24 Nisan 2011
Küllerinden Doğan Şampiyon

Dünyanın en dengesiz takımı, Fenerbahçe erkek voleybol takımı, bir kez daha şampiyon. Son dört yılda üçüncü kez üst üste ikinci kez favori olmadan girdikleri play-off'da bütün beklentileri aşarak hepimizi bir kez daha şaşırtmayı başardılar.
İlk kez bu kadar yoğun bir seyirci önünde başa baş başladı maç. Bloklarda etkinlik sağlayamayınca ikinci teknik molaya kadar skorda kopma olmadı. 17-17 iken Agamez'e çıkan önce sarı sonra kırmızı kart, ardından Ahmet ve Hüseyin'e çıkan sarı kartlarla set bir anda oyun oynanmadan 21-17 oldu durum. Tam işler bizim lehimize giderken Coskoviç'in ayağı burkuldu, seti 25-20 kazandık ama Coskoviç'i kaybettik. Tam o an bir flash-back'le İstanbul B.Ş.B ile oynanan final serisinin ikinci maçına Arslan'ın sakatlandığı pozisyonu hatırlayıp bir eyvah çektim. Arslan'ın sakatlığı sonrası 1-0 önde olduğumuz seride moralman çökmüş ve seriyi 3-1 kaybederek şampiyonluğu kaybetmiştik.
Coskoviç'in yerine oyuna giren Soner Mezgitçi, savunmada Coskoviç'ten daha etkin bir performans çizerek endişelerimizi giderdi. İkinci sete çok iyi başlayıp 8-4'le ilk teknik molaya önde girdik. Ivan ve Marshall'ın etkinliklerini arttırmaları, Soner'in iyi servisleriyle ikinci teknik molaya da 16-11 önde girdik. Savunmada tüm sene boyunca gösteremediğimiz kadar gayret gösterince ve Agamez de maçtan kopunca seti kolaylıkla 25-17 alıp 2-0'ı bulduk.
Üçüncü sete yine çok etkin başlayıp Marshall'ın servisleriyle 8-3'ü bulduk. Taraftarın şampiyonluk havasına girmesi oyuncuların özellikle savunma çabasını çok üst düzeye çıkardı. İkinci teknik molaya doğru 3-0'lık bir seri yaparak Arkas biraz farkı kapatır gibi olsa da ikinci teknik mola sonrası arka arkaya bloklarla fark bir anda açıldı. Moralman oyundan tamamen düşen Arkas'a karşı her topa atlayıp zıplayan Fenerbahçeli oyuncular farkı giderek açtılar ve 25-16'lık sonuçla bu seti de kazanıp final serisini geçen yılki gibi süpürerek şampiyon oldular.
Castellani'ye ayrı bir parantez açmak lazım. Takıma geldiğinde oyuncular arasındaki sürtüşme zirveye çıkmış, takımı sahiplenme konusunda problem bariz olarak sahaya yansımıştı. Arslan ile Marshall arasında ve İvan arasında bir türlü istenen uyum yakalanamamış takım özellikle geriye düştüğünde en ufak bir kazanma refleksi göstermemekteydi. Castellani normal sezonda gelene geçene yenilen, play-off'ta nal toplayan Galatasaray'a bile iki kez kaybeden bu takımı ayağa kaldırdı. Play-off yaklaşırken yavaş yavaş toparlanan takım, Türkiye Kupası finalinde Arkas'a çok ufak farklarla 3-2 kaybederken düzelme sinyalleri veriyordu. Belediye ve Ziraat serilerinde özellikle İvan'ın omuzunda serilere tutunan takım, Arkas serisinde bütün oyunculardan verim almaya başlayınca sonuç beklenenden daha kolay geldi.
