18 Ocak 2012

Benim için Lefter


Benim için Lefter #benimicinlefter from Casual Project on Vimeo.


#benimicinlefter karanlık bir zamanın en parlak ışığıdır.

Evren Topaloğlu, Sinan Demir ve Emre Çakmak'tan Lefter'i uğurladığımız o gün.

Devamı ...

14 Ocak 2012

Fenerbahçe Lefter Küçükandonyadis Stadı



"- Fenerbahçe'nin teklifini nasıl kabul ettiniz?
- Nasıl etmeyeyim? Ben Fenerbahçe'den başka takım bilmezdim ki!"


Kim ne derse desin, bizim babalarımız, dedelerimiz Fenerbahçeli olduysa onun üstünde Lefter'in çok emeği var. Onu izlemiş olmak, onu görmüş olmak hatta radyoda bir maçını dinlemiş olmak bile nesiller boyu süren hikayelerin asli konusu.

Lefter'in Diyarbakır'da izi olduğu kadar, Batman'da, Mersin'de Edirne'de de izi var.

Tam 615 maç, 423 gol. 50 kez A milli olup madalya alan ilk futbolcu.

Hepsi kayıt.

Lefter'i Lefter yapan, ne sol ayağıdır, ne yurtdışına bonservis bedeliyle transfer olan ilk Türk futbolcu olması ne de 43 yaşında sahaya çıkıp şampiyonluk kupası kaldırması.

Lefter semboldür. Lefter küçük çocuklardan Cemiller, Ogünler, Rıdvanlar yaratan bayraktır. Lefter çubuklunun tertemiz halidir.

Çok üzdük be abi?

Bu ülkede Lefter'i ve Lefterleri çok üzdük. Barba Aristidi Fenerbahçesini uzakta bir radyodan takip etmek zorunda kaldı yıllarca. 6-7 Eylülde kudurmuş kalabalıkların elinden zor aldık Lefter'i.

Şimdi Fenerbahçe'ye tarihsel bir dönüşüm yaratmak yakışmaz mı?

Varlık vergisinin mucidi Saraçoğlu, Fenerbahçe'ye ne katkı yaparsa yapsın, bir Lefter kadar dokunur mu kalplere?

Küçücük çocukların önüne koyamaz mıyız şu ideali, her ne olursan ol, babanın ilaç parasını karşılamak için iş yapmaya mecbur da olsan, adın farklı, dinin farklı da olsa, iyi bir insansan, dürüst bir insansan, ahlaklı bir insansan bu ülkenin her kapısı sana ardına kadar açık.

Değil de.. İşte.. Bir başlangıç.

Lefter futbolcudur. Futbol da sahada oynanır. O sahanın üstüne Lefter yazmak, Lefter'e bir şey katmaz ama, o sahaya çıkacak olan herkesin göğsünü bir başka kabartır, o sahaya gidecek olan herkes başka bir onur duyar,

Biz de makus talihimizle barışırız belki böyle böyle,

Kimse üzülmesin, Saraçoğlu stadı verdi ama bize Fenerbahçe'yi veren Lefter'dir.

Biz bir adım atalım, inanın çok başka olacak İstanbul, Büyükada, çok başka olacak Atina, Şam, Beyrut. Çok farklı bakacak Fenerbahçeliler birbirlerine, Lefter orada durdukça.
Devamı ...

13 Ocak 2012

O Lefter ki, Hepimizden Daha Türk'tür. (*)



Ufacık bir veletken, kapağında "1973 - 1974 Fenerbahçe Takımı Eşliği ile" yazan plağı dinleyerek Fenerbahçeli oldum ben. Son yıllarda "yeni moda şarkılar" gelince, stadyumda ve salonlarda çalınmaz olmuştu Nesrin Sipahi'nin seslendirdiği marş.

Halbuki Fenerbahçe biraz da o marştır. Fenerbahçe, biraz falan da değil aslında, hepten Cihat'tır, Lefter'dir, Can'dır, Fikret'tir, Müjdat'tır, İbrahim'dir, Murat'tır, Selahattin'dir, Halit'tir.

Büyük amcalar, hararetle konuşurlarken, kopil sesimizle "Fenerbahçe" diye araya girdiğimizde "Vay! Kerataya bak. Gel bakayım sen. Bir Lefter vardı, sizin yaşınız yetmez" diye anlatmaya başlayıp saatlerce susmazlardı. Gözümüzü bile kırpmadan dinlerdik. Şimdi eşek kadar olmuş yaşımızda, o kırpılmayan gözlerden, Lefter'i yazdığımız deftere yaşlar dökülecek.

