22 Ekim 2012
Nineteen Eighty Four
22 Haziran 2012
Looking for İstanbul Derby with Eric Cantona
TIFO TV'de yayınlandı. Eric Cantona memleket sathına girmiş, Fenerbahçe - Galatasaray derbisini izliyor.
Devamı ...
15 Şubat 2012
#bizdeyazdikbirkenara - 2 "Star"
3 Temmuz'dan beri Star gazetesinin kirli başlıklarını "biz de yazdık bir kenara" Devamı ...
#bizdeyazdikbirkenara
3 Temmuz'dan sonra gazetelerinin manşetlerine yazdıkları "kirli" cümleleri #bizdeyazdikbirkenara diyerek 1907unifeb tayfası toparlamış. İlki Taraf gazetesinden seçmeler.. Devam edecek... Devamı ...
13 Şubat 2012
#Fenerbahcelisoruyor
3 Temmuz'dan bu yana yürütülen "ince ayarlı" linç kampanyasına, yalan yanlış pek çok haber eşliğinde yaratılan bilgi kirliliğine rağmen Fenerbahçeliler soru sormaya ve gerçeği aramaya devam ediyor. Ne kadarının cevabını alabileceğiz bilmiyoruz ama içinde bulunduğumuz bu akıl tutulmasına karşı #fenerbahcelisoruyor hastag'i ile sorularımızı sormaya ve gerçeği aramaya devam edeceğiz.
Devamı ...
18 Ocak 2012
Benim için Lefter
Benim için Lefter #benimicinlefter from Casual Project on Vimeo.
#benimicinlefter karanlık bir zamanın en parlak ışığıdır.
Evren Topaloğlu, Sinan Demir ve Emre Çakmak'tan Lefter'i uğurladığımız o gün.
Devamı ...
27 Aralık 2011
Ben Fenerbahçeliyim
Büyün Fenerbahçe Mitinginde hazırlandı. Mitingin özü, sözü, neticesi de budur. Devamı ...
25 Eylül 2011
Cengiz Çandar: Şike Soruşturmasında Siyasetin Etkisi Var
Neden Cengiz Çandar?
Cengiz Çandar, Fenerbahçe’nin maçı var diye, davet edilmesine karşın Başbakan’ın Tahran gezisine gitmeyecek kadar taraftar. Kendisini, radikal demokrat kimliğiyle, Orta Doğu uzmanlığıyla, Filistin direnişiyle tanıyoruz. Bu sefer, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda, kendisinin “üst kimliğimiz” dediği Fenerbahçe’yi ve Fenerbahçe odaklı şike soruşturmasını Bercan Aktaş ve bizim ekipten Cahit Binici ile konuştu.
*Konu üzerine kaleme aldığınız yazılardan birinde bahsettiğiniz Makyavelizm bugün nasıl işledi?
"ŞİKE SORUŞTURMASI SİYASİ BİR MAKYAVELİZMLE YÜRÜDÜ"
Kastettiğim şuydu: Makyavelizmin en kestirme tarifi, amacın araçları meşru kılmasıdır. Bu da genellikle etik dışı davranışlar için kullanılan bir terimdir. Yani, öyle bir amaç tespit edersiniz ki; o amaç kâğıt üstünde ifade edilince çok yüce gibi gözükür. Ondan sonra, etik anlamda en uygunsuz yollara başvursanız bile ve bu size daha sonra gösterilse de “E, amaç bu! Oraya gitmek lazım… Ne yapalım? Bu iyi bir araç değil ama bu amaç nedeniyle bu aracı kabullenmeliyiz.” denilebilir. Burada da, 3 Temmuz’dan itibaren amaç diye “temiz toplum, temiz futbol” ilan edildi. İşte, “Türkiye’de eskiden dokunulamayan her şeye dokunuluyor. Asker, Ergenekon süreci, Balyoz filan… Toplumda da temiz olmayan her şeyi düzenlemek lazım; futbol kirli… Bu operasyon, kirli olan önemli bir kurumda, spor alanında… Futbol da onun en önemli bölümü ve kirli… Şikesiz, temiz futbol, toplumun ahlaki açısından da önemlidir. Dolayısıyla, Fenerbahçe’ye yapılmakta olan operasyon çok değerli bir amaçla yapılmaktadır.” gibi sunulunca, yargısız infaz, her türlü hukuk dışı, son derece iğrenç ve aşağılık bir medya manipülasyonuna sesinizi yükselttiğiniz anda “Sen temiz futbol istemiyor musun?” veya “Bu ne fanatizm! Fenerbahçeli olabilirsin ama, bu; ahlak ölçülerinin, temiz toplumun üzerinde midir yani? Gerçek bir Fenerbahçeliysen, senin futbolun temizlenmesini istemen lazım” gibi karşı propaganda kozları oluşturuldu. Makyavelizmden kastım bu…
"SEN HANGİ TAKIMLISIN? GALATASARAYLI.. O ZAMAN GALATASARAY'DAN KONUŞMAYA BAŞLAYALIM?
Medya bunu bol miktarda yaptı. Ben her zaman, o dönemde de, bu tartışmalarda şunu söyledim: Bu argümanları getirenlere “Sen hangi takımı tutuyorsun?” sorusunu sormak lazım… Sorulduğu zaman, bunların pek azı Fenerbahçeli çıkıyor. Fenerbahçeli olanlara da “çakma Fenerbahçeli” diyorum. Öyle Fenerbahçeli falan olunmaz. Bu çok yüce amaçlara sahip olanlar, genellikle Galatasaraylı, Trabzonsporlu, birazı Beşiktaşlı filan… Kamuoyunu yönlendirenler, köşe yazarları bana söylüyorlar: “Bunu sen yapma! O zaman siyasi konumunu da sarsarsın. O zaman kimseyi inandıramazsın. Hâlbuki biz siyaseten senle aynı hatta duran insanlarız. İşte demokrasi isteyen, Türkiye’de özgürlüklerden yana olan…”. Bu sefer sen, bu tavrı alarak ona da sıkıntı getiriyorsun. E güzel, bu ahlaki tavrı alalım. Sen hangi takımı tutuyorsun onu söyle. Galatasaraylı… Galatasaray’dan konuşmaya başlayalım, madem temiz futbol! 8-0lık Ankaragücü maçından başlayalım, Galatasaray’ın dört sene üst üste şampiyon olduğu dönemde Mehmet Ağar… Bunu söyleyince “işi saptırıyor” oluyoruz. Makyavelizmden kastım bunlar…
"MEDYA ÜZERİNDEN YARGISIZ İNFAZ YAPILDI"
*Bu soruşturmaya ve verilen kararlara sermaye ile siyasetin etkisi var mıdır?
Şimdi, bu bir polis operasyonu olarak başladı. Polis yürütmenin bir parçası… “Adli polis” diye bir şey yok Türkiye’de. Yargıya intikal etmiş bir soruşturma var. Yargı da polise “Git, delil topla” diyor. Polis de, sözde bağımsız yargının tamamıyla hukuk sınırları içindeki davranışlarının sonucu olarak delil topluyor. Bulduğu delilleri geçiyor, ondan sonra yargı süreci devam ediyor… Böyle bir durum yok Türkiye’de. Bu bir polis operasyonu olarak başladı. İş yargıya intikal etmeden önce, medya aracılığıyla, polisin medya manipülasyonu üzerine medya da buna gönüllü olarak katıldı. Medya üzerinden yargısız infaz, soruşturma yeni başladıktan 3-4 gün sonra yapıldı; bitti. Aziz Yıldırım, 3 Temmuz sabahı gözaltına alındığı andan itibaren, ilk yetmiş iki saati medya üzerinden kolektif olarak yürütülen bir yargısız infaza dönüştü. Daha Aziz Yıldırım ifade dahi vermemişti. Bırakın mahkemeye sevk edilmiş olmasını, polis ifadesi yokken çarmıha gerildi; çivilendi ve suçlu olarak ilan edildi.
"POLİS DEDİĞİMİZ YÜRÜTMENİN KONTROLÜNDE"
Polis dediğimiz, netice itibariyle, yürütmenin kontrolünde… Aziz Yıldırım, herhangi birisi değil: Fenerbahçe Klübü’nün başkanı. Fenerbahçe çok büyük bir camia… Dolayısıyla, böyle bir operasyonunun, bütün suçlamalar altında yürütülen operasyonun, toplumun geniş katmanlarında yankı bulmaması düşünülemez.
İşin sermaye boyutu da olabilir. Ben, ilk kırk sekiz saati bekledim. “İddiaları doğrulayacak bir şey varsa, o zaman yapacak bir şey yok” diye… Eğer değilse, bir şey çıkmazsa, o zaman bu bir güç mücadelesidir. Bu bir iktidar mücadelesidir.