Final serisi sonunda bireysel ödüller verilirken Ivan'a hiç bir ödül verilmeyişi komedi. Marshall'a verilen MVP ödülü açık ara Ivan'ın hakkıydı. Koskoca voleybol ligi şampiyonuna verilen kupa da tam anlamıyla rezalet. İnsan adam gibi bir kupa yaptırır, her evin vitrininde bulunabilecek büyükçe bir vazo benzeri şeyi kupa diye vermek ayıp.
Bu sene büyük sıkıntılardan geçen ama yine en zor yerde ayağa kalkmayı beceren, kendilerinden bu sene umudu olmadığını açıkça beyan eden ben dahil bütün Fenerbahçelilere sözlerimizi yediren takıma tebrikler. Kişisel çekişmeleri bir yana bırakıp hırsını takımın emrine verdiğinde ülkenin en iyi pasörü Arslan'a, sezon içindeki performansıyla Guiza'dan sonra en büyük palavra dediğim ama final serisinde beni utandıran Marshall'a, dünyanın en iyi iki üç oyuncusundan birisi olan Özcan Alper'in nefis filmi Sonbahar'daki Yusuf karakterine (Onur Saylak) fiziksel olarak birebir benzerliğini sadece benim keşfettiğim Korkunç Ivan'a, yine sezon başında Özkan'ı gönderip bu adam alınır mı dediğimiz Kemal Kayhan'a, takımın hırs küpü Emre Batur'a, en çok eleştirdiğim libero Serkan'a, takımın bütün şampiyonluklarını kanlı canlı oyuncu olarak yaşamış tek yabancı Coskoviç'e, en kritik yerde girip müthiş katkı yapan Soner Mezgitçi'ye tecrübeleriyle takıma katkıda bulunan Cengizhan ve Burak'a binlerce kez teşekkürler.
Voleyboldan sorumlu yönetici Hakan Dinçay benim Fenerbahçe yönetiminde sevdiğim iki üç yöneticiden bir tanesi, özellikle onun emeklerine de teşekkür etmek lazım. Kadın basketboldan sonra erkek voleybolda da kupayı getirip hasat mevsimine iki kupayla başladık. Üçüncü kupayı bu sene bizi en çok üzen kadın voleybol takımından bekliyoruz. Sonra futbol ve erkek basketbolla beşte beşle sona erecek müthiş bir bahar olması dileğiyle.
Futbol dışı sporlarda çıtayı çok yükseklere çıkardık, artık buradan geriye adım atamayız. Yeni salonla beraber Avrupa'da da başarılı olacak takımlar kurup mutlaka maçlara devamlı giden, voleybolu, basketbolu bilen taraftar sayısını arttırmak için de birşeyler yapmak lazım. Bu kulüp potansiyelinin farkına yavaş yavaş varıyor. Geldiğimiz nokta bir son değil bir başlangıç. Beş sene içinde özellikle futbol dışındaki diğer iki branşın kadın ve erkek şubelerinin hepsinde finallerde olmak artık hayal değil ulaşılabilir bir hedef.
Devamı ...
Şampiyon

Fenerbahçeli olmak bugünlerde farklı bir heyecan. Sabah gözünü açıp şampiyonluk maçını izliyorsun, öğlen lig lideri olarak çıktığın Efes derbisi, akşamına lider olmak için Buca maçı. Takımlı tüm spor dallarında en tepede olmanın güzelliğini, keyfini sürüyoruz. Erkek Voleybol takımımız 4 senede 3. kez Şampiyonluğunu ilan etti, daha onun sevinci sürerken Efes galibiyetini yaşadık. Buca maçını bekliyoruz. Gazetelerin manşetleri bile farklı: "Şampiyon Fenerbahçe, Filenin efendisi, Potanın Efe'si, Lider olmak için İzmir'de." Hep diyoruz bir fark var, şarkılarımızda ifade edilmiş "Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter."
Devamı ...
