tesisleşme, televizyonuyla Fenerium’uyla dünya markası olmanın hazzıydı bu. Ancak Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğuyla gözleri kamaşıp cimbomlu olan kardeşlerimiz aksine her sene daha kötüsü olmasın diye dua etmişlerdir. Hatta daha ileri gidip o yıl Galatasaraylı olanlar kendilerini lanetli, uğursuz addedebilir. Ancak Galatasaray’ın kazandığı şampiyonluklara rağmen her sene daha da kötüye gitmesinin açıklaması bu mistik, batıl referanslarla yapılamayacak kadar somut ve bizim yapmamızı gerektirmeyecek kadar bizden uzak ve ilgisiz.
Yine de bazen neler hissettiklerini merak ettiğim de oluyor. 2005-2006 sezonunun kapanış maçını bu blogun yazarı olan Fatih’le birlikte izledik. O olaylı Denizli maçını. Denizli taraftarının attığı konfetiler sebebiyle maç iptal edilecek kadar gecikmişti hani. Bu sayede Galatasaray taraftarları kendi maçlarını bitirip bizim maçı izlemeye geldiler. O maçın ardından neler hissettiler, bunu merak ederim işte. Benim için o 15 dakika hayatımın en tatsız anlarından biridir. Maçtan sonra Fatih’le maçtan aklımızda kalan ve hep kalacak olan yegane enstantanenin Appiah’ın direkte patlayan kafası olduğunda hemfikirdik. Şampiyonluğun gidip geldiği andı.
Bu sezonun düğümünün çözüldüğü Galatasaray derbisinden sonra aklımızda kalacak, yıllar geçse de hatırlanacak enstantane Volkan’nın Edu’nun sırtına abanıp topu tokatlamaya çalıştığı andır. Şampiyonluğu tam da orada kaybettik. Ne eksik ne de fazla. Bakmayın Galatasaraylı oyuncuların “biz daha çok istedik” diye zırvalamasına. Her iki takımda da kimse o maçı daha az isteyemez . Dahası kimse şampiyonluğu daha az isteyemez. Herkesin üzerine düşeni yaptığı maçlar bol gollü maçlar değildir, aksine berabere bitmeye yazgılıdır. O yazgıyı da çoğu kez basit bir hata bozar, biz de futbolu bu yüzden çok severiz, yenilen tarafta olsak bile. Koca bir sezonun gelip düğümlendiği maçın tek golü de Volkan’ın hatasıyla geldi. Lakin biz 2 sene önce üzüldüğümüz kadar üzülmedik. Galatasaraylılar da belki bunu merak eder.
Fenerbahçe tarihinin belki de en keyifli sezonuydu. Fenerbahçe hiç bu kadar güçlü bir takım olmamıştı. Avrupa arenasında hiç bu kadar kişilikli oyun oynamamıştı. Çıtayı hiç bu kadar yükseltmemişti. Lakin bu kadar başarılı bir sezonu hiç kupa almadan tamamladı. Buna rağmen mutluyuz, keyifliyiz. Bunu bir Galatasaraylının neden anlayamayacağının ipucunu mt isimli yorumcu aethewulf’un yazısına yaptığı yorumda vermiş zaten "islam çupi şiirleri eksik kalmış bu arada. "fener çok büyük, bize rakip olamüyürler :((" falan hoş olurdu. onu yapın bi ara.". Onun gibilerin futbola bakışı, yorumlayışı, takım tutma meselesi basit bir kupa aritmetiğinden ibaret o vakit. O yüzden İslam Cupi onlarda yankı bulmuyor ve basit bir espri malzemesi olabiliyor. Biz ise ona hürmetle, iyi günümüzde de kötü günümüzde de tekrarladığımız sözünü buraya, tam da bu yazının tepesine yazıyoruz: “Biz seni kupaların için sevmedik ki”.