"1953'TEN BERİ MAÇ İZLİYORUM. BU SEZON ŞİKE OLAN TEK BİR SEKANS YOK"
Şunu söyleyeceğim: 3 Temmuz sabahı saat on sularında tatildeydim ben. Deniz kenarında bilgisayarı açıp internette ne var ne yok diye bakarken, Aziz Yıldırım’ın gözaltına alındığını okudum. İlk çağrışımım, o an, “Anladım!” dedim kendi kendime. l Neden inanamadım? Sadece Fenerbahçeli olduğum için gelen bir tepkisellikten değil. Fenerbahçe’nin şikeyle şampiyon olduğu ithamı üzerinden başlatılan bir operasyon bu… Yahu, ben bütün maçlarını seyrettim Fenerbahçe’nin. Eğer iddialar doğruysa, Fenerbahçe yönetimi, bizim gazabımızdan kurtulamaz. Çünkü aşağılanmış, alay edilmiş, aldatılmış hissederim kendimi. Hayatım kararmış; tansiyonum fırlamış; inmiş; dalgalanmışız; bir haftayı gerilimle geçirmişiz; bir maç doksan dakika ve ayılıp bayılmışsın; sonra inanılmaz coşkulara kapılmışsın... Meğer bunların hepsi yalanmış! Benim şahsiyetime, bundan ağır bir hakaret olamaz. Beni aldatan, benim klübümün yönetimiyse o zaman onun boğazına sarılırım ben. Ama bir yandan da, bütün maçları seyrettim. 1953 yılından beri de maç seyrediyorum. Aykut Kocaman’ın söylediği gibi, biraz futbolla haşır neşirsen, bağlanmış maçı hissedersin. Fenerbahçe’nin geçen sezonun ikinci yarısında kazandığı maçların hiç birisinde tek bir sekans buna uygun değil. Ama Trabzon? Bir sürü maçını sekseninci dakikadan sonra attığı gollerle ya maçı ya da beraberliği kurtardı.
Fenerbahçe-Gaziantep maçı’nda (tepeyi işaret ederek) son dakikada o gol geldiğinde, gücümüz olsa, kafamız şu direklere çarpacaktı. Yahu, Buca maçına bak. Dünyada bizim kazma Guiza’nın, oyuna girdikten hemen sonra top yere bile değmeden, o pozisyonda o golü atacağını nasıl ayarlayabilirsin? Mantık var, Guiza’nın evveliyatı var. Futbol denen olayın kendi kuralları var filan.
"BU BİR İKTİDAR MÜCADELESİDİR"
İşin başındaki tepkime dönersem; yani, bu ülkede iki cumhuriyetin olmayacağına, iktidar mücadelesidir bu. Türkiye’ye hükmeden güç, yüzde elli oyla da iktidarda, müdahil olamadığı büyük alanlardan bir tanesi ve en başındaki, Fenerbahçe… Orduyu iyi yaptılar; olması gereken konuma ittiler. Buna bir itirazım yok. Yargıda operasyon gerekiyordu. Gerçi yeni HSYK’nın yapısı tartışılabilir ama eski yargının tutulur bir yanı yoktu. Siyaseten, “vesayet rejimi” diyorduk. Vesayet rejiminin kalelerine girildi. Spor çok önemli bir alan, özellikle de futbol… Fenerbahçe de bu alanın kralı Türkiye’de… Bu kadar büyük bir iktidar gücünün de giremediği bir alan aynı zamanda. Ha, girmesi gerekiyor mu? Bu ayrı mesele…
"FENERBAHÇE'YE HAKSIZCA SALDIRIRSAN BU BENİM HAREM'İ İSMETİME GİRMİŞİN DEMEKTİR"
Futbolun siyasetle ilişkisini ben de biliyorum yıllardır bu işlerle uğraşan biri olarak. Ama çok fazla irtibatlarsanız, işin tadı kaçar, zapt edemezsiniz. Mesela şu konuşmayı yaptığımız yerde, sekiz senedir oturuyorum ben. Artık herkesle, iki-üç ay ayrı kaldığımızda sarılıp öpüşüyoruz; neredeyse akraba olduk. Bir maçta, biri maç başlamadan üç-dört dakika önce geldi ve dedi ki: Yahu, “Cengiz ağabey, şimdi bir arkadaşım geliyor. Ergenekon’dan tahliye oldu iki gün önce.”. Benim Ergenekon konusundaki tavrım belli. Ergenekon’dan iki gün önce tahliye olmuş adam, gelip önümüzde oturacak… Neyse, geldi. “Geçmiş olsun” filan dedim. Sonra “Yahu, hatırlamıyor musun? Yeni Demokrasi Hareketi’nde beraberdik. Samsun grubunda örgütlenme sorumlusuydum.” dedi. Hayal meyal hatırladım. Neyse… Birazdan bizim takım golü attı. O da tam önümde oturuyordu. İkimiz de havaya fırladık; sarıldık; öpüştük. E, şimdi orada Ergenekon’u, bilmem nesi var mı? Benim nazarımda Ergenekon bağlantısı neyse, onların gözünde de ben yüz seksen derece zıtım, hasım durumundayım. Ama futbol böyle bir şey… Çapraz kesen bir şey… Bunun içine ince siyaseti soktuğunuz zaman olmaz. Mesela, Bedri Baykam’la selamlaşmam bile. Ama eminim ki, her Fenerbahçe maçının sonunda ben ne hissediyorsam, o da onu hissediyor. “Vay, o Fenerli, ben değilim”… Mantığı yoktur bunun. Siyasetle ilişkisi vardır futbolun. Kaç tane yabancı dilde kitap çıktı bu konuda. Özellikle eski Yugoslavya’da, İskoçya’da, Arjantin’de… Ama sen iktidarın siyaseten yaptıklarını desteklesen de, Fenerbahçe’ye haksızca, münasebetsizce ve kabaca saldırırsan, bu benim harem-i ismetime girmek demektir.
"BU İKİ CUMHURİYET BİR ARADA OLMAZ HAREKATIDIR"
Bir istisnası var: Fenerbahçe yönetimi iddialara dayanak teşkil edecek şeyler yaptıysa, diyecek söz yoktur; boğazına bizim yapışmamız lazımdır. Ama bu, “İki cumhuriyet bir arada olmaz” harekatıdır. Neymiş? Fenerbahçe, şampiyonluğu şikeyle kazanmış. Yok artık! Seyrettik bütün maçları. Neler yaşadığımızı biliyoruz. Onun için inanamadım. Fakat iddiaların olduğu dendi. Bekledik kırk sekiz saat. Ortaya bir tiyatro çıktı! Emenike bavulla para alıyordu, Cüneyt Çakır çağırılmış Beşiktaş maçına… Yahu kardeşim, -varsayalım ki bunlar doğru- sizin zerre kadar futbolla ilintiniz varsa, Cüneyt Çakır’ın Türkiye’nin FIFA kokartlı ve en iyi hakemi olduğunu bilirsiniz. Eğer, Beşiktaş maçında Fenerbahçe’ye maç kazandıracak şekilde düdük çaldıysa, o zaman doğru. Almeida o golü atsa ne olacaktı? Ferrari’ye “Şike yaptı” dese anlarım. Bilerek Lugano’ya vurdu filan… E, yaptığı penaltıydı. Futbol kuralları dışında, hakemler de hata yapar da, hatasız bir maç yönetti. Hakemlerden çok dili yanmış Fenerbahçe Klübü’nün başkanının, Federasyon’a telefon edip, Türkiye’nin en iyi hakemini kendi maçına istemesinden doğal ne olabilir?
"GÜNDEME GETİRİLEN O KAYITLARDA ŞİKE YOK"
Sonra ses kayıtları döküldü. Taraf gazetesi başta olmak üzere, çarşaf çarşaf yayınlandı bir kampanya halinde. Okuduk. “Hâlâ savunuyor musun?”. Kardeşim, okuduğum kayıtlarda şike yok. Şike denen şey nedir? Maç bağlamaktır. Gündeme getirilen o kayıtlarda, Fenerbahçe’nn maç bağladığına, rakibini elde ettiğine dair hiçbir şey yok. “E, duymuyor musun Aziz Yıldırım’ı?”. Duyuyorum! Orada, Fenerbahçe’ye verilen saha kapatma cezasının verilmemesi ya da verilmiş cezanın asgariye indirilmesi ve Fenerbahçe’nin rakibi olan takımın teşvikini engellemeye yönelik girişimler var. Görevini yapıyor. Zaten, onun için, bunları yapsın diye başkan getirdik. Fenerbahçe’nin maç bağladığına dair hiçbir şey yok.
