7 Şubat 2010

Bir Lafa Bakarım Laf Mı Diye, Bir De Söyleyene Bakarım Adam Mı Diye...


Adnan Polat Gerçeği

Blog dünyasından uzak kaldığım günlerde, eşzamanlı olarak futbol dünyasından da uzak kaldım. Zamanımı değerlendirme biçimim, iş dünyasıyla birlikte köklü olarak değişikliğe uğradı. Eskiden günler harcadığım işlere veya meşgalelere dakikalar ayırmak, alternatif maliyeti cezbedici birçok seçenekten ötürü zaruri oldu.

Hepimiz dünyanın bir merkezi olduğunu çok fazla önemsiyoruz diyordu nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk. Hakikaten, futboldan uzak kaldığım günlerde, dünyanın merkezinin de futboldan uzak olduğu hissiyatına kapıldım. Bloglarda yazılan onca yazı, spor sayfalarını süsleyen onca haberin manasız ve bir o kadar da boş konular temelinde tartışıldığını hissettim. Ben daha fazla kişiselleştirmeden ve merkezden uzaklaşmadan, mevzuya gireyim.

Boğazın karşı yakasında, aristokrat görünümlü velhasıl fakir edebiyatını kulüp tüzüğüne kaydettirmesi gereken bir topluluğa ait, başkan kıyafeti giymiş amigo adam yine mikrofonlara o tok sesiyle konuştu.

Yıldız futbolcuları, kasap futbolcuların elinde ziyan oluyormuş..

Zaten bu tür açıklamaların olduğu ortamda, işler tıkırında gitmiyordur. Her daim yöneticilerin çok konuştuğu müesseselerde, yönetilemeyen bir takım sorunlar muhakkaktır! En son yıldız futbolcusu hakkında konuştuğundan beri, o yıldız futbolcusu hala kulüp bulamadı!

Parçalı yakada durum hep aynı. İşler kötüleştiği an, tok ses meydana çıkıyor ve ''Ayağınızı denk alın..'' mesajı iletiliyor. Belli ki faydası ve tesiri anında oluyor ki, bu etki-tepki mücadelesine bıkmadan devam ediyorlar. Futbolun marka değerinden dem vuran ve marka değerini bu kadar önemseyen insanların, milyonlara taşak malzemesi olacak kadar kendini küçültme çabaları da de çelişkilerin başkanı yapıyor kendisini!

Parçalı yakadan siyah beyaz camiaya baktığımda, gördüğüm beni hiç şaşırtmadı. Burada da işler pek farklı değil. Demokrasi olmayan ülkemin dört bir yanına donatılan demokrasi parkları gibi, bu camiada da duruş ve etik değerler ağızdan düşmüyor.

Eli Öpülecek Başkan

Oysa küfür ederek kovdukları onursal başkanlarını, şimdi sahiplenip ''eli öpülecek başkan'' imajı ile yad ediyorlar. Doğru ya, seçimlerde karşı duruşlarını sergiliyorlar. Kendi duruşları, hepimize bolca taşak malzemesi yaratacak kadar esaslı bir duruş! Fazla kelama gerek yok.

Sezon başından beri ''bu maçı kaçırmamalıyım'' dediğim maçların sayısı düşüyor, çubukluları sahada görünce içimi kaplayan heyecan yarılanıyor. Anti futbol terimini ortaya döken amigolara hak vermemek elde değil. İzlediğin maç, kendi kulübünün maçı bile olsa insanı oflatmaya, 90 dakikayı bir bir saydırarak geçirmeye başlıyorsa uçmayacak olan at kendini belli ediyor.

Başlığı koyduk da içeriğe uydurmak gerekli. Esasında sözün tamamı da böyle değil. Öncesinde bir cümle var ki esas niyetimi belli ediyor.

''Her lafa verecek cevabım vardır. Bir Lafa Bakarım Laf Mı Diye, Bir De Söyleyene Bakarım Adam Mı Diye..''

Lafın bol olduğu, adamın kıt olduğu futbol camiasına milyar dolarları yatıran digitürk ve ailesini bu vesile ile kutlar, futbolun marka değerini yüceltme niyetleri olan kulüp başkanlarını bir de sezon sonu şampiyonluk mücadelesinin kızıştığı dönemde görmek isteyerek bu yazıyı noktalayalım...
Devamı ...