Oysa bu sezonun şampiyonundan geriye Avrupa’nın 2. sınıf takımından 5 yenerek veda edilen UEFA macerası, sezonun hatırı sayılır bir kısmında nezle olduğu için takımın başında olamayan ve oyuncuların isyanıyla şekilsiz biçimde gönderilen bir antrenör, borca battık nidaları arasında bilmem kaç paraya Alex’i katlar diye getirilip oynatılamayan bir Dunya yıldızı(?), şampiyonluk şerefine Boca Juniors’tan aynen apartılıp, bestelettik diye yutturulan bir marş ve seyircinin ilgisiyle depresyona giren kafesteki aslan kaldı. Madem İslam Cupi’leri yok, onların da Nihal Atsız’ı olsun: “Bizim takımda yabancı yok, hepimiz çiftetelli oynüyürüz..”
Devamı ...
11 Mayıs 2008
Trabzonspor 2 - Fenerbahçe 0
TSL 10/05/2008
NTVSPOR ve Ajanslar
Trabzonspor, Turkcell Süper Lig'de son haftaya şampiyonluk umuduyla giren Fenerbahçe'yi 2-0 mağlup etti. Yattara ve Umut'un golleriyle sahadan galip ayrılan bordo-mavililer, Fenerbahçe'yi 12 maç sonra mağlup etti.
Bu sezon ligde erken havlu atan Trabzonspor, Turkcell Süper Lig'de son haftaya şampiyonluk umuduyla giren Fenerbahçe'yi 2-0 yendi.
Avni Aker Stadı'nda oynanan mücadelenin ilk yarısında etkili bir futbol ortaya koyan bordo-mavililer, 30. dakikada Yattara ve 45. dakikada Umut Bulut'un sayılarıyla sonuca gitti. Sezonu 49 puanla 6. sırada tamamlayan Trabzonspor, Fenerbahçe karşısında 12 maç sonra galip gelerek şansızlığını kırdı.
Şampiyonluk şansını son haftaya taşıyan Fenerbahçe, Trabzonspor'a yenilip, lider Galatasaray'ın da OFTAŞ Spor'u mağlup etmesiyle ligi 73 puanla ikinci sırada tamamladı.
Öte yandan sarı-lacivertlilerin forveti Semih Şentürk, Trabzonspor ağlarını havalandıramasa da şimdiye kadar kaydettiği 17 golle, Turkcell Süper Lig'de 2007-08 sezonunun gol kralı oldu.
TRABZONSPOR: 2 - FENERBAHÇE: 0
Stat: Hüseyin Avni Aker
Hakemler: Bünyamin Gezer, Erdinç Sezertam, Volkan Narinç
Trabzonspor: Onur xxxx , Musa Büyük xxx, Hüseyin xxx, Çağdaş xxx, Mustafa Keçeli xxx, Ferhat xxx, Serkan Balcı xxx(Dk. 74 Adnan xx), Ayman xxx, Yattara xxx (Dk. 86 Cem Demir x), Umut Bulut xxx, Ergin Keleş xx (Dk. 83 Barış Memiş x)
Fenerbahçe: Serdar x, Yasin x (Dk 53 Can Arat x), Kazım x (Dk. 56 Gürhan x), Aurellio x, Alex x, Selçuk x (Dk. 68 İlhan Parlak xx), Semih xx, Uğur Boral xx, Edu x, Gökhan Gönül xx, Deivid x
Goller: Dk. 30 Yattara, Dk. 45 Umut Bulut (Trabzonspor)
Sarı Kartlar: Dk. 13 Selçuk Şahin, Dk. 77 Uğur Boral (Fenerbahçe), Dk. 32 Mustafa Keçeli, Dk, 80 Musa Büyük, Dk. 90 Umut Bulut (Trabzonspor)
MAÇTAN DAKİKALAR
Karşılaşmanın karşılıklı ataklarla geçtiği ilk 5 dakika sonunda, stadın ışıkları söndü. Hakem Bünyamin Gezer'in kararıyla maç yaklaşık 3 dakika durdu. Arızanın giderilmesiyle maç tekrar başladı.
11. dakikada, sol kanattan çalımlarla ceza sahasına giren Yattara, pasını Ergin Keleş'e aktardı. Ergin Keleş'in yakın mesafeden vuruşunda kaleci Serdar'dan seken topu, defans oyuncuları uzaklaştırdı.