"İSNAD EDİLEN SUÇ UTANÇ VERİCİ. 'SİLAHLI ÖRGÜT KURMAK'"
Bunlarda bir şey olmadığı gibi, isnad edilen suç, utanç verici: Çıkar amaçlı silahlı örgüt kurmak ve yönetmek. Buna en terbiyeli tepki “Çüş!” olabilir. Bu örgüt kim ya? Hele ben, gençliğimde gizli örgüt mensubu olmuş bir adamım. İyi-kötü bir fikrimiz var, biz de yargılandık. Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi… Bir örgütün yönetimi olur, üyeleri olur… Silahlı mücadeleden de yanaydık. Bu işleri bilmeyen birisi değiliz. Peki, nerede bu örgüt? Kim? Silahlı örgüt kurmak diyorlar, silahlar nerede? Altı tane silah teşhir ettiler televizyonda. Aziz Yıldırım’a ait değil… Yahu, bir de, şike yapmak için silahlı örgüt kurmaya gerek mi var Allah aşkına?
"SPOR HUKUKUNA GİRİYORSA NEDEN ÖZEL YETKİLİ MAHKEMEDE YARGILANIYOR?"
Spor hukukuna girer diyorlar. Spor hukukuna giriyorsa, özel yetkili mahkemede niye yargılanıyor? Hukuk duygusu açısından, adalet duygusu açısından iler tutar yanı yok. Netice itibariyle, bu bir Fenerbahçe operasyonuna dönüşmüş durumda. Doğrudan hedef de Aziz Yıldırım’ın kendisi. Bu operasyonu meşrulaştırmak için, Beşiktaş’ın teknik direktörü, ikinci başkanı içeride. Onlar zavallılar. Şu anlamda zavallılar: Hasan Ali Atasoy’un bir lafı var, “Onlar Fenerbahçe operasyonunun narkozu”. Bu operasyon, şike operasyonu filan değil. Bu operasyon, Fenerbahçe operasyonudur. İktidarın, tamamıyla bütün alanlara iktidarını yayma ihtiyacının ürettiği bir durumdur.
"FENERBAHÇE'NİN ÖZERK GÜCÜ İKTİDAR AÇISINDAN SIKINTILI"
Sermaye tarafı da vardır. Fenerbahçe aynı zamanda para basan bir makine… Türkiye’de sermaye her zaman devletin dizinin üstünde büyüyerek, İstanbul’un en büyük holdingleri de devlete dayanarak var olmuşlardır. Bu Fenerbahçe, enteresan bir camia… Özerk bir mali güç bu… Kendi kendini üretip besleyebiliyor. Büyük bir para alanı ama devlete bağlı değil. Şu an oturduğumuz stadı da, devletten bir kuruş almadan Fenerbahçe Klübü yaptı. Galatasaray’ın stadının nasıl yapıldığını, Beşiktaş’ınkinin nasıl yapılacağını biliyoruz. Şimdi, Fenerbahçe, o kadar özerk bir alan ki; bu kadar özerklik iktidar açısından sıkıntılı bir şey. İktidarını yayamadığın büyük bir alan…
“KOMPLOYLA AÇIKLAMAYI SEVMEM, AMA…”
UEFA-TFF görüşmesi oldu. Şampiyonlar Ligi’ne Trabzon gönderildi. Fenerbahçe küme düşürülmedi. Sadri Şener’in yasağı kaldırıldı…
TFF ile ilgili birkaç şey söylemek ihtiyacındayım. Kendi siyasi yazılarımda komplo teorilerini sevmeyen, hatta tepkisel ve alaycı davranan birisiyim ama maalesef Fenerbahçe’ye ilişkin olarak bu operasyonda çok kuvvetli bir komplo kokusu alıyorum. Komplo teorilerine karşıyım ama dünyada hiç komplo yoktur diye bir durum da yok. Komplolar var da, her şeyi komployla izah etmek doğru değil. Ama komploya çok sağlam kanıt teşkil edecek bir tarafı var bu işin.
Birkaç basit ölçüden hareket edelim. Türkiye’de 12 Haziran’da seçim oldu. Birdenbire, hiç hesapta yokken Federasyon’un genel kurulu söz konusu oldu. Mahmut Özgener indirildi. Birtakım adaylar çıktı. Göksel Gümüşdağ, Mehmet Atalay çıktı. Sonra hiç hesapta yokken, Mehmet Ali Aydınlar çıktı ve öyle bir çıktı ki, tek başına gelirse gelecek! Diğer adaylar sessizce çekiliverdiler. Mehmet Ali Aydınlar, koyduğu şarta uygun olarak tek başına 29 Haziran günü, seçimelrden on yedi gün sonra. Dört gün sonra bu operasyon başladı. Sonra operasyon başladığı zaman, basına yansıyan bilgilerden öğreniyoruz ki bilmem ta ne zamandır yapılan ortam dinlemeleri, delil toplamalar varmış. Yani, bu operasyon yapılacakmış. Arkasından Federasyon’un kendi performansı var ortada. Bir hafta sonra kalktılar, dediler ki: Geçen yılki lig tescil edilmiştir. Aynen devam edecektir, Fenerbahçe lig, Beşiktaş kupa şampiyonudur, Süper Kupa oynayacaklardır…
Kura çekimine 24 saatten az bir süre kala, Şampiyonlar Ligi’ne Fenerbahçe gönderilmekten men edildi. Gece yarısı olmadan, Trabzon’un gönderileceği söylendi. Üstelik Trabzon, ikinci konumundan Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynamış ve elenmişti. UEFA tarihinde böyle bir kepazelik, komedi yok! Trabzon alındı. Trabzonspor Klübü’nün başkanı, kura çekimine gidemeyecek durumdaydı. 24 saat sonra da o ceza kaldırıldı! Bütün bu kronolojiyi bir araya getirdiğin zaman, Federasyon’un bu komplonun merkezinde olduğu sonucu çıkıyor. Dolayısıyla, bundan sonrası için de hiç kimse kefil olamaz.
"BU LİG BENİM İÇİN BİR TİYATRODUR"
Federasyon ligin ortasında, play-offlar sırasında ya da sonrasında Fenerbahçe’ye ne yapar? Her şeyi yapar. İşte, tam Aykut Kocaman’ın dediği gibi, boynumuzda iple maça çıkıyoruz. O yüzden, bu lig benim için bir tiyatrodur. Fenerbahçe, bu tiyatronun içinde direniş unsuru olarak bulunmaktadır. Fenerbahçe’nin maç sonuçlarının hiçbir önemi yok. Sadece dirensin! Sportif anlamda hiçbir önemi yok. Tabii ki, kazandığı zaman mutlu oluyoruz; onur duyuyoruz. Kaybederse de “Niye kaybettin? Öyle mi taktik verilirdi? Arkana adam kaçırdın! Beş metreden topu ıskaladın” hiç önemi yok.
Hele dün, yani bu konuşmayı yaptığımız güne göre dün, Kuddusi Müftüoğlu’nun Galatasaray’a verdiği penaltı, Samsunspor kalecesini kırmızı kartla oyun dışı bırakması… Allah göstermesin, şimdi değil; herhangi bir lig sezonunda Fenerbahçe’ye böyle bir karar, beş sene filan konuşulurdu.
"BU OPERASYON FENERBAHÇE YÖNETİMİNİ YIKMA OPERASYONUDUR"
Bu operasyon Aziz Yıldırım’ı nişan alarak yapılmış olduğu için, Fenerbahçe Yönetimi’ni yıkma operasyonuydu bu. Yıkarken de Fenerbahçe’y aşağı atacaklardı. Başardılar da… Ama bir şeyi başaramadılar: Yönetimi yıkamadılar. Hiç beklenmedik bir şey oldu. Camiasıyla, olmadığı ölçüde, tahmin edilemeyeceği ölçüde, görülemiş bir ölçüde kenetlenme oldu. Aziz Yıldırım istifa etmedi. Eğer gözaltına alındıktan ya da tutuklandıktan sonra Aziz Yıldırım istifa etmiş olsaydı veya Fenerbahçe onu gözden çıkarsaydı, Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne gitmişti.
Fenerbahçe, Aziz Yıldırım’ı feda etmedikçe, kenetlenmeye devam ettikçe, futbol takımı da sahada direnişini maçlara çıkarak ve mücadele ederek, başararak devam ettirdiği müddetçe, Fenerbahçe’ye her türlü kötülük yapılabilir.