Ha, bir şey daha var.

Halit Deringör, yıllar önce yazdığı bir yazıda diyordu ki;

1941 yıllarının görkemli Fenerbahçesi'nden sağ açık Küçük Fikret, sağ iç İbrahim İskeçe ve ben kaldım. O yılların tüm yıldızları, teker teker sönüp kaydılar... Evvelsi gün de sağ iç İbrahim İskeçe de onlara katıldı... Küçük Fikret ile ben kaldım... Hangimiz perdeyi kapatacak bilemiyorum. Hepsinin arkasından da yazı yazmak bana düşüyor. Sonuçta; herhalde bizim için de yazacak biri olacak!

Beşeri gerçek daha açık anlatılamazdı herhalde. Gittiler, gidiyorlar, gidecekler.

Bir de Fenerbahçelilik gerçeği var. Bu insanlar Fenerbahçe'yi, yaşamış milyonlarca kişiden daha çok sevdiler, seviyorlar, sevecekler.

Diğer bir deyişle "Eski Adamlık ve Eski Fenerbahçelilik" bir araya geldiği zaman Halit Çapın'ın "Biz Fenerbahçeliyiz! Bizden çok adam çıkar" sözünün sağlaması yapılıyor.

Hani diyorum ki naçizane; Fenerbahçe'nin şimdiki topçularına gösterdiğimiz sevginin, saygının ve mesainin birazını bu insanlara da ayıralım.

Şükürler olsun, Lefter pazar günü son yolculuğa yalnız çıkmayacak. Bizlere, Fenerbahçeli yaptıklarına hakkını helal etmesi için orada olacağız.

Ama öncekiler? Müjdat Yetkiner, Murat Alyüz, Bülent Büyükyüksel, Selahattin Torkal ve niceleri için böyle olmadı. Reşat Dermanver, Naci Barlas ve başka niceleri de telaffuz edilen 25 milyon kişinin neredeyse 25'ini bile görmediler musallanın başında.

Taziyelerden, her birimizin inancı zagonunca ettiği dualardan Allah razı olsun ama diyorum ki hazır yaşayanlar da varken ve her daim olacakken, sadece naaşların arkasında göz yaşı döktüğümüzle kalmayalım.

Paşalı Birol, elli türlü sağlık problemine rağmen tek başına mezarlıkları dolaşıp, Fenerbahçeli oyuncuların kabirlerini buluyor. Kimlerin terk-i diyar eylediğini, kimlerin yaşadığını, kimlerin ne halde olduğunu en küçük detayına kadar biliyor. Kulüp el versin, taraftar gönül versin, iletişim kaynakları yönlendirsin, bugüne kadar yapılmadı, bari bundan sonra birlikte bir şeyler yapılsın. Fenerbahçe'nin kuşakları kucaklaşsın.

Ne güzel olur...

Aksi halde sadece Lefter ve diğerleri gitmez. Kendi zamanlarının güzel Fenerbahçe'sini de birlikte götürürler. Onlar bunu hiç istemezdi. Onlar bu hayatta en çok Fenerbahçe'yi sevdi.

(*) Başlığın yaratması muhtemel "yanlış hissiyata" karşın, peşinen bir açıklama yapayım. Lefter'in Rum olması ile Türk olması ile değişkenlik kazanan bir şey yok. 6 - 7 Eylül olaylarında Lefter'i korumaya koşan insanların hissiyatı Fenerbahçelilik ve / veya insanlıktı. Bu da o günlere ve durumlara yapılan bir atıftır. Bu toprakların üzerinde "hoşgörüsüzlük ve kendini nimetten sayıp karşıda gördüğünü ezmeye çalışmak" adettendir. O başlıktaki ifadenin yazarı, "Siz ne diyorsunuz, 1974 yılının o çok sıcak ve çok telaşlı Temmuz ayında, kendini bilmezin teki, üstelik "resmi üniformalı", Lefter'i tutup karakola çekmişti, pis gâvur diye" şeklinde başlayıp, arkasını başlıktaki gibi getirmiş, seneler önce yazdığı yazıda. Başlıkta tek başına kullanınca bir anlam ifade etmemiş olması normaldir. İzahatını böylece yapmış olalım.
Devamı ...