17. dakikada Trabzonspor ceza sahası önünde topla buluşan Deivid'in plase şutunda kaleci Onur, parmaklarının ucuyla meşin yuvarlağı kornere çeldi.
22. dakikada, sağ kanattan topla ceza sahası kenarına kadar inen Musa Büyük, pasını Yattara'ya aktardı. Yattara'nın göğsünde yumuşattıktan sonra çektiği sert şutta, kalece Serdar topa hakim oldu.
25. dakikada, Uğur Boral'ın sol kanattan ceza sahasına ortaladığı topa, iyi yükselen Kazım kafa vurdu. Meşin yuvarlak az farkla üstten auta gitti.
27. dakikada Ayman'ın uzun pasında Umut Bulut hareketlendi. Kalesini terk eden Serdar'ın uzaklaştırmak istediği top kısa düştü. Topu alan Ergin Keleş'in şutunda meşin yuvarlak soldan az farkla dışarı gitti.
30. dakikada, Fenerbahçe'nin kullandığı serbest vuruşun defanstan dönmesiyle Trabzonspor atağa kalktı. Topu alan Yattara sol kanattan ceza sahasına girerek, düzgün bir vuruşla topu filelerle buluşturdu 1-0.
36. dakikada, ceza sahası önünde kazanılan serbest vuruşu Alex kullandı. Kaleci Onur, meşin yuvarlağı kornere çelmeyi başardı.
37. dakikada, soldan atılan pasla Fenerbahçe ceza sahası önünde topla buluşan Ergin Keleş'in şutunda kalece Serdar yatarak meşin yuvarlağa sahip oldu.
43. dakikada, Fenerbahçe ceza sahası önünde oluşan karambolde topa sahip olan Ergin Keleş'in plase şutundan top az farklı dışarı çıktı.
44. Uğur'un soldan ortasında iyi yükselen Semih kafayı vurdu. Kaleci Onur, topu yumruklamayı başardı.
45. dakikada, Fenerbahçe ceza sahası önünde topla buluşan Musa Büyük, pasını sol taraftaki Ayman'a aktardı. Ayman'ın ceza sahasına ortaladığı meşin yuvarlak, Umut Bulut'un dokunuşuyla filelerle buluştu 2-0.
50. dakikada, Deivid'in ara pasında ceza sahası önünde topla buluşan Semih'in çektiği şutta kaleci Onur topu kontrol etti.
58. dakikada, sol kanattan ceza sahası yan çizgisine kadar inen Serkan Balcı, açısı daralmasına rağmen sert vurdu. Kaleci Serdar'ın çeldiği topu Ayman kafayla tamamlamak istedi. Meşin yuvarlak kale direğinin dibinden dışarı çıktı.
70. dakikada, Deivid'in ara pasında ceza sahası içinde topla buluşan Semih'in sert şutunda üst direğe çarpan top tekrar ceza sahasına döndü. Kaleci Onur yükselerek meşin yuvarlağı kontrol etti.
86. dakikada, Alex'in kullandığı serbest atışta defanstan dönen top Aurellio'nun önünde kaldı. Aurellio'nun uzaktan sert şutunda yine defansa çarparak ceza sahasındaki Deivid'in önünde kalan meşin yuvarlağa, Brezilyalı oyuncu çok sert vurdu. Top yan ağlarda kaldı.
88. dakikada Cem Demir'in soldan ceza sahasına yerden ortaladığı top Adnan vurdu. Defans oyuncusuna çarpan meşin yuvarlak kornere gitti.
Karşılaşma Trabzonspor'un 2-0 üstünlüğüyle sona erdi.
Devamı ...
4 Mayıs 2008
Fenerbahçe 3 - Gençlerbirliği 2
TSL 04/05/2008
NTVSPOR ve Ajanslar
Geçen hafta Galatasaray'a yenilerek liderliği rakibine bırakan Fenerbahçe, 33. hafta karşılaşmasında Gençlerbirliği'ni 3-2 mağlup etti.
Galatasaray'ın Sivasspor'u yenmesiyle şampiyonluk şansı iyice azalan sarı-lacivertliler, bitime bir hafta kala ligi ilk iki sırada tamamlamayı garantileyerek Devler Ligi'ne katılma vizesini aldı. Gençlerbirliği ise Vestel Manisaspor'un Kasımpaşa'ya yenilmesiyle ligde kalmayı garantiledi.
Bu sezon son kez seyircisi karşısına çıkan Fenerbahçe, 30. dakikada Kahe'nin golüyle geriye düştü. Teknik direktör Zico, 35. dakikada Maldonado ve Ali Bilgin'i oyundan alıp Semih ve Colin Kazım'ı oyuna soktu. Bu bölümden sonra rakip kalede gol arayan sarı-lacivertliler, 45. dakikada Aurelio'nun sayısıyla soyunma odasına beraberlikle gitti.
İkinci yarıda baskısını artıran Fenerbahçe, 52. dakikada Semih ile öne geçti. Krallıkta zirveye yer alan genç oyuncu, gol sayısını 17'ye çıkardı. Sarı-lacivertliler, 71. dakikada Deivid'in golüyle farkı ikiye çıkardı ve iyice rahatladı. Ankara ekibi 82. dakikada Hakan ile bir gol bulsa da Fenerbahçe sahadan 3-2 galip ayrıldı.
Fenerbahçe, son haftaya 76 puanlı Galatasaray'ın 3 puan gerisinde ikinci sırada girdi. Sarı-lacivertlilerin şampiyon olabilmesi için son hafta Trabzonspor'u deplasmanda yenip, Galatasaray'ın OFTAŞ'a mağlup olması gerekiyor.
FENERBAHÇE: 3 - GENÇLERBİRLİĞİ: 2
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu xx, Gökhan Memişoğlu xx, Erhan Sönmez xx
Fenerbahçe: Serdar xx, Gökhan xxx, Yasin xx, Edu xx, Uğur xx, Deivid xx, Maldonado x (Dk. 35 Kazım xx), Aurelio xx, Ali x (Dk. 35 Semih xxx), Alex xx, Kezman x (Dk. 68 Selçuk xx)
Gençlerbirliği: Peric xx, Erkan xx, El Saka xx, Addo xx (Dk. 77 Burhan xx), Ergün xx, Tuna xx, Mehmet Nas xxx, Kerem xx, Engin xx (Dk. 56 Hakan xx), Mehmet Çakır xx (Dk. 55 Isaac x), Kahe xxx
Goller: Dk. 30 Kahe, Dk. 82 Hakan (Gençlerbirliği), Dk. 45 Edu, Dk. 52 Semih, Dk. 71 Deivid (Fenerbahçe)
Sarı Kart: Dk. 50 Engin (Gençlerbirliği)
8. dakikada sağdan Kahe'nin ortasında ceza alanı içinde Kerem'den önce müdahale eden kaleci Serdar, topu yumruklayarak uzaklaştırdı.
16. dakikada Alex'in pasıyla ceza yayı üzerinde topla buluşan Aurelio'nun sert şutunda, meşin yuvarlak üstten auta gitti.
18. dakikada Ali'nin ceza alanı dışından şutunda, top yandan auta çıktı.
30. dakikada sağdan ceza alanına giren Kahe, çaprazdan sert ve düzgün bir vuruşla topu filelere göndererek, Gençlerbirliği'ni 1-0 öne geçirdi.
33. dakikada Alex'in soldan kullandığı korner atışında, ceza alanı içinde Yasin'in kafa vuruşunda, üst direkten dönen top Kezman'a çarparak auta çıktı.
45. dakikada soldan ceza alanı dışından serbest atış kullanan Alex'in ceza alanına gönderdiği topa ön direkte Aurelio kafayla dokunurken, kale önünde Edu meşin yuvarlağı filelere göndererek, beraberliği sağladı: 1-1
Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1 tamamlandı.
52. dakikada sağdan Gökhan'ın ortasında ceza alanı içinde topa iyi yükselen Semih, iki oyuncunun arasında kafayı vurarak, meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 2-1.
61. dakikada Ergün'ün soldan ceza alanı dışından kullandığı serbest atışta, ceza alanı içinde Kahe'nin kafa vuruşunda, kaleci Serdar son anda topu tokatlayarak üstten kornere attı.