Karşıdaki büyük koalisyonun(buna UEFA da dahil), yenilgiye uğratılmasının tek imkanı da direnmeye devam etmek.
“MEDYA, F.BAHÇE’Yİ KOLLASAYDI İKTİDARLA ÇATIŞIRDI”
Medyanın Fenerbahçe taraftarının eylemlerine, sözgelimi yüz binlerce kişiyle Boğaziçi Köprüsü’ne yürümesine ve baskı aygıtının sert müdahalesine tepkisiz kalması bize neyi gösteriyor?
Fenerbahçe’ye bu operasyonu yapanların ellerinde çok önemli bir koz var. Futbol, taraftarlık demektir. Bu öyle bir şey ki, milliyet duygusunun hatta din bağının bile ötesine çıkıyor. İnsanlar din değiştirebiliyor. Vatandaşlık da değiştirebiliyor. Ama taraftarlık değişmiyor! Çok kalıcı, çok güçlü bir kimlik bu… Siz Fenerbahçe’ye karşı bir operasyon yapıyorsanız, -bunu haksız bile bulsalar- Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Trabzonsporlusu büyük bir heyecan duymaz. “Böyle bir rezalet olur mu?” diye… Mevcut iktidar, medyaya çok hakim bir iktidar. Fenerbahçe’yi kollayan bir medya politikası, iktidarla çatışma, iktidara başkaldırma anlamına gelecekti. Ondan da kaçındılar. Bu operasyon kararı alındığı zaman, muhtemelen medyanın kolay manipüle edileceği ve fazla direnç gösteremeyeceği hesabı, doğru olarak yapılmıştır. Fenerbahçe’nin ortaya koyduğu tepki medyada hak ettiği yeri bulmadı. Zaten bu operasyon medya sayesinde yapıldı. Yargısız infaz medya üzerinden yapıldı.
“BEN AZİZ YILDIRIM’I FENERBAHÇE İÇİN İSTİYORUM!”
Yıllardır siyasal ve toplumsal iktidara karşı düşünceleriyle azınlıkta kalanların, söz konusu Fenerbahçe olunca, bahsettiğiniz bu manipülasyona katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Böylelerine ben de rastladım. Bir kere, Türkiye’de senin az önce tanımladığın türden insanların kafası bir kavramla çok güzel yıkanmıştır. Bu da “Futbol kitlelerin afyonudur.” lafıdır. Çok fazla siyaset sevenlerin, ideolojik pozisyonları olanların, büyükçe bir bölümü için (tamamı değil çünkü kendim de o camiadayım) geçerli. “Yahu, ne var yani bunda? Bir topun peşinden yirmi iki kişi koşuyor.” gibi bir tepeden bakış vardı. Bir de bunu ideolojik bir çerçeveye sokmak isteyince, “İşte kitleleri böyle uyutuyorlar. Salazar ne demiş Portekiz’de?” diye… Hâlbuki tam öyle dememiş. “3F ile (Fiesta-Fado-Futbol) idare ettim” diyor. Bu çok saçma bir tezdir. Dünyanın ileri demokrasi demokrasilerinin olduğu ülkelerde de çok önemlidir futbol. İşte İngiltere, Almanya, Fransa… Dünyanın çok ünlü siyaset adamları, futbol tutkunudur. Henry Kissinger mesela. Dolayısıyla, bu zokayı yemiş çok insan vardır. Bu konuda duyarsızlık hali var ve bu yeme de kolay geldiler. “Temiz toplu, temiz futbol”, “Fenerbahçe şike yaparak şampiyon olmuş”. Allah Allah! Futbolla alakan yoksa, küçümseyerek bakagelmişsen, bu senin bilmediğin bir alana ilişkin bir şey.
Genel fotoğrafa baktığımızda da, Fenerbahçe başkanı ve yönetimi, farklı ilişkiler içinde. Çoğu da müteahhit bunların. Aziz Yıldırım, NATO müteahhidi bir ailenin ferdi. Aziz Yıldırım’ı yakından tanımazsanız, NATO’yla ve Genelkurmay’la sürekli iş tutan birisi… Aile öyle, doğru! Esas da dayısıdır. Aziz Yıldırım’ı ben biliyorum. Yirmi dört saatin, yirmi altısı Fenerbahçe’yle yatıp kalkan bir adam…
"BEN AZİZ YILDIRIM'I İYİ BİR BAŞKAN OLARAK GÖRÜYORUM"
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Klübü başkanı. Ben de Fenerbahçeliyim. “Aziz Yıldırım’la aynı siyasi idealleri paylaşıyor musun ya da birlikte tatil yapar mısın?” diye sorulsa, muhtemelen “Hayır” derim. Bana ne! Ben Aziz Yıldırım’ı iyi bir başkan olarak görüyorum. Fenerbahçe’yi tesislerle zenginleştirdi; klübü büyüttü; camiayı birleştirdi. Kökten bir dinci gibi, kökten bir Fenerbahçeli olarak, bir Fenerbahçe başkanından ne isteyebileceksem hepsini yaptı. Ondan sonra, kimle ilişkisi neymiş; kimle yemeğe gidiyormuş; kimle tatile çıkıyormuş beni ilgilendirmiyor. Ben onu Fenerbahçe için istiyorum. Benim damak tadıma çok uygun, ideolojik pozisyonlarımla da örtüşen birisi aynı işleri yapıyorsa, tamam! Ama, yapmıyorsa ve Aziz Yıldırım bu işleri yapıyorsa; Yıldırım’ı tercih ederim. Fenerbahçe için. Çünkü konu Fenerbahçe… Futbolla hiç ilgili olmayanlar, Aziz Yıldırım’ın kartvizitini görünce, NATO müteahhitliği, askeri otoritenin içinde tanıdıkları olması nedeniyle bir anda “Yahu, baksana bu adamın kimlerle ilişkisi var! Bu adamı mı savunuyorsun?” diyebiliyor. Operasyonu planlayanların, bütün bu unsurları isabetle düşünmüş olabilecekleri kanısındayım.
“ORTADA YARGISIZ İNFAZ VAR!”
Hukuki süreci nasıl gözlemliyorsunuz? 28 Şubat örneği vermiştiniz…
Çok uyuşan yanı var. Ben 28 Şubat zedeyim. Andıç yemiş adamım. Bana ve Mehmet Ali Birand’a yönelik iftirayla oluştu. Andıç neydi esas olarak? Bir tür yargısız infazdı ve medya aracılığıyla yapıldı. Burada da Aziz Yıldırım’a yapılan, bize andıçta uygulananın bir benzeriydi. Kendi başıma gelenden bildiğim için, anladım ve bunun medya üzerinden alçakça bir yargısız infaz olduğunu söyledim.
Yargısız infaz var. Bunun kanıtları da ortaya çıktı. Aziz Yıldırım, sağlık nedenleriyle daha polis ifadesi alınmadığında hastaneye götürüldüğü zaman, ikamet yeri olarak Metris Cezaevi gösterildi polisten gelen dosyada! Yahu, daha polis ifadesi bile alınmamış. Daha kırk sekiz saat dolmamış. Orada da medya gazı veriyor! “Emenike bavulla alıyor, görüntü var” bilmem ne…
"ADAMIN TUTUKLANMASINA MESNET SORULARA BAKIYORSUNUZ, İPE SAPA GELMEZ SORULAR"
Ondan sonraki süreç de adaletin yüz karasıdır. Adam tutuklandı. Tutuklanmasına mesnet sorulara bakıyorsunuz, ipe sapa gelmez sorular. Bir de verilen cevaplarla yan yana getirdiğin zaman, nasıl tutukluyorsun adamı? Ne hakla? Haydi, tutuklandı… Demokrat Yargı Derneği başkanı, yargıç Orhan Gazi Ertekin’in Express’e konuştu. Kabaca: “Filanca maçın sonucu önceden biliniyordu. Ortam dinlemesine takıldı. Savcılar maçların sonucunu bilerek seyrediyormuş. Suçtur.” diyor. İsnad edilen suç değil, bunun kendisi suç! Madem delil var elinde, ele geçirmişsin, suçüstü yap. Müteselsil bir suç var orada.
Şuna benziyor: Birinin adam öldüreceğini öğreniyorsun. Öldürüyor. “Hah, biz biliyorduk zaten.”. Sonra birisini daha öldürüyorlar. Örgüt ya bunlar! Aylar sonra sen diyorsun ki, “Bu, seri katildir. Ben bunu biliyordum. İşte kanıtları.” O kadar adam öldü? Senin görevin, güvenlik ve hukuk gücü olarak cinayeti engellemek…
"MADEM ŞİKEYİ TESPİT ETTİN, SUÇÜSTÜ YAP!"
