1 Haziran 2010
Taraftar Göreve

Çarşamba akşamı serinin en önemli maçına çıkıyoruz. Kazanırsak 4. şampiyonluğumuzu ilan edeceğiz. Efes’in geçen sene (ç)aldığı şampiyonluğun rövanşını almış olacağız. Ergin Ataman’ın gökyüzünde gezinen egosunu yere indirmiş olacağız. Anlaşılabileceği gibi bir Fenerbahçeli adına maça motive olmak için pek çok neden var.
Maçı nasıl kazanacağımız teknik olarak üç aşağı beş yukarı belli. Sahada uzun kalmak, ısrarla içeriden oynamak ve topa baskı. Bu üç şeyin her birini yüzde ellinin üzerinde yaparsak bu maçı kazanırız. Smith elli tane üçlük atsa da hakemler 30 tane aleyhimize faul çalsalar da kazanırız. İki takımın oynadığı basketbol da günümüz basketbolundan çok uzak bunu kabul etmek lazım ama biz 90 ların basketbolunu oynuyorsak Efes 80 ‘lerin basketbolunu oynuyor. İki takım da demode ama biz daha az demodeyiz sanki.
Abdi İpekçi’deki son maçın ilk yarısında hiç de iyi bir sınav vermeyen taraftar umarım bu maçın önemini idrak etmiştir Bu maçta marş söyleyen adama ihtiyaç yok, Efes hücumlarında kulakları sağır edecek ıslık, ve her aleyhte hakem kararında ya da faul beklenilen pozisyonda ortalığı ayağa kaldıracak bir gürültü çıkarmak. Taraftarın yapması gereken bu. Fark ilk yarı 30 a çıksa da asla kutlama havasına girmeden son düdüğe kadar maçın içinde kalan bir taraftar profiline ihtiyacımız var. Basketbolda taraftar maçın akışını tamamen değiştirebilir, bunun onlarca örneğini gördük, oyuncular tarafından uyandırılan bir taraftarın bile maçı alabileceğini gördük daha 5 gün önce.
Maça gidecek herkes en az oyuncular kadar konsantre olmalı bu yüzden. Bu sene kendimizce haklı nedenlerle yalnız bıraktığımız takımın son 40 dakikasında kesinlikle ekstra performans göstermeliyiz taraftar olarak.
Şampiyonluk sadece 40 dakika uzakta. Fenerbahçe’ye had bildiren Tuncay Özilhan’a kafayı Fenerbahçe’yle bozmuş Ergin Ataman’a sahada cevaplarını verelim. Ergin Ataman’a tweeter hesabını kapattıracak bir performans bekliyorum oyunculardan ve taraftarlardan.
Devamı ...