71. dakikada ani gelişen Fenerbahçe atağında Kazım, topu sağ tarafta hareketlenen Semih'in önüne bıraktı. Sağdan ceza alanına giren Semih'in ortasında arka direkte Deivid meşin yuvarlağı kafayla ağlara göndererek, farkı 2'ye çıkardı: 3-1.
77. dakikada ceza alanı dışından Kahe'nin sert şutunda, üst direğe çarpan top auta çıktı.
82. dakikada ceza alanı dışından sol çaprazdan Hakan'ın yerden sert şutunda, meşin yuvarlak uzak direğin dibinden filelere gitti: 3-2.
88. dakikada ceza alanı dışından Kerem'in sert şutunda, ceza alanı içinde Isaac'ın topuğuyla dokunduğu top yandan auta çıktı.
Fenerbahçe karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı.
Devamı ...
28 Nisan 2008
Galatasaray 1 - Fenerbahçe 0
TSL 27/04/2008
NTVSPOR ve Ajanslar
Son yılların sonucu en fazla merak edilen derbisinde gülen taraf Galatasaray oldu. Haftaya kendisi gibi 70 puanla giren Fenerbahçe'yi Ali Sami Yen Stadı'nda konuk eden Galatasaray, rakibini Nonda'nın tek golüyle yendi Turkcell Süper Lig'de 32. hafta sonunda zirvenin yeni sahibi oldu.
Zorlu mücadeleye Galatasaray baskılı başladı. Orta sahada rakibine baskı kurup, kanat ataklarıyla yüklenen ev sahibi ekip, Nonda ve Barış ile tehlikeler yarattı. Ümit Karan'ın 26. dakikada hafif çapraz pozisyonda yaptığı vuruş direkten dönerken, 37. dakikada Volkan ve Edu'nun hatasında topu önünde bulan Nonda, kariyerinin en kolay gollerinden birini atarak takımını 1-0 öne geçirdi.
Beraberlik için arayışlara giren Fenerbahçe, devrenin son bölümlerinde oyuna ağırlığını koyarken, 44. dakikada Alex net pozisyonu kullanamayınca devre 1-0'lık sonuçla tamamlandı.
Galatasaray ikinci yarıya savunma güvenliğini ön planda tutup kontrollü bir oyun sergilerken, kanatları kullanarak arayışa giren takım Fenerbahçe oldu. Kazım'ın çıkıp, Semih oyuna girmesiyle forvet hattını güçlendiren konuk ekip, 59'da Kezman'ın kafa vuruşuyla tehlike yarattı. Fenerbahçe son bölümlere doğru topun hakimiyetini eline geçirmesine rağmen, Galatasaray'ın başarılı savunmasını aşmayı başaramadı ve 90 dakika sonunda sevinen takım 1-0'lık skorla Galatasaray oldu.
Bu sonuçla ezeli rakibini ligde 7 maç sonra yenmeyi başaran Galatasaray, puanını 73'e çıkararak bitime 2 hafta kala liderlik koltuğuna oturdu. Fenerbahçe'ye karşı son 10 maçta 2. kez kazanan sarı-kırmızılılar, son 2 haftada 4 puan aldığı takdirde 2007-2008 sezonunu şampiyonlukla noktalayacak.
Ligde oynadığı son 12 derbide de yenilgi yüzü görmeden çıktığı Ali Sami Yen'de bu unvanını kaybeden Fenerbahçe ise bu sezon 4. yenilgisini alarak 70 puanda kaldı zirveyi rakibine kaptırdı. Zico'nun yönetiminde 2 yılda ilk kez ligde derbi kaybeden sarı-lacivertliler, Sivasspor'un averajla önünde 2. sırada yer aldı.