Burada da aynısı… Şikeyi tespit ettin madem, suçüstü yap ve bitir işi. Hukuken söylenen şeyin manası yok. Böyle rezalet bir adalet mekanizması var Türkiye’de. Sonra da mecburen, önüne gelen “Türk adaletine güvenimiz sonsuz” diyor. Benim hiçbir güvenim yok. Sebebi de bunlara değil çok basit bir ölçüye dayanıyor: AİHM, iç hukukta da üstün… Nasıl gidiyorsun AİHM’e? Türkiye’de bütün adalet yolları tıkandığı zaman. AİHM’de Türkiye başvuru ve bozulan kararları olarak rekor sahibi! Hangi kararı bozuyor? Türk yargısının… Ölçüyü oradan tutturacağız. Bu yargıya güvenmiyorum. Çarem yok..
Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye uygulanan süreç, adalet bakımından yüz karasıdır. Yahu, yatacak yeri yok bu adaletin!
“H.AVCI NE KADAR DEVRİMCİ KARARGAH ÜYESİYSE, A. YILDIRIM DA O KADAR SİLAHLI ÖRGÜT KURUCUSU”
Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargâh gibi davalarla benzerlikleri oldu mu?
Şimdi, Ergenekon’da, Balyoz’da aldığım pozisyonlar nedeniyle bazıları diyor ki, “Sen onları savunmuştun, Fenerbahçe olunca yana değilsin… Aynı polis teşkilatı, aynı adliye…”.
Ergenekon da Balyoz da TSK’yı, darbe girişimciliğini ifade ediyor. Bu soruşturmalar, Neptün’de, Uranüs’te, Satürn’de yapılmıyor. Türkiye’de yapılıyor. Türkiye, modern, post-modern, açık, gizli bir sürü askeri darbe gördü. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası… Ondan sonra, çarşaf çarşaf ortaya çıkmış olan Sarıkız, Ayışığı bilmem ne darbe hazırlıkları… Kanıtları var. Ümraniye, Eskişehir, Poyrazköy… İstiklal Marşı’ndaki, “Toprağı sıksan şüheda” sözü var ya, silah fışkırıyor içinden! Sahipleri belli, ilişkileri ortaya çıkmış. Orada kanıtlar var. E, Işık Koşaner’in ses kaydında açığa çıktı zaten. “Yahu, imha etmiştik bunları. Nerden çıktı?” falan filan… Kanıtları ortada olan şeyler. Ha, kurunun yanında yaşlar var mı? Var! Ama bu, soruşturmaların dayanaksız olduğu anlamına gelmiyor.
"TÜRKİYE'NİN EN İYİ HAKEMİNİ İSTEMEK ŞİKE DEĞİL!"
Mesela Ahmet Şık ve Nedim Şener bence Ergenekon örgütünün üyeleri değiller. Varsayalım ki, olsalar bile, eldeki belgeler, bunu kanıtlamaya asla yeterli değil.
Fenerbahçe davasında, Ergenekon’da olmayan bir şey var. Ergenekon’a bakarsak… Türkiye daha önce askeri darbeler yaşamış. Kanıtları var –ki bizzat failleri ortaya koymuş-. İşte, Genelkurmay’dan Işık Koşaner’in kaydı… Fenerbahçe’de böyle bir durum yok. Gösterilen kayıtlar neler? Mahmut Özgener’le konuşmuş. Ortaya dökülen kanıtlarda, şike iddiasını doğrulayacak bir şekilde, Fenerbahçe’nin kendi maçını bağladığına dair bir tane şey var mı? Fenerbahçe’nin rakiplerinin teşviklerini engelleme çabası var; seyircisiz oynama cezasını asgariye indirme talebi var; Türkiye’nin en iyi hakemini isteme talebi var. İyi de, bunlar şike değil!
"VİCDAN ÖNEMLİ BİR MAKASTIR"
Bir de “vicdan” kavramı çok çok önemli bir şeydir. Çünkü, adalet dediğiniz, sadece kanun maddeleriyle ifade edilmez. Adalet duygusu vicdanlarda yer bulmadıysa, o zaman o zaman bir yanlışlık var demektir. Kanunun hangi maddesinde yazarsa yazsın; o, vicdanlarda makes bulmadıysa bir yanlışlık var demektir. Fenerbahçe’ye yapılanşlar, milyonlarca Fenerbahçelinin vicdanını incitti. O zaman adaletsizlik var; bu kadar basit.
Devamı ...
4 Eylül 2011
Heybetinden Sığdıramadık
Fenerbahçe sevgisi baba yüreğidir; ana kucağıdır; yâr saçlarıdır... Fenerbahçe Sevgisi kocamandır, kalbine bile sığmaz.. Fenerbahçe yıkılmaz.
Devamı ...
3 Eylül 2011
Fenerbahçe is coming!
Evren müthiş iş çıkarmış gene. Game of Thrones melodisiyle de beni ayrıca şen etti, neşeye bürüdü.
Devamı ...
10 Kasım 2010
Laurel & Hardy - The Flying Deuces
Stan ile Oliver'i özel yapan şey her ikisinin de 1930'lar sinemasının kuşkusuz en önemli karakterlerinden olmasıdır. Bir diğer özelliği, küçükken çizgi romanlarını takip ettiğimiz eğlenceli bir ikili olmasıydı. 1939 yapımı The Flying Deuce en iyi filmlerinden biri değil, ama kesinlikle eğlenceli.
Devamı ...
6 Mart 2010
Are You Player Terry?
3 Mart 2010
Bir buçuk metre bacak
Ertem Şener coşuyor coşturuyor, gereksiz malumata doyuruyor...
Devamı ...
31 Temmuz 2009
Fenerbahçe 5 - Honved 1
EL 30/07/2009
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda Macaristan'ın Honved takımını Güiza (3), Roberto Carlos ve Alex'in golleriyle yenip rövanşı formalite haline getirdi.
İSTANBUL - Başkan Aziz Yıldırım'ın 3 yıllık şampiyonluk garantisinin ardından Christoph Daum'un arz-ı endam etmesi tarihe meraklılara Charles De Gaulle'ün Cezayir sorununu çözmesi için 15 yıl sonra geri çağrılmasını hatırlattı. Bizden söylemesi De Gaulle, Cezayir'in Fransa'dan kopuşuna razı olmuştu. Daum ondan inatçı çıkar mı? Bunu göreceğiz.
Brezilya Milli Takımı'nı andıran kadrosuyla Honved önüne çıkıyordu Fenerbahçe. Maçtan önce Honved teknik direktörünün ve futbolcularının açıklamalarını okuduğumda, "Acaba ters totem mi yapıyorlar" diye düşünmedim değil. Koskoca Macar takımını oluşturanlar böyle mi konuşurdu? Bari yalandan bir şeyler söyleseydiniz. Tamam 16 takımlı Macar Ligi'ni 14'üncü bitirebilmişlerdi ama hemen de teslim olunmaz ki!
Karşılaşmanın ilk düdüğüyle beraber gerçek anlaşıldı. Adamlar boşuna böyle konuşmuyormuş. Fenerbahçe sanki bir Macar takımıyla değil de Malta lig sonuncusuyla oynar gibiydi. Hem tecrübe hem kalite hem de bilumum tür kumaş konusunda fersah fersah ilerideydi Fenerbahçe. Zavallı Honvedliler arada bir topu kapıyor,umutlanıyor ama sonrasında kaptırıp küsüyorlardı.
13'te Fenerbahçe frikik kazandı. Yeni gelen Brezilyalılar'la birlikte topun başında bulunma ihtiyacı hiiseden futbolcu sayısında fazlalık olmuştu. Tabii ki yaşına hürmeten Roberto Carlos'a bırakıldı top. O da çat diye yerden köşeye gönderdi topu: 1-0. Ama golü atmanın bedeli sakatlıktı. Roberto Carlos'un yerine Deivid girdi.
22'de Güiza'nın röveşatası üst direkten dışarı gittiğinde yine o kabusun dönüp dönmediği şüphesi beyinleri kemirmeye başladı. 29'da bu şüpheyi ortadan kaldıran gol geldi. Arada bir seyirciyi eğlendiren hareketler yapma görevinden yararlı olma işine terfi eden Kazım, Gökhan'ı topla buluşturdu. Uçan bekin ortasına Güiza kafayı uzattı: 2-0.
40'ta Honved savunması atağa çıkarken Emre ile karşılaştı. Onun soldan yerden ortasında Güiza akıllı vurdu: 3-0.
