1 Ekim 2010
Hani Verdiğin Sözler?

Gerçi Kemal'i bırakmasak değil on, yirmi sene daha kulübede gol sevinci yaşayıp topçuların doğum günlerinde antrenmana giderken marketten on ikilik yumurta kolisiyle iki kilo un alırdı ama ya sen Tuncay? Yaş geliyor otuza, bu saatten sonra dönsen ancak tamamlarsın on seneyi. "10 yıl daha" derken bir süreklilik anlamı da var da hadi onu görmezden gelelim. Seneye gel de altı sene oynayıp ona tamamla bari. Bitince otuz beş oluyorsun zaten, sonra emekli olursun.
Devamı ...
27 Ağustos 2010
Ruhani Lider Aranıyor

Dünkü maçta PAOK golü attığında maçın bitmesine neredeyse 20 dakikalık bir süre vardı. 20 dakikada PAOK gibi Avrupa tecrübesi olmayan bir takıma iki gol atılabileceğini düşünen, bunun için arkadaşlarını harekete geçirebilecek bir Allahın kulu ise sahadaki oyuncular arasında mevcut değildi. Fenerbahçe’nin koordinasyon ve organizasyon problemlerinin de ötesinde saha içindeki en önemli meselesi bu bence.
Üç sene önce takım Az Alkmaar maçında 3-1 gerideyken, taraftar bütün oyuncuları ıslıklamaya başlamışken oraya buraya deli danalar gibi koşturan Tuncay vardı. Maça isyan eden, düştüğü durumu kabul etmeyen bir tane adamın olması bile takımı harekete geçirmiş maç 3-1'den 3-3'e gelmiş, İspanyol hakem Deivid’in pozisyonuna penaltı çalsa 1-3'den 4-3'e çevrilecek bir son 25 dakika olmuştu.
2005-2006'daki İnönü’deki Beşiktaş maçını hatırlayalım. 1-0 öndeyken ve penaltı kaçırmışken 90. dakikada 40 metreden bir gol yiyorsun rakip ve tribünler çoşmuş, dünya başına yıkılmış, buna rağmen santradan sonra topu alıp iki kişiyi geçip Nobre’yle ikiye bir yapıp Cordoba’nın altından topu bırakabilecek bir isyan, bir motivasyonun var. Bunu yapanın adı da Tuncay.
Bir de dünkü son 20 dakikaya bakalım. Golü yedikten sonra sanki altın gol yenilmiş ve tur kaybedilmiş gibi koskoca bir 20 dakikaya heba eden takıma. Bir tane “ne oluyoruz daha maç bitmedi” diyen adam yok.
Maçın sonucundan ya da turun kaybedilmesinden çok problem Fenerbahçeli oyuncuların kaybetmeyi bu kadar kolay kabullenmeleri, fiziksel tükenişten çok daha çarpıcı olan mental tükenmişlikleri. Alex’in de en çok eleştirilmesi gereken yanı bence burda. Ne pres yapmaması ne modern futbola uymamasıyla eleştirmek saçma Alex’i. Fenerbahçe tarihinin efektif bazda değerlendirirsek en iyi yabancısı bunda zaten kimsenin şüphesi yok. Benim derdim Alex’in oyun içinde kaptan olarak o isyan ışığını o kabullenmeme kıpırtısını göstermemesi.
Bu takım son 5 yılda ikisi son maçta üç kez tek maçla şampiyonluk kaybetti. İstisnasız bu üç maçın en kötü oyuncusu Alex’ti. Denzili’de de Ali Sami Yen'de de son Trabzon maçında da takımın sakin olması gereken yerde sakin kalması, coşkulu olması gereken yerde coşkulu olması konusunda hiçbir katkısı olmadı. Alex takım için çok önemli oyuncu ama Fenerbahçe’nin saha içi lideri falan değil. Ne bir isyan ateşi yakacak kıvılcımı, ne de herkes panik halindeyken sakinleştirici bir hali tavrı var. Saha içindeki en önemli eksiklik de bu bence son üç senedir Fenerbahçe’de. Hala Tuncay’a burun kıvıran, onun İngiltere’de kendisinden beklenenden daha düşük performansıyla dalga geçip Fenerbahçe’den gitmesini çok da kayıp olarak görmeyen insanlar görüyorum sağda solda. Tuncay’ın gittiği ilk sene takımın Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynamasını bile Tuncay’ın gidişine yoranları da gördüm. Tuncay, Fenerbahçe için performansından çok da öte bir kimliğin taşıyıcısıydı. Yeri doldurulmayacak bir performans bırakmadı ama yeri doldurulmayan bir oyun karakteri bıraktı geride. Dün 20 dakika kala gol yiyince maçı bırakan takımı görünce o boşluğun hala ve korkarım ki daimi olarak boş kalacağı konusunda eminim artık.
Devamı ...
23 Ağustos 2009
Anket: Tuncay Gelsin mi, Issız Acun Kalsın mı?

Tuncay hakkındaki posttan sonra bir çok görüş geldi, anket yapalım, papazincayiri severlere soralım dedik. Buyrun anket.
Devamı ...
Hızlı ve Öfkeli

Gol yollarında etkin. Basan koşan gurbetçi golcüden bile daha çok basan, hızlı ve öfkeli. Sahaya çıktığında rakip tedirgin, hakem tedirgin, yedek kulübesindekiler bile tedirgin. Sami Yen'de sus işareti yaptığında stadın çevresindeki kedilerin dahi susmasını özledik. Gel de stadda "Şanlı" diye bağırana "Tuncay" diyelim, bir tebessüm edelim.
Devamı ...