GALATASARAY: 1 - FENERBAHÇE: 0
Stat: Ali Sami Yen
Hakemler: Fırat Aydınus xx, Bülent Gökçü xx, Serkan Ok xxx
Galatasaray: Aykut xxx, Sabri xxx (Dk. 90 Mehmet Güven ?), Emre xxx, Servet xxx, Hakan Balta xxx, Barış xx, Ayhan xxx, Mehmet Topal xxx, Arda xxx, Ümit xx (Dk. 78 Song x), Nonda xxx (Dk. 62 Hakan Şükür xx)
Fenerbahçe: Volkan Demirel x, Gökhan xx, Lugano x (Dk. 43 Yasin x), Edu x, Uğur xx (Dk. 73 Vederson x), Kazım x (Dk. 58 Semih x), Maldonado x, Aurelio xxx, Deivid xx, Alex xx, Kezman x
Gol: Dk. 37 Nonda (Galatasaray)
Sarı Kartlar: Dk. 52 Ümit, Dk. 84 Mehmet Topal (Galatasaray)
MAÇTAN DAKİKALAR
7. dakikada sağdan Arda'nın ortası sonrası ceza alanında Edu'nun kafayla uzaklaştırmaya çalıştığı top arka direkte Barış'ın önünde kaldı. Meşin yuvarlağı, kontrolünü sağlamayarak auta gönderen Barış, önemli bir fırsatı değerlendiremedi.
11. dakikada sağ tarafta köşe gönderine yakın bir bölümden Sabri'nin kullanığı serbest vuruş sonrası, ceza alanında Nonda topa kafayla dokunurken, oluşan karambolde Fenerbahçe savunması tehlikeyi uzaklaştırdı.
14. dakikada Aurelio'nun pasıyla soldan hareketlenen Kezman, topu kale önüne doldururken, yine Aurelio'dan önce savunmada ayak koyan Servet, meşin yuvarlağı kornere gönderdi. Yine aynı dakikada soldan Alex'in kullandığı köşe atışında, ön direkte Aurelio'nun kafa vuruşu sonrası top yandan auta çıktı.
17. dakikada ceza alanı dışından Kazım'ın yaptığı sert vuruşta, meşin yuvarlak kaleci Aykut'ta kaldı.
24. dakikada sağdan Ümit'in yaptığı uzun ortada, arka direkte Nonda'dan önce topu kafayla kornere gönderen Gökhan, tehlikenin büyümesini önledi.
26. dakikada Galatasaray, önemli bir gol fırsatını değerlendiremedi. Emre'nin kendi yarı alanından uzun pasında Lugano'nun üzerinden geçen top, Ümit'in önünde kaldı. Bu oyuncunun sol çaprazda kaleciyle karşı karşıya şutunda, meşin yuvarlak arka kale direğinden döndü.
28. dakikada çalımlarla Galatasaray ceza alanına giren Kezman'ın önüne bıraktığı topu Uğur kale önüne gönderirken, ayak koyan Mehmet Topal, meşin yuvarlağı kalenin üzerinden kornere çeldi.
30. dakikada soldan Arda'nın ortaladığı top ceza alanında Maldonado'dan sekerken, gelişine Nonda'nın yaptığı sert vuruşta ise meşin yuvarlak üstten farklı biçimde auta çıktı.
33. dakikada Barış'ın pasıyla ceza alanı sağ çaprazında topla buluşan Nonda'nın dönerek sert vuruşunda, meşin yuvarlak ön direkte kaleci Volkan Demirel'den döndü.
35. dakikada sağdan Gökhan'ın ortasında, ceza alanında boş durumda kalan Deivid'den önce ayak koyan Emre, topu kornere göndererek önemli bir tehlikeyi önledi.
37. dakikada Galatasaray, Fenerbahçe savunmasının büyük hatasından yararlanarak Nonda'nın golüyle öne geçti. Sabri'nin uzun ortasında kale önüne gelen topa Edu ve kaleci Volkan Demirel aynı anda müdahale etmek isteyince meşin yuvarlak Volkan'ın müdahalesine karşın sekerek arkaya düştü. Pozisyonu iyi izleyen Nonda, boş kaleye kafayla meşin yuvarlağı göndererek takımını 1-0 öne geçirdi.
44. dakikada Fenerbahçe, beraberliği yakalamaya oldukça yaklaştı. Kezman'ın arapasıyla savunmanın arkasına sarkan Alex'in vuruşunda, top kaleci Aykut'tan dönerken, daha sonra araya giren savunma tehlikeyi önledi ve maçın ilk yarısını Galatasaray 1-0 önde tamamladı.