48'de Emre'nin uzaktan şutunu köşeden Nemeth çıkardı. 52'de Benjamin sağ çaprazdan geldi. Plasesini Volkan kornere çeldi. 61'de Kazım'dan Gökhan'a gelen top. Yine uçarak sıfırdan yapılan orta. Yerden gelen topa iyice coşan Güiza vuruyor: 4-0.
68'de Deivid'le ceza alanı içinde halı saha paslaşmaları yapan Alex klas bir plase gönderdi kaleye: 5-0.
78'de Zsolnai'nin kafa golü geldi: 5-1.
Fenerbahçe'de kötü yoktu. Ama tabii ki savunmanın durumunu daha ciddi bir rakiple ölçebilirsiniz. Seyircisiz oynanacak rövanşın artık bir değeri de yok zaten. Yalnız şu Gökhan Gönül'e ne diyeceğiz? Hangi övgü sözcükleri gidecek onun hünerlerine? Fatih Terim'in de Gökhan'ı izleyip keyiflendiğini hissediyorum.
FENERBAHÇE-HONVED: 5-1
Hakemler: Knut Kircher, Jan Hendrik Salver, Wolfgang Walz
Fenerbahçe: Volkan, Gökhan, Önder, Bilica, Roberto Carlos (17 Deivid), Kazım, Emre (85 Deniz), Alex, Cristian, Andre Santos, Güiza (71 Mehmet)
Honved: Nemeth, Benjamin, Botis, Hajdu (88 Rodrigues) , Macko, Hrepka (53 Zsolnai), Debreceni, Pastva, Abraham, Hidi (63 Horvath), Vukmir
Goller: Roberto Carlos (13), Güiza (29, 40, 61), Alex (68); Zsolnai (78)
Sarı Kart: Benjamin
Devamı ...
31 Mayıs 2009
Trabzonspor 1 - Fenerbahçe 2
TSL 20/05/2009
NTVSPOR ve Ajanslar
Trabzonspor son hafta karşılaşmasında Fenerbahçe’ye 2-1 yenilerek, Sivasspor’un puan kaybettiği son haftada Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını tepti.
Trabzonspor kendi saha ve seyircisi önünde Fenerbahçe'ye 2-1 yenilerek Şampiyonlar Ligi fırsatını kaçırmış oldu.
Ev sahibi Trabzonspor’da sakatlığı devam eden Yattara forma giymedi.
Fenerbahçe’de ise sakatlıkları süren Edu, Lugano kadroda yer almadı.
rabzonspor maça hızlı başladı ve ilk dakikalarda Alanzinho ve Gökhan Ünal ile bulduğu pozisyonlardan yararlanamadı.
10. dakikada ev sahibi takım aradığı golü Ümut Bulut ile buldu ve 1-0 öne geçti.
Golü yedikten sonra Fenerbahçe oyunda dengeyi kurdu ve beraberlik golü için Trabzonspor kalesine gitmeye başladı.
İlk yarının böyle bitmesi beklenirken Fenerbahçe Alex’in attığı golle skora dengeyi getirdi ve devre 1-1 sona erdi.
İkinci yarıda ev sahibi Trabzonspor Fenerbahçe’ye oranla daha çok pozisyon bulmasına rağmen golcü oyuncular Umut Bulut, Gökhan Ünal ve Alanzinho bu pozisyonlardan yararlanamadı.
Maç bu skorla biteceği düşünülerken uzatma dakikalarında Güiza sahneye çıktı ve takımını 2-1'lik galibiyeti getiren golü attı.
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca maç 2-1 Fenerbahçe'nin üstünlüğü ile sona erdi.
Bu sonuçla Trabzonspor ligi 65 puanla 3. sırada tamamlayarak Avrupa Ligi'ne gitme hakkı kazanırken, Fenerbahçe de 61 puanla 4. sırada tamamlayarak Avrupa Ligi’ne giden bir başka takım oldu.
TRABZONSPOR: 1 - FENERBAHÇE: 2
Stat: Hüseyin Avni Aker
Hakemler: Bülent Yıldırım, Adil Sinem, Nihat Mızrak
Trabzonspor: Sylva, Tayfun Cora, Giray (Dk. 89 Isaac), Egemen, Cale, Colman, Hüseyin, Selçuk İnan (Dk. 79 Ceyhun Gülselam), Alanzinho, Umut Bulut, Gökhan Ünal (Dk. 83 Barış Memiş)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali Bilgin, Yasin Çakmak, Gökhan Gönül, Roberto Carlos (Dk. 86 Deniz Barış), Deivid, Selçuk, Emre, Uğur Boral (Dk. 63 Kazım), Alex (Dk. 73 Semih), Guiza
Goller: Dk. 10 Umut Bulut (Trabzonspor), Dk. 45 Alex ve Dk. 90+4 Güiza (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 33 Alanzinho, Dk. 67 Giray, Dk. 88 Hüseyin (Trabzonspor), Dk. 37 Selçuk Şahin, Dk. 43 Ali Bilgin (Fenerbahçe)
Devamı ...
9 Mart 2009
Kayserispor 0 - Fenerbahçe 2
TSL 08/03/2009
NTVSPOR ve Ajanslar
Fenerbahçe, ligin 23. haftasının son karşılaşmasında Kayserispor'u deplasmanda 2-0 yendi. Kadir Has Stadı'nın açılış maçında Semih ve Alex'le gülen sarı-lacivertliler, zirveyle arasındaki puan farkını 3'e indirdi.
Türkiye'nin en modern stadı olarak inşa edilen Kadir Has Stadyumu, Kayserispor-Fenerbahçe maçıyla kapılarını açtı.
Turkcell Süper Lig'in 23. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe, son 35 dakikayı 10 kişi oynamasına karşın zorlu deplamandan 3 puanı 2-0'lık skorla alarak, şampiyonluk umutlarını artırdı.
Ev sahibi Kayserispor yeni stadındaki maça taraftarının da desteğiyle etkili başlarken, Mehmet Topuz ve Mehmet Eren'le pozisyonlar üretti.
Buna karşın golleri bulan taraf konuk ekip oldu. Fenerbahçe 10. dakikada kullanılan serbest vuruşta Roberto Carlos'un kaleciden dönen topunu Semih tamamlarken, 29'da Alex şık bir vuruşla takımını soyunma odasına 2 farklı önde indirdi.
İkinci yarı Kayserispor'un baskısıyla başlarken,55. dakikada Fenerbahçe ceza sahası içinde lehine çalınan faul düdüğü sonrası Eren'e tekme atan kaleci Volkan Demirel direkt kırmızı kart gördü.
Bu dakikadan sonra maçta gerginlik artarken, tamamen yarı sahasına kapanan Fenerbahçe, rakibine çok fazla pozisyon vermezken, karşılaşmayı 2-0 kazanmayı bildi.
Sarı-lacivertliler kritik Sivasspor galibiyetinin ardından, zorlu Kayseri deplasmanından da kayıpsız dönerek, şampiyonluk yolunda önemli puanlar aldı.
Bu sezon 19 puan bıraktığı dış sahada 4. kez kazanan Fenerbahçe, lider Sivasspor'la arasındaki farkı da 3 puana indirdi.
Son 7 maçında sadece 1 galibiyet alan Kayserispor ise kötü gidişine yeni stadındaki ilk maçında da son veremedi ve 33 puanda kaldı.
KAYSERİSPOR: 0 - FENERBAHÇE: 2
Stat: Kadir Has
Hakemler: Bünyamin Gezer, Serkan Gençerler, Nihat Mızrak
Kayserispor: Souleymanou, Aydın (Dk. 46 Durmuş), Eren Güngör, Ali Turan, Toledo, Mehmet Topuz, Saidou, Furkan (Dk. 46 Bilal Aziz), Mehmet Eren (Dk. 57 Tevfik), Cangele, Aghahowa
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Edu, Lugano, Roberto Carlos, Deivid (Dk. 59 Volkan Babacan), Deniz, Emre (Dk. 69 Güiza), Uğur Boral (Dk. 46 Vederson), Alex, Semih
Goller: Dk. 11 Semih, Dk. 28 Alex (Fenerbahçe)
Kırmızı Kart: Dk. 54 Volkan Demirel (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Deniz, Emre, Lugano (Fenerbahçe), Mehmet Topuz (Kayserispor)
Devamı ...
4 Mart 2009
Fenerbahçe 3 - Sivasspor 1
FTK - 04/03/2009
NTVSPOR ve Ajanslar
Fortis Türkiye Kupası yarı final ilk maçında Fenerbahçe, Kadıköy'de Sivasspor'u 3-1 mağlup etti. Sarı-lacivertlilerin golleri Deniz, Edu ve Deivid'ten gelirken, Sivasspor'un tek sayısına Bilica imza attı.