15 Nisan 2011
Filenin Efendileri Bir Kez Daha Finalde

Fenerbahçe taraftarının yaptırdığı ve benim en sevdiğim maç pankartlarından biridir "Dünyanın En Büyük Spor Kulübü" pankartı. Bu pankartı erkek voleybol şubesi için manipüle edip "Dünyanın en dengesiz takımı" diye değiştirebiliriz bu seneki performanslarıyla.
Bu sene bütçeyi artırıp dünya çapında iki transferle beklentileri yükselten ama yerli oyuncu açısından nokta transfer yapamayan takım ligin ilk yarısında berbat bir performans çizdi. Dünyanın en iyi oyuncularından ikisi olan "Korkunç" Ivan ve uçan adam Marshall yorgunluk ve sakatlıklarında etkisiyle gerçek kimliklerini bir türlü yansıtamadılar. Aslan'ın smaçörlerle uyumu bir türlü sağlanamayınca ligin ilk yarısında Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elenip ligdeki hedef maçların hepsini kaybetmişti. Öyle ki son 10 yıldır herhangi bir branşta üst üste iki Galatasaray mağlubiyeti almamış kulübe bunu bile yaşattılar.
İkinci yarı da kör topal ilerlerken antrenör değişikliği sonrası takım biraz kıpırdandı. Türkiye Kupası'nda kıl payı Arkas'a kaybedilen maçta iyi sinyaller vermeye başladı. Play-off'a ancak 5. sıradan girdiğimizde play-off zamanı her zaman performans artıran ve yıllardır bu özelliğiyle bilinen bir takım olmamıza rağmen bu sene açıkcası hiç umudum yoktu. İlk turda Belediye'yi elediğmizde oyun olarak bir düzelmeyi görsem de ligin ikinci yarısında epey bir düşüş yaşayan Belediye'yi yenmek biraz aldatıcı diye düşünüyordum Ziraat serisi öncesi.
Play off yarı finalinde ligin ikinci yarısında hiç yenilmeyen, normal sezonu birinci bitiren,saha avantajına sahip Ziraat önünde ilk maçta bu senenin en iyi maçını oynayıp seride 1-0 öne geçince acaba geçer miyiz sorusu güçlenmeye başladı. Çarşamba günü ikinci set dışında hiç bir varlık gösteremediğimiz ve sezon içinden pasajlar verdiğimiz maçı kaybedince ilahi karamsarlığıma bürünüp bu sene buraya kadar galiba diye düşündüm.
Bugün televizyon başına geçip ilk setteki oyunu gördükten sonra maçı döndürebileceğimize inancım yine azaldı. İkinci set toparlanıp İvan'ın omuzlarında durumu 1-1'e getirdik. Üçüncü set 11-7 gerideyken o ana kadar attığı servislerin yüzde seksenini kaçıran Marshall'ın servisinde 9-1'lik bir seri yakalayıp momentumu tamamen ele geçirdik. Durumu 2-1'e getirip Ziraat'i uçurumun kenarına sürükledik. Antrenörle libero birbirine girince dördüncü sete libero sakatlanmış numarası yapıp Can Ayvazoğlu'nu libero başlatarak bir hinlik yaptı Konstantinov. İkinci teknik molaya kadar başa baş giden maçta bloklarda üst üste aldığımız sayılarla bir anda koparık maçı 3-1, seriyi 2-1 alarak play-off usulüyle oynanan son 3 senede yaptığımız gibi bir kez daha finale yükseldik.
Son üç yıldır finale yükselirken yarı finalde elediğimiz Arkas'la bu sefer finalde karşılaşacağız. Takımı Ankara'da yalnız bırakmayan taraftara ve beni yanıltan oyunculara müteşekkirim. Bu sene erkek voleybolda final göremeyeceğimize kendimi alıştırmıştım ama yine de düşündükçe can sıkıcı geliyordu. Salı Arkas serisi başlıyacak İzmir'de. Aslan'ın elinde bir kez daha şampiyonluk kupasını görmek dileğiyle, haydi çocuklar bir kez daha!
Devamı ...