49. dakikada sol kanattan Kazım'ın ortaladığı topa ceza alanında Deivid'in kafa vuruşunda, kaleci Aykut uzanarak meşin yuvarlağın sahibi oldu.
59. dakikada Gökhan'ın sağdan ortasında, ceza alanında Kezman'ın kafayla dokunduğu top kaleye paralel olarak az farkla auta çıktı.
62. dakikada soldan hızla Fenerbahçe ceza alanına giren Sabri'nin sert ortasında, savunmada Uğur'dan seken top, Volkan Demirel'in de müdahalesiyle kornere gitti.
71. dakikada Sabri'nin pasıyla ceza alanında topla buluşan Hakan Şükür, kaleciyle karşı karşıya pozisyona girdiği anda arkadan Edu'nun müdahalesiyle yerde kalırken, hakem Fırat Aydınus ''devam'' kararı verdi. Sarı-kırmızılılar ise bu pozisyonda penaltı itirazlarında bulundular.
77. dakikada Barış'ın önüne bıraktığı topa ceza alanı dışından Ayhan'ın yaptığı sert vuruşta, meşin yuvarlak üstten auta çıktı.
79. dakikada Vederson'un sağdan ortaladığı topla ceza yayı önünde buluşan Alex'in şutunda, meşin yuvarlak yandan az farkla auta gitti.
82. dakikada soldan hızla atağa kalkan Ayhan, uygun durumdaki Arda'ya pasını vermek yerine topu ayağında tutunca, pozisyonunu yitirdi. Ayhan, daha sonra pasını Hakan Şükür'e çıkarırken, bu oyuncunun ceza alanı önünde sert vuruşunda ise savunmaya çarpan top kornere gitti.
Devamı ...
20 Nisan 2008
Fenerbahçe 4 - Denizlispor 1
TSL - 19/04/2008
NTVSPOR ve Ajanslar
Şampiyonlar Ligi'nden elendikten sonra geçen hafta Ankaraspor'a puan kaptıran Fenerbahçe, son 2 sezonda önemli kayıplar verdiği Denizlispor'u 31. hafta mücadelesinde farklı geçti. Ligde rahat konumda bulunan rakibini 4-1 mağlup eden sarı-lacivertliler, önümüzdeki hafta oynanacak Galatasaray maçı öncesi liderlik koltuğundaki yerini korudu.
Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki maç tempolu başlarken, iki takımın da sık sık ofsayta düşmesi nedeniyle etkinlik sağlanamadı. Maçın ilk tehlikesinde Denizlispor kalecisi Süleyman'ın ıska geçtiği topu önünde bulan Kezman boş kaleyi bulamayarak ilginç ve önemli bir gol pozisyonunu değerlendiremezken, Sırp forvet bu kez 21. dakikada şık bir vuruşla takımını öne geçiren golü kaydetti.
Beraberlik için çabalayan Denizlispor, Güray ile girdiği net pozisyonu harcayınca ilk yarı 1-0 Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle tamamlandı.
İkinci yarıya da istekli başlayan ev sahibi ekip 48. dakikada Alex'in kafa vuruşuyla 2. gole çok yaklaşırken, 59. dakikada ikinci yarının etkili ismi Uğur Boral'ın geliştirdiği atakta Deivid'in golüyle farkı 2'ye çıkardı: 2-0.
Kalan bölümde rahat bir oyun sergileyen ev sahibi takım, Aurelio ve Semih'le kaçırdığı pozisyonların ardından, 76'da Murat'ın kendi kalesine attığı golle 3-0 öne geçti. Denizlispor 89. dakikada Güray ile bir gol bulurken, skoru ligin gol kralı Semih uzatma anlarında belirledi: 4-1.
4-1'lik sonuçla son 7 haftada 6. galibiyetini alan Fenerbahçe, puanını 70'e çıkardı ve Turkcell Süper Lig'in 31. haftasını da zirvede kapadı.