Fortis Türkiye Kupası yarı final ilk maçında, geçtiğimiz hafta ligde karşılaşan, Fenerbahçe ile Sivasspor Kadıköy'de karşı karşıya geldi.
Sahadan 3-1'lik skorla galip ayrılmayı başaran sarı-lacivertliler, rövanş maçı öncesinde önemli bir avantaj yakaladı.
Karşılaşmanın ilk yarısında ev sahibi Fenerbahçe etkili olan taraftı. Semih, Deivid ve Deniz ile Sivasspor kalesinde önemli pozisyonlar bulan sarı-lacivertliler, bu fırsatları değerlendiremedi.
45. dakikada Fenerbahçe'nin kalesine Faruk ile tehlikeli gelen kırmızı-beyazlılar da bu pozisyondan faydalanamazken, ilk devre golsüz eşitlikle sona erdi.
Seyircisi önünde oynadığı karşılaşmadan galibiyetle ayrılarak rövanş maçı avantaj yakalamak isteyen Fenerbahçe, ikinci yarıya da hızlı başladı.
İlk yarıda önemli bir gol pozisyonunundan sonuç alamayan Deniz, 66. dakikada topu filelerle buluşturarak Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirdi.
Bu dakikadan sonra da Sivasspor'un kalesinde önemli pozisyonlar yakalayan sarı-lacivertliler, 75. dakikada Edu ile farkı 2'ye çıkardı. Deplasmanda gol bularak avantaj elde etmek isteyen kırmızı beyazlılar ise, rakibine 82. dakikada Bilica ile cevap vererek skoru 2-1'e getirdi.
Fenerbahçe'de 84. dakikada sahneye çıkan Deivid, topu bir kez daha filelerle buluşturarak maçın sonucunu belirleyen golü kaydetti ve sarı-lacivertliler sahadan 3-1 galip ayrılarak büyük bir avantaj yakaladı.
FENERBAHÇE: 3 - SİVASSPOR: 1
Stat: FB Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Fırat Aydınus, Baki Tuncay Akkın, Bahattin Duran
Fenerbahçe: Volkan Babacan xxx, Gökhan Gönül xxx, Önder xx (Dk. 56 Edu xxx), Lugano xxx, Roberto Carlos xx, Deivid xxx, Deniz xxx, Emre xx, Uğur Boral xx (Dk. 56 Güiza xxx), Alex xxx, Semih xx (Dk. 79 Vederson xx)
Sivasspor: Petkoviç xx, Abdurrahman x, Sedat x, Bilica xx, Faruk xx, Murat Erdoğan xx (Dk. 70 Kamanan x), İbrahim Dağaşan xx (Dk. 81 Balili x), Mohamed Ali xx, Sezer Badur xx, Tum x, Mehmet Yıldız x (Dk. 76 Onur x)
Goller: Dk. 66 Deniz, Dk. 75 Edu, Dk. 84 Deivid (Fenerbahçe), Dk. 82 Bilica (Sivasspor)
Sarı Kartlar: Dk. 25 Emre (Fenerbahçe), Dk. 27 Sedat, Dk. 32 Faruk, Dk. 47 İbrahim Dağaşan, Dk. 65 Mohamed Ali, Dk. 68 Sezer Badur (Sivasspor)
Devamı ...
28 Şubat 2009
Fenerbahçe 4 - Sivasspor 2
TSL 28/02/2009
Milliyet Spor ve Ajanslar
Turkcell Süper Lig'de 22. haftanın en zorlu mücadelesinde Fenerbahçe, Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Sivasspor'u konuk etti. Nefesleri kesen mücadelede Fenerbahçe, Sivasspor'u 4-2 mağlup etti. Fenerbahçe'nin golleri Uğur Boral(5',34'),Semih Şentürk(26') ve Lugano(77')'dan geldi. Sivasspor'un gollerini ise Mehmet Yıldız (4') ve Murat Sözgelmez (25') kaydetti. Fenerbahçe aldığı 3 puanla lider Sivasspor ile aradaki puan farkını 5'e indirdi.
İLK YARI
3. dakikada konuk Sivasspor öne geçti. Bu dakikada ortasahadan Musa'nın pasında sol çaprazda Kamanan topla buluştu, aut çizgisine inip içeriye çıkardığı sert top Lugano'ya çarparak kale sahasına düştü. Kaleci Volkan'ı yanıltan topu önünde bulan Mehmet Yıldız kafayla ağlara gönderdi: 0 - 1.
4. dakikada Fenerbahçe beraberliği yakaladı. Bu dakikada Deivid'in pasında sağ çaprazda topla buluşan Gökhan Gönül'ün ortasında arka direkte Uğur Boral yükselip kafayı vurdu ve meşin yuvarlağı kaleci Petkoviç'in sağından ağlara gönderdi: 1 - 1.
25. dakikada Sivasspor tekrar öne geçti. Bu dakikada Bilica'nın kafayla kale sahasına gönderdiği topu Kamanan da kafayla defansın arkasına indirdi, Murat Sözgelmez kontrol edip sert vurdu ve meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1 - 2.
27. dakikada Fenerbahçe yeniden beraberliği yakaladı. Alex'in derin pasında Gökhan Gönül, ceza sahası içindeki Semih'in önüne bıraktı, bu oyuncu da şık bir plaseyle meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2 - 2.
33. dakikada Sivasspor'da Mehmet Yıldız'ın pasında sağ çaprazda ceza sahası dışında Abdurrahman topun gelişine sert vurdu, ancak meşin yuvarlak yandan az farkla auta çıktı.
34. dakikada Fenerbahçe öne geçti. Bu dakikada Deniz'in pasında Alex sağ çaprazda topla buluştu, çizgiye inip arka direğe çıkardığı topa Uğur Boral kafayla dokundu ve ağlara gönderdi: 3 - 2.
39. dakikada Emre'nin ortasahadan attığı uzun pasta Alex topla buluştu, sağ köşeden ceza sahasına girdi, ancak topu ayağından açınca Murat'ın kontrolünde kaleci Petkoviç meşin yuvarlağı kontrol ederek tehlikeyi önledi.
Karşılaşmanın ilk yarısı da 3 - 2 Fenerbahçe'nin üstünlüğünde sona erdi.
İKİNCİ YARI
52. dakikada Murat Erdoğan'ın sağ taraftar ceza sahası köşesinden arka direğe yaptığı ortaya Mehmet Yıldız kafayı vurdu, kaleci Volkan Demirel solana giden topu uçarak kontrol etti ve gole izin vermedi.
55. dakikada Fenerbahçe'de kazanılan korneri sağ köşeden Alex kullandı. Ceza sahası içine gelen topa Lugano yükselip vurdu, ancak top üstten az farkla auta çıktı.
63. dakikada gelişen Fenerbahçe atağında Uğur Boral'ın ceza sahası dışından kaleyi cepheden gören açıdan vurduğu sert şutta top yandan auta çıktı.
67. dakikada Vederson'un pasında Semih ceza sahasında topu kontrol etti, yaptığı şık rövaşatada ise meşin yuvarlak yandan auta çıktı.
77. dakikada Fenerbahçe farkı ikiye çıkardı. Bu dakikada Alex'in kullandığı frikikte top barajdan döndü. Sağa açılan topu Emre arka direğe gönderdi, Semih'in plasesinde top uzak direkten döndü, seken topu Lugona ağlara gönderdi: 4 - 2.
Karşılaşma da 4 - 2 Fenerbahçe'nin üstünlüğünde sona erdi. Lider Sivasspor bu mağlubiyetle 45 puanda kalırken Fenerbahçe ise puanını 40'a çıkardı.
Stat: Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Tarık Ongun, Alpaslan Dedeş
Fenerbahçe: Volkan Demirel 5, Gökhan Gönül 7, Önder 6, Lugano 7, Vederson 6, Deivid 7 (Dk. 74 Gökhan Emreciksin 4), Deniz 5, Emre 7, Uğur Boral 7 (Dk. 83 Güiza ?), Alex 8, Semih 7
Sivasspor: Petkoviç 4, Abdurrahman 4, Bilica 5, Sedat 5, Murat Sözgelmez 6, Sylla 5 (Dk. 46 Onur 3), Musa 5 (Dk. 46 Murat Erdoğan 4), Sezer 5 (Dk. 69 Balili 3), İbrahim 5, Mehmet Yıldız 5, Kamanan 4
Goller: Dk. 3 Mehmet Yıldız, Dk. 25 Murat Sözgelmez (Sivasspor), Dk. 4 ve 34 Uğur Boral, Dk. 27 Semih, Dk. Lugano (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 24 Lugano, Dk. 36 Alex, Dk. 40 Vederson, Dk. 88 Gökhan Emreciksin (Fenerbahçe), Dk. 45+2 Sylla, Dk. 56 İbrahim, Dk. 59 Kamanan (Sivasspor)
Devamı ...
