Aethewulf ve Kanatlar


hooters

aethewulf'un bir anda kanat sevdasına düşmesi ve "X ve kanatlar" yazı serisine başlaması amiyane tabirle beni de kıllandırdı. Sonra bu işten kim nemalanır diye düşündüm ve cevabı buldum. Türkiye'de seksi iç çamaşırı olarak piyasaya giremeyen kanat sektörünün ve yurtdışında pek yaygın olduğu bilinen 'hot wings'leri ile meşhur hooters sektörünün reklamını yapmak istiyor. Dış mihrakların bir maşası olarak Türk gencinin beynini bu yolla yıkamaya başlamış bile. Yakında yayımlayacağı "Acı sos ve kanatlar" başlıklı yazıda da acı soslu kanat öyle kuru kuru gitmez, şöyle taş gibi birisinin servis etmesi lazım diyerek direkt propogandaya da başlayacaktır.

Tutup Guiza transferini de oyun sistemi, taktik, kanatlar diye analiz etmeye çalışmasının ne gibi bir sebebi olabilir? İşin içine kanatları sokmak isteyince sokarsınız ama işte böyle eğreti durur, basındaki nadide kalemlerimize bakın hiç olaya böyle yaklaşan var mı? Olsa olsa maşanın birisi yazardı bunları zaten. Zaten Guiza transferi sadece bir oyuncu transferi olarak düşünülmemeli. Bu transfer Türk kıraathane kültürüne büyük katkıda bulunacaktır. Bir kere sadece Guiza diye anılmayacak artık. Adını her ağzınıza almadan önce 25 milyon dolarlık adam demezseniz Türkiye spor yazarları birliği tarafından 1301 no'lu yasaya muhalefetten şikayet edileceksiniz. Ayrıca bu 25 milyon Sudan'daki pirinç fiyatlarına endeksli olduğu için ve pirinç taneleriyle ödendiği için sene sonuna doğru artışa geçecek. Sezon sonunda "40 milyonluk transfer Guiza ne verdi bütün sezon" olacak bütün şen şakrak sohbetlerin başlangıç cümlesi. Eğer gol sayısı 15'ten az olursa bu rakamı 50-60 milyon civarına çekebilirsiniz. Rakı masasında ise dalgalı kur geçerli, içmeye başlamadan 30 milyon, ilk dubleden sonra 40 milyon, üçüncüden sonra 50-250 milyon arası dalgalanan kur geçerli olacak. Fakat her koşulda, fiyat ne olursa olsun bir fiyat telaffuz etmek gerekiyor. Bugün bir Middlesbrough nasıl ki Tuncaylı Middlesbrough ise Guiza da artık 25-50 milyon dolarlık Guiza'dır.

Ayrıca 3-4 maç gol atamazsa biliyorsunuz Guiza gibi 300 tane futbolcu vardır ikinci ligde, verilen paraya yazıktır. Hem o kadar paranın İspanya'ya akıtılması milli ekonomiye zarar. Zaten Fenerbahçe UEFA gibi, sponsoru Adidas gibi yabancı kaynaklardan beş kuruş para kazanmadığı için bütün parasını Türk ekonomisi içinde kullanmalıdır, diğer türlüsü hainlik, değer bilmezliktir. O yüzden mesela Kayserispor Mehmet Topuz ya da Gökhan Ünal için pazarlığı 8-10 milyon Euro'dan açarsa yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı diyerekten bu paralar çatır çatır verilmelidir. Bu sistemi devam ettirmek için de yabancı sınırı 2'ye indirilmeli, ondan sonra İspanya ligi gol kralı için harcanan 15 milyon euro'ya sinirlenip "Lan o paraya 300 tane yetenekli genç gelirdi Arjantin'den ve Honduras'tan" tespiti yapılmalı. Bu 300 tane yetenekli genç alınmalı ve yabancı sınırı 2 olduğu için kendi aralarında 15'erli gruplara ayrılıp 20 takım kurulmalı ve 20 takımlı Dereağzı tesisleri 1. ligi tesis edilmeli. Böylece haftada 2 maç yapan bu gençlerden her sene 2 tanesi seçilip takıma kazandırılmalı, kalan bütün para Türk takımlarına akıtılmalıdır.

Ayrıca biliyorsunuz Guiza İspanya'nın Zafer Biryol'udur. Benzer şekilde Van Nistelrooy İspanya'nın Fatih Tekke'si, Eto'o İspanya'nın Okan Yılmaz'ı, Makaay İspanya'nın Gökhan Ünal'ı, Raul İspanya'nın Arif Erdem'i, aethewulf İspanya'nın Tuncay Özkan'ıdır. İkili eşlemelerle karşılaştırma yapılarak futbolcu kalitesini anlayabiliriz, çok kolay bu. "Guiza İspanya'nın Zafer Biryol'udur" cümlesi o yüzden mükemmel bir analiz fırsatı sunuyor bizlere. Mesela lig sıralamasına bakınca görürsünüz ki Barcelona da İspanya'nın Beşiktaş'ıdır. Umarız Şampiyonlar Ligi'nden elenirler ve Beşiktaş'la eşleşirler, UEFA'da denk güçlerin mücadelesini izleriz.

Bir de aslında fikir olan ama aslında ben söylediğim için bence kesin doğru olan teorimi ekleyeyim. Aragones ve Guiza transferleri ve Zico'nun gönderilmesi, ardından Aurelio'nun maliyeti nedeniyle gitmesine göz yumulması Aziz Yıldırım'ın Brezilya ekolünden sıkıldığının ve belki de Arsenal-Fransa veya Liverpool-İspanya tarzında bir Fenerbahçe-İspanya ekolü yaratmak istediğinin göstergesi. Alex'in sözleşmesi sona erince ona da güle güle diyeceğiz. Roberto Carlos'a da güle güle deriz demek isterdim ama aethewulf Roberto Carlos konusunda çok hassas. Reha Muhtar milli meselelere ne kadar hassassa aethewulf da Carlos konusunda öyle, laf ettirmiyor, edeni dövüyor, o yüzden o kalabilir. Şu anda Aragones konusunda görüş bildiremiyorum çünkü son yazımda kendisinden bahsederken yazıda hiç 'Dede' kelimesini kullanmadığım için 1301 no'lu Türk basın emekçileri kanununa muhalefetten yargılanıyorum. Mahkeme aşamasında olduğu için dava hakkında konuşmam yasak, fakat siz siz olun benzer bir hata yapmayın. Aragones'ten bahsederken mutlaka kendisini Dede olarak anın ve ardından 3 saniyelik içten bir gülüşün ardından sözlerinize devam edin.


0 comments:

Yorum Gönder