FENERBAHÇE: 4 - DENİZLİSPOR: 1
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu xx, Baki Tuncay Akkın xx, Erhan Sönmez xx
Fenerbahçe: Volkan Demirel xxx, Gökhan xxx (Dk. 85 Can x), Lugano xxx, Edu xxx, Uğur xxx, Kazım xxx (Dk. 66 Semih xx), Selçuk xx, Aurelio xxx, Deivid xxx, Alex xxx (Dk. 79 Ali x), Kezman xxx
Denizlispor: Süleyman x, Selahattin x (Dk. 33 Çağlar x), Fatih Yiğen x, Hasan x, Carlos Alberto x (Dk. 50 Murat x), Serhat xx, Tomas x, Moreira x, Güray xx, Yusuf xx, Fatih Egedik x (Dk. 56 Musa xx)
Goller: Dk. 21 Kezman, Dk. 59 Deivid, Dk. 76 Murat (Kendi kalesine), Dk. 90 Semih (Fenerbahçe), Dk. 89 Güray (Denizlispor)
MAÇTAN DAKİKALAR
3. dakikada Alex'in sağdan kullandığı korner atışında, Denizlisporlu oyunculardan seken topu ceza alanının hemen dışında önünde bulan Deivid'in sol çaprazdan vuruşunda, meşin yuvarlak direğin yanından auta çıktı.
17. dakikada ani gelişen Fenerbahçe atağında, orta sahadan savunmanın arkasına atılan topa koşan Kezman, kalesini terk ederek ceza alanı dışına kadar çıkan kaleci Süleyman topu ıskalayınca meşin yuvarlağı sağ çaprazda kontrol etti. Sırp futbolcunun vuruşunda, meşin yuvarlak boş kale yerine uzak direğin dibinden auta çıktı.
21. dakikada sağ tarafta Gökhan ile paslaşan Kazım, sağdan ceza alanına girer girmez topu penaltı noktası üzerindeki Kezman'a gönderdi. Sırp futbolcu, bu kez güzel bir vuruşla meşin yuvarlağı ''90'' diye tabir edilen iki direğin birleştiği yerden filelere göndererek, takımını 1-0 öne geçirdi.
22. dakikada Alex'in sağdan kullandığı korner atışında, sol çaprazda Deivid'in vuruşunda, direğin yanında bekleyen Güray topu kornere attı.
32. dakikada Yusuf'un ortasında ceza alanı içinde sol çaprazda topu kontrol eden Güray'ın vuruşunda, meşin yuvarlak auta çıktı.
48. dakikada soldan Uğur'un ortasında ceza alanı içinde Alex'in müsait durumda kafa vuruşunda, top üstten auta çıktı.
59. dakikada Selçuk'un pasıyla soldan Fatih Yiğen'i çalımlayarak ceza alanına giren Uğur, çizgiye kadar inip, topu içeriye çıkardı. Arka direkte müsait durumda topla buluşan Deivid, yerden düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere göndererek, farkı 2'ye çıkardı: 2-0
61. dakikada ceza alanı dışından Kazım'ın sert şutunda, top yandan auta çıktı.
63. dakikada Alex'in ara pasıyla ceza alanının sol çaprazında kaleciyle karşı karşıya kalan Aurelio'nun aşırtma vuruşunda, kaleci Süleyman'ı geçen meşin yuvarlak yandan auta çıktı.
69. dakikada Alex'in sağdan kullandığı korner atışında ceza alanı içinde Deivid'in kafa vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Süleyman'da kaldı.
75. dakikada soldan ceza alanına giren Uğur'un yerden ortasında, Alex'in arkaya bıraktığı topla müsait durumda buluşan Semih, kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı yandan auta attı.
76. dakikada ceza alanının sağında topla buluşan Aurelio'nun yerden ortasında Semih'ten önce Murat ters bir vuruş yaparak, topu kendi kalesine gönderdi: 3-0
89. dakikada soldan Musa'nın ortasında ön direkte Güray, yakın mesafeden topu filelere gönderdi: 3-1
90. dakikada Deivid'in pasıyla sağ çaprazdan ceza alanına giren Semih, yerden sert bir vuruşla topu ağlara göndererek, farkı yeniden 3'e çıkardı: 4-1
http://www.ntvspor.net/Pages/22758.ASP
Devamı ...