21 Şubat 2009
Gençlerbirliği 1 - Fenerbahçe 0
TSL 21/02/2009
NTVSPOR ve Ajanslar
Fenerbahçe, Turkcell Süper Lig'in 21. haftasında Gençlerbirliği'ne deplasmanda 1-0 yenildi.
Turkcell Süper Lig'in 21. haftasında Gençlerbirliği ile Fenerbahçe, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda karşı karşıya geldi. Ev sahibi Gençlerbirliği, Jedinak'ın attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı.
Karşılaşmaya iyi başlayan ev sahibi ekip, 14. dakikada golü buldu. Jedinak'ın kullandığı serbest vuruşta Deivid'e çarpan top kaleci Volkan'ı yanılttı ve ağlara gitti.
İlk yarıyı 1-0 önde kapatan Gençlerbirliği, ikinci yarıda net fırsatlardan yararlanamadı. Vasat futbolunu sürdüren Fenerbahçe, kalesinde önemli tehlikeler yaşarken, ikinci yarıdan gol sesi çıkmayınca ev sahibi ekip sahadan 1-0 galip ayrıldı.
Fenerbahçe bu sonuçla zirve yarışında büyük bir yara alırken, Gençlerbirliği alt sıralardan kurtulma yolunda çok önemli 3 puanın sahibi oldu.
Öte yandan sarı-lacivertli takımda sarı kart cezalısı durumuna düşen Roberto Carlos ile Colin Kazım, gelecek haftaki Sivasspor maçında forma giyemeyecekler.
GENÇLERBİRLİĞİ: 1 - FENERBAHÇE: 0
Stat: 19 Mayıs
Hakemler: Yunus Yıldırım xx, Adil Sinem xx, Volkan Narinç xx
Gençlerbirliği: Isailoviç xx, Hakan Aslantaş xxx, Koray Avcı xxx, İlhan Eker xxx, Momha xxx, Burhan Eşer xx, Cem Can xx, Jedinak xxx, Soner xx (Dk. 90 Kemal Akbaba ?), Mustafa Pektemek xx (Dk. 80 Kahe x), Djite xx (Dk. 80 Bilal x)
Fenerbahçe: Volkan Demirel x, Gökhan Gönül xx, Önder xxx, Lugano xxx, Roberto Carlos xx, Deivid x (Dk. 53 Gökhan Emreciksin x), Deniz x (Dk. 57 Kazım x), Emre x, Uğur Boral x (Dk. 53 Vederson x), Alex x, Semih x
Gol: Dk. 14 Jedinak (Gençlerbirliği)
Sarı kartlar: Dk. 42 Lugano, Dk. 65 Roberto Carlos, Dk. 75 Kazım (Fenerbahçe)
Devamı ...
15 Şubat 2009
Fenerbahçe 7 - Hacettepespor 0
TSL - 14/02/2009
NTVSPOR ve Ajanslar
Fenerbahçe, Turkcell Süper Lig'de Hacettepe'yi 7-0 gibi tarihi bir farkla mağlup etti. Sarı-lacivertli taraftarların fazla ilgi göstermediği karşılaşmada Fenerbahçe'nin gollerini Alex (3), Semih (2), Lugano ve Deivid attı. Bu arada sakatlığı bulunan Daniel Güiza'nın 2 hafta takımdan ayrı kalacağı açıklandı.
Fenerbahçe, Turkcell Süper Lig'in 20. haftasında son sırada bulunan Hacettepe'yi konuk etti. Ligde oynadığı son 3 maçta 2 beraberlik ve 1 yenilgi alan Fenerbahçe, Hacettepe karşısında sahadan 7-0 galip ayrılarak moral buldu.
Karşılaşmanın ilk yarsını 10 ve 14. dakikalarda Alex, 35. dakikada Lugano, 41. dakikada Semih ve 45. dakikada Deivid'in attığı gollerle 5-0 önde kapatan sarı-lacivertli takım, 49. dakikada Semih ve 58. dakikada Alex'in attığı gollerle skoru 7-0'a taşıdı ve sahadan tarihi bir galibiyetle ayrıldı.
SEZONUN EN FARKLI SKORLU GALİBİYETİ
Fenerbahçe, Hacettepe karşısında aldığı 7-0'lık galibiyetle Turkcell Süper Lig'in bu sezonki en farklı skorlu galibiyetine de imza atı.
Ligde daha önce 16. haftada İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaelispor'u 5-0, 18. haftada da Eskişehispor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni 6-1'lik skorlarla yenerek, farklı skorlu galibiyetler almışlardı.
SEMİH 8 MAÇ SONRA 11'DE
Fenerbahçe'nin golcü futbolcusu Semih Şentürk, Turkcell Süper Lig'de 8 maç sonra Hacettepe mücadelesiyle 11 kişilik kadroda yer aldı. Sarı-lacivertli ekibin, ligin 11. haftasında Ankaraspor ile yaptığı mücadelede 11'de sahaya çıkan Semih, bu maçta yaşadığı sakatlık nedeniyle ligin ilk bölümündeki diğer maçlarda forma şansı bulamadı.
Ligin ikinci bölüme hazır giren, ancak teknik direktör Luis Aragones'in tek forvet düzeninde Güiza tercihi nedeniyle şans bulamayan Semih, İspanyol forvetin sarı kart cezalısı olması nedeniyle bu maçta 11'e girdi.
GÖKHAN GÖNÜL'ÜN YERİNE ALİ BİLGİN
İstanbul Büyükşehir Belediyesi maçında 2 sarı karttan gördüğü kırmızı kartla cezalı duruma düşen Gökhan Gönül'ün yerine Hacettepe maçında Ali Bilgin görev yaptı.
Turkcell Süper Lig'de en son takımının 16. haftada Konyaspor ile deplasmanda yaptığı maçta ikinci yarıda oyuna dahil edilerek forma giyen Ali, takımdaki eksikler nedeniyle 3 maç sonra yenien şans buldu. Ali, bu sezon ligde ilk kez bir maça 11'de başladı.
Fenerbahçe'de, kart cezalıları Güiza ve Gökhan Gönül'ün yanısıra, tedavileri süren Selçuk, Edu, Josico ve Abdülkadir ile hasta olan Yasin maç kadrosunda yer almadılar. Sarı-lacivertli ekipte Burak ve Gürhan da kadronun dışında kaldılar.
Ligin 3. haftasında Fenerbahçe'nin Hacettepe'ye deplasmanda 2-1 yenildiği maçta yaptığı hatalardan sonra teknik direktör Aragones'in yalnızca 16. haftadaki Konyaspor mücadelesinde maç kadrosuna aldığı Can ise rakipleriyle bu sezon yaptıkları 2. maçta eksikler nedeniyle 18'e alındı.
TARAFTAR İLGİ GÖSTERMEDİ
Turkcell Süper Lig'in ikinci bölümünde büyük bir düşüş yaşayan Fenerbahçe, Hacettepe karşısında büyük bölümü boş tribünlere karşı oynadı. Takımın aldığı kötü sonuçların yanısıra, soğuk havanın da etkisiyle tribünlerde büyük boşluklar oluşurken, sarı-lacivertlileri ''Sevgililer Günü''nde taraftarları yalnız bıraktılar.
FENERBAHÇE: 7 - HACETTEPE: 0
Stat: FB Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Aytekin Durmaz xxx, Muhittin Gürses xxx, Mustafa İspiroğlu xxx
Fenerbahçe: Volkan Demirel xxx, Ali xxx, Önder xxx, Lugano xxx, Roberto Carlos xxx, Deniz xxx, Emre xxx, Deivid xxx (Dk. 46 Kazım xx), Alex xxxx, Uğur xx (Dk. 51 Gökhan Emreciksin xx), Semih xxx (Dk 75 İlhan xx)
Hacettepe: Ulaş x, Adnan x, Baykal x (Dk. 46 Ümit Bozkurt x), Orhan x, Murat x, Ufuk x (Dk. 32 Serkan x), Kadir x, Tozo x, Olgay x, Patiyo Tambwe x (Dk. 56 Arda x), Ümit Tütünci x
Goller: Dk. 10, 14 ve 58 Alex, Dk. 35 Lugano, Dk. 41 ve 48 Semih, Dk. 45 Deivid (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 23 Patiyo Tambwe, Dk. 74 Ümit Bozkurt (Hacettepe)
Devamı ...