25 Ağustos 2009

Maç Öncesi Milli Marş Ritüeli


milli mars

Türkiye tuhaflıkların zamanla tuhaf olarak algılanmaktan çıkıp normalleştirildiği ve bu tuhaf normaller üzerinden sürekli gerilen bir ülke. İki gündür Diyarbakır'da milli marşın ıslıklanması gündemde, olayı televizyonda görmedim ve duymadım yine de herhangi bir milli marşı ıslıklamanın saygısızlık olduğunu baştan belirtelim. Şimdi bu olayı mesela yurtdışında bir gazetede haber yapsalar adamların aklına gelebilecek ilk soruyu soralım "Aynı ülkenin iki takımı maç yaparken niye milli marş okunur". Bu soruyu sorması muhtemel bir yabancıya ne gibi mantıklı bir cevap verebiliriz acaba. "Futbol yoluyla bizi bölmeye çalışanlara karşı uyarı mı diyeceğiz, maç öncesi 250 gr milliyetçilik performans arttırıyor mu diyeceğiz.

1990'ların başlarına kadar maçlardan önce milli marş söylemek kimsenin aklına gelmemişti, o zaman sadece TRT'nin açılış ve kapanışında Anıtkabir'deki asker görüntüleri eşliğinde milli marşla yayın açılır milli marşla kapanırdı. Güneydoğu'da çatışmaların artması ve durumun milli güvenlik devletinden milli güvenlik toplumuna doğru evrilmesiyle bir anda her yerde zuhur eden milliyetçi eylem ve söylemler stadları keşfettiler ve o gün bugün maçlardan önce milli marş okuma ritüeli sürüp gidiyor. Önceleri taraftarın bir grubunun başlatıp Maraton tribün ikinci mısradayken kapalının son dizeyi söylemesi gibi absürd bir durum ortaya çıktığı için Federasyon sahalara ses sistemi koyup hoparlörden milli marş okuma yoluna gidilmesini kararlaştırdı. Böylece kervan yolda düzülür tarzı bir yaklaşımla gayrirresmi "stadlarda milli marş söylenmesine dair yönetmelik" oluşturuldu.

90'ların ortalarında benim yaşadığım ilçenin amatör ligde oynayan takımının maçında hem ilk yarının başında hem ikinci yarının başında milli marş okunmuş bir kısım bıyık altından bu duruma gülse bile yüksek sesle bunun anlamsız olduğunu kimse söyleyememişti. Yaklaşık on sene sonra Bursa'da bir öğrenci evini temsilen oturduğumuz sitenin yönetim kurulu toplantısının saygı duruşu ve milli marşla açılmasına da kimse nereden çıktı bu diye tepki vermeyince bozguncu öğrenci olup evsahibinin hasmane duygular beslememesi için biz de tepkisizliğe uyduk, ve ondan 10 sene sonra daha iki gün önce yaşamış olduğum yerin Ramazan etkinlikleri başlarken saygı duruşu ve istiklal marşıyla karşılaşınca acaba dedim 10 sene sonra sinemalarda seans başlarında, mesai başlamadan önce nikah öncesi falan da bu ritüeller tekrarlanacak mı? 2 tane çocuğun bayrak yakmasına Genelkurmay bildirisiyle "sözde vatandaş" diyerek cevap verilen bir ülkede ne zaman tuhaflıklar normalleşmeyecek merak ediyorum.

Benim bildiğim kadarıyla maçlardan önce ulusal marşların okunduğu bir ülke bizim dışımızda yok. Abd'de 11 Eylül sonrası başlayan spor müsabakaları öncesi ulusal marş okuma furyası olsa bile orda okunan marşı daha çok o bölgenin adı geçen bir sanatçısının performansı olarak değerlendiriyorlar. Yani bizim spikerlerin gaz verdiği gibi hep bir ağızdan çoşkuyla okunan bir marş yok ortada. Ha bu örnek de bize yeter diyenler varsa Bush döneminde ortaya çıkan bu gelişmenin ABD halkının etrafının düşmanlarla çevrili olduğu inancının yerleştirilmesi konusundaki simgelerden biri olduğunu kolayca görebiliriz zaten. Biz niye ilgili ilgisiz her yerde milli marş okuyoruz, okulda, askerde, kutlamada, site yönetim kurulu toplantısında, maçta, kime neyi göstermeye çalışıyoruz acaba. İsviçre maçından önce Alpay'ın milli marş söylerken ki halini hatırlayın, birazdan bir futbol müsabakasına çıkacak bir insandan çok az sonra cephede son nefesini vermeye giden bir adam halet-i ruhiyeti içerisindeydi. Tamam futbol asla sadece futbol değil, ama futbol hayatın tamamı da değil, milliyetçiliğin ete kemiğe büründüğü bir yer de değil. Milli marşa saygısızlığı kınayalım eyvallah ama bu milli marş fetişizmini olur olmaz her yerde bir milliyetçi dalga yaratmayı, bu garabeti eleştireni hainleştirmeyi bırakalım artık.
Devamı ...

2 Nisan 2009

Milli Takımı Tutmamak Caiz Midir?



Express dergisi geçen yaz Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan önce bir tartışma başlatmış ve milli takımı desteklememek için nedenler sunmuştu. Sınırlı bir çevrede de olsa bu tartışma devam etti ve ulusalcı motiflerle değil bizim mahallenin çocukları sıfatıyla pekala taraf tutabileceğimiz ve milli takımı destekleyebileceğimiz dile getirildi. Milli takım sempatisi zamanla bertaraf olan bir futbolsever olarak bu tartışmaya kayıtsız kalamazdım.

Milli takım üzerinden yaratılan milliyetçilik rüzgarını, militarist endoktrinasyonu görmezlikten gelip saf bir “bizim mahallenin çocukları “diskuruyla milli takımı desteklemek biraz tuhaf geliyor artık bana. Son Avrupa Şampiyonası sırasında medyada üretilen şu çılgın Türkler efsaneleri ve son olarak söyleyecek kelime bulamadığım aptalca Turkcell ve Nike reklamlarıyla milli takıma hala taraf olmak mümkün değil artık. Askerlere emreder bir eda ve üslupla “biz kimiz “sorusunu sorup futbol üzerine vesayetçi bir militarist dil kullanmak 70 milyonun yan yana olmasını falan çağrıştırmıyor bana, kastedilen 70 milyonun tektipleşmesi. Ben milli takımı uzun zamandır bizim mahallenin çocukları olarak görmüyorum galibiyetlere ya da mağlubiyetlere de son derece kayıtsızım uzun zamandır. Futbol –milliyetçilik-militarizm üçgeninin normalleşmeyeceğini farz ederek uzun zaman da kayıtsız kalacağımı düşünüyorum. Milli maç haftalarındaki bu milliyetçilik tufanına karşı en güzel cevap kayıtsız kalmak sanırım. Zaten milli takımın Dünya Kupasına gitmesi artık mucizelere kalmışken böyle bir kayıtsızlık insanı son derece rahatlatan bir şey. Bu ülkede başına milli gelmiş hangi isim varsa otoriter-tek tip bir yönetim ve hiyearşik bir düzen vaadinden başka bir şey getirmedi bize. Maalesef “milli takım” da buna dahil.

Devamı ...