20 Ekim 2010

Travmatoloji Uzmanı ve Ortopedistin Dostu Süper Lig Sunar


özer

Aşağıda üç video var. Burak Karaduman'ın Fenerbahçe maçı icraatları. Özer'in ayağını kırdığı pozisyon hiç öyle pozisyon icabı falan gibi görünmüyor. Ayağını kırayım diye gitmiyordur ama ya bu topa vururum ya da çok sağlam indiririm ve maçın devamında bu şekilde topla ilerlemeye cesaret edemez diye gidiyor. Kasıtlı faul dediğimiz de böyle bir şey zaten, yoksa gidip ayak kırmak için tekme atan futbolcuyu sezon boyu 3 kere bile göremeyiz. Hiçbir futbolcu kaleden o kadar uzaktan ortada bir şey yokken çift ayakla dalmaz. Kötü niyetli şekilde gelmiş ve sonuçta Özer'in ayağını kırdı. Üçüncü videoda yine aynı oyuncu neredeyse Emre'nin ayağını kırıyordu, Emre fark etti ve ayağını son anda çekerek kurtardı. İlk pozisyonda direkt kırmızı kart görmesi gerekirken sarı kart bile görmedi, Emre'ye yaptığından sonra ise sarı kart gördü. Bu maçı atılmadan tamamlamayı başarabildi.

Özer'e geçmiş olsun, böyle bir adam yüzünden yine 3 ay antrenmana bile çıkamayacak. Şanssızlık falan deniyor ama şanssızlık görmüyorum ben pozisyonu izlerken. Geçen seneki Diyarbakırspor deplasmanını yağan taşlardan birisinin Özer'e çarpmasıyla hatırlıyorum. Ahı tutmuşsa Diyarbakır'ın düştüğü hallerin Ziya Doğan'ın takımının başına da gelmesini çok isterim. Bu maçı da Özer'in kırılan ayağıyla hatırlayacağız. Bu kasaplığın bitmesi için ne mi yapmak gerek? Çok şey var ama önce şu hakemler "sözlü uyarı"dan vazgeçecekler.






Devamı ...

26 Eylül 2010

Mehmet Topuz Yerine Özer



Son zamanlarda Uche - Högh, Maldonado - Josico, Uzun saçlı Faruk - Moşe gibi ikililerin yanına Mehmet Topuz - Özer ikilisinin eklendiğini görüyorum. Aynı transfer döneminde gelmiş olmak dışında bir ortak yönü bulunmayan bu oyunculardan bir tanesine ait tespit yapılırsa hemen diğeri de yanına ekleniyor. Mehmet ve Özer hayal kırıklığı oldu, Mehmet ve Özer kanatlarda verimsiz, Mehmet ve Özer'in artık katkı vermesi lazım. (Bir dakika yahu bunları hep ben yapmışım! Neyse, devam.)

Bugüne kadar yaptıysak bile artık bunu yapmayalım, özellikle son haftalardaki performanslarından sonra. Şimdi biraz detaylıca anlatayım. Mehmet Topuz hem Kayseri, hem Beşiktaş'a karşı maçın ikinci devresinde orta sahada oynadı. Aslında bu denenmesi beklenen ve istenen bir hamleydi. Özellikle Cristian herkesin sabrını taşırmışken Mehmet Topuz'u Emre'nin yanında görmek isteyen çok insan vardı. Aslında denemekte de fayda vardı fakat artık keşfedilecek bir tarafı da kalmadı. Sağ kanatta da formu düşüşteydi ama ortaya geçince büsbütün verimsizleşti.

Beşiktaş maçının ikinci yarısında orta sahaların yaptıklarına bakarsanız Selçuk'u Mehmet Topuz'a 10 kere tercih edersiniz. Hatta bunu sizin için ben yaptım ve Beşiktaş maçının ikinci yarısında orta sahaların performanlarını bir grafikle kabaca özetledim.

Aşağıdaki fotoğraf şöyle okunuyor: Fenerbahçe soldan sağa hücum ediyor, noktalar başarılı paslar ile top kapmaları ve kesmeleri yani olumlu hareketleri temsil ediyor. Çarpılar ise fauller ve başarısız pasları yani olumsuz hareketleri. Siyah olanlar Selçuk, kırmızı olanlar Mehmet Topuz (87'de çıktı), yeşil olanlar ise 14 dakika oynayan Cristian'ı. Örneğin siyah bir nokta Selçuk'un başarılı pas yaptığı ve top kaptığı bir noktayı, kırmızı bir çarpı Mehmet Topuz'un top kaybı yaptığı noktayı gösteriyor.


Aslında karışık olmasın diye olumlu ve olumsuz hareketler olarak çok kaba bir şekilde sundum fakat rakamlar daha iyi anlatır. Selçuk 10 top çalma yapmış, Mehmet 3. Selçuk'un başarılı pas sayısı 6, Mehmet'in de 6. Bu paslardan Mehmet tarafından verilen bir tanesi hariç hepsi tehlike yaratmayacak, yan paslar. Selçuk'un tarzını biliyoruz zaten. Selçuk'un en büyük sıkıntısının basit top kayıpları olduğunu biliyoruz, 3 tane top kaybı var, Mehmet'in 2. Cristian da 13 dakikada 1 başarılı pas, 3 top kaybı ve 1 top çalmayla oynamış.

Bu rakamlar basitçe şunu söylüyor: Selçuk top rakipteyken Mehmet'e oranla daha etkili. Top Fenerbahçe'deyken ikisi de çok az katkı yapıyorlar ve orta sahadan hücum desteği birini diğerine tercih etmeye yeterli değil. Mehmet'in Kayserispor maçında da orta sahaya geçtikten sonra çok farklı olmadığını biliyoruz. Hücuma çok az destek veriyor ve defans yaparken ortalarda görünmüyor.

Konunun çıkış noktasına, Özer'e dönelim. Beşiktaş maçının ikinci yarısında ve Manisaspor maçında topu genelde olumlu kullanan, saklayabilen ve kanat oynarken beke yardım konusunda gayretli ve iyi bir Özer vardı. Sürekli Mehmet Topuz'la ilişkilendirilmesi ve son zamanlarda Topuz'un performansının dipte olması onun daha faydalı olacağını da görmeyi engelliyor. Hatta eğer arayışlar sürüyorsa Emre'nin yanında orta sahada da denenebilir. Çok olası gözükmüyor o pozisyona uyum sağlaması ama çaresizlik nedeniyle Mehmet Topuz oynatılıyorsa Özer de denenebilir. Daha az katkı vermeyeceğine garanti verebilirim.

Bana sorsanız Fenerbahçe'de Selçuk'tan daha iyi bir defansif orta saha oyuncusu yok (maalesef). Sanırım şöyle bir kadroyu görmek isterdim

--------------Volkan--------------
Gökhan---Lugano--Yobo---A. Santos
----------Selçuk----Emre----------
Özer-----Alex(Stoch)----Stoch(Dia)
---------------Niang---------------

Devamı ...

31 Ağustos 2010

Özer'in Katkısı



Bazen içeriye dalan hücumcu kanat, adam geçebilen forvet gibi kalıplar çok fazla kullanılınca somut anlamlarından kopuyorlar. Aslında maçlara bakarken maçın her saniyesinde bu konuşulan ve somut gerçeğe denk düşmüyor gibi görünen terimlerin uygulanmasına rastlamak mümkün. "Adam geçebilen forvet" Niang köşe direğine yakın bir noktada adamı geçer, sonucunda faulle indirilir. "Topa istediği gibi hükmeden" Alex müthiş bir serbest vuruş gönderir (bu maçta 3 tane adrese teslim ölü top kullandı, bir tanesini değerlendirebildik) ve "hava toplarına hakim" Lugano 2-1 yapar. Üçüncü golde de pek görünmese de Özer'in katkısı var.

Aşağıdaki fotoğraflar özetliyor (Sarı çizgiyle gösterilen oyuncu Özer, mavi Okan)

1) Okan'la yan yana iken topu alıyor.
2) Topla yaya doğru ilerlemeye başlıyor.
3) Karşısındaki oyuncu şut veya forvetlere pası engellemek için birlikte geliyor. Niang'ın aldığı pozisyon nedeniyle sol bek de beraber geliyor.
4) Özer'i ikinci oyuncu karşıladığında pasını veriyor, Okan'la sol savunmacılar arasındaki fark açılmış.
5) Pastan sonra da koşusuna devam ediyor. Orta geldiğinde penaltı noktasında olacak.
6) Top Okan'a geldiğinde en yakınındaki oyuncularla arasında metrelerce fark var, bomboşken ortalıyor ve 3. gol geliyor.







Özer'i oyunda olduğu 25 dakikada da 3 kez topla ceza alanında gördük. Bu 25 dakikada hiç fena değildi. Maçın kazanılmasında rolü olan oyunculardan. Mehmet Topuz geçen sezon sonunda çıkış yakalamıştı, bu sezona da iyi başlayacak gibiydi fakat son iki maçın en formsuz oyuncusu. Özellikle hücum gücü onun yüzünden çok eksik kalıyor. Daha fazla ceza alanında ve çevresinde bulunması, o noktalarda topla buluşması gerek. Yukarıdaki gibi iki tane basit ama doğru hareketle 2 gol birden buluyor ve maçı koparıyorsunuz. 4-5-1 türevi dizilişlerde yukarıdaki bindirmeleri yapmak hücum gücünü büyük ölçüde etkiliyor.

Bu sene Mehmet veya Özer'in vasat üzeri bir ortalama performans yakalayıp kanatların birinde veya orta sahada kalıcı olması sezonun en büyük kazançlarından olurdu. Ciddi bir yerli oyuncu sıkıntımız var, umarım bu ikiliden birisi çözecek. Şu ana kadar çok şans bulup kullanamadılar ama tamamen silmek için de erken.
Devamı ...

19 Nisan 2010

Takımın Sezon Başına Dönüşü



Ne zamandır futbol yazmamışız, duruma el koyuyorum. Gerçi yine maç öncesiyle başlayacağız ve voleybol takımlarımızdan bahsedeceğiz. Görüntüleri izleme imkanım oldu, birazdan bulabildiğim kadarını göndereyim, gururlanarak izledim. Şampiyon erkek voleybol takımımızı da stada getirerek onbinlere alkışlatmaları onlar için de büyük sevinç kaynağı olmuştur. Hem bayan hem erkek takımımıza bir borcumuz vardı, ödemiş olduk. Futbol takımı da bu maçı kazanıp kopmamış oldu fakat hâlâ işimiz çok zor.

Fenerbahçe girdiği uzun durgunluk süreci ve art arda puan kayılarından sonra en son iki hafta önce Kayserispor'a karşı iyi oynadı. Ligin ilk 8 haftasındaki mücadele ve maçı kazanma direnci Kayserispor'a karşı tekrar sahadaydı. Takım istenilen seviyeye sezon boyunca hiç erişemedi, ve bu sezonu böyle bitireceğiz. İlk 8 haftada maçları kazanmamızı sağlayan da tıkır tıkır işleyen bir sistem değil takımın kazanmayı bilen oyun anlayışıydı. Az pozisyon bulunuyordu fakat gol yenmiyordu, çok adamla baskı yapılıyordu ve Alex bir şekilde gol bulmamızı sağlıyordu. Özellikle sakatlıklar ve bazı bölgelerin alternatifsizliği önce çok adamlı baskıyı bitirdi; öyle olunca gol atamamaya, topun kendi alanımızda daha fazla kalmasına izin verdik. Gol de yemeye başlanınca çok fazla puan kaybettik.


Özellikle Lugano döndükten sonra lig başındaki oyun yapısına tekrar dönüldü. Kayserispor maçında ilk 10 dakikada 3 pozisyon var ve sonrası gelmedi fakat topu sürekli rakip yarı alanda tuttuk, rakibin çok adamla hücuma çıkmasına izin vermedik, orta sahada etkili pres yaptık ve ilk yarıdaki Gençlerbirliği maçından beri en iyi oyunumuzu oynadık.

Beşiktaş maçının özellikle ilk yarısı bu oyunun tekrarıydı. Mustafa Denizli Fenerbahçe'yi Alex'i kilitleyerek yeneceğini düşünüyor, yanına diktiği bir markajcı ve sahaya çıkardığı 9 defans kökenli oyuncudan da bir şekilde Fenerbahçe'yi durdurup sonra orta alandaki pas hatalarından pozisyon üretmeyi umuyor gibiydi. Yalnız Fenerbahçe'nin zaten durdurulmayı gereken bir oyun yapısı yok, yavaş oynayan bir takım ve bu sezon maç kazanan asıl silah ön alan presi.

Dün maça başlar başlamaz yine aynı taktiği kullandı Fenerbahçe. Gelen gol yine baskı sonucu kapılan topla. Beşiktaş ilk yarı kaleye bile yaklaşamadı. Özer ve Selçuk bence maçın iki yıldızıydı. Özellikle ilk yarıda Özer çok ciddi sorumluluk aldı. Zaten kanatları çok kullanmadığımız için ona Alex'in orta saha alternatifi görevi verilmişti. Alex yanında gölgesi Toraman'la gezinirken Özer Selçuk'la hücum arasında sürekli top istedi ve isabetli yüzdeyle de oynayınca bir ara takımın beyni oldu. Emre ön alan baskısını en iyi yapan oyuncu zaten, Selçuk da dün Fenerbahçe'deki en iyi maçlarından birisini çıkardı. Özer'e verilen ekstra görev ve Emre'nin ön alandakı baskısı sayesinde geride kesicilik yaptı, ileri çıkmasına çok da ihtiyaç duymadı takım. Yaptığı işte de çok başarılıydı. Ayrıca önce Manisa sonra Beşiktaş maçlarında Alex'in attığı mükemmel goller öncesi pası veren o. Yani ön alanda yapılan presin seken toplarını toplamak görevi de ona verilmiş ve son iki maçta bu işi de çok iyi yaptı.

İkinci yarıda sanırım kaza golü yememek için defansı orta alan çizgisi gerisinden ceza alanı önüne kadar çekince ve ön alan baskısını bırakınca Beşiktaş'a topla daha fazla oynama imkanı verdik. Aslında Guiza-Semih değişikliği 15 dakika önce yapılmış olsa daha rahat bir maç da izleyebilirdik fakat Bilica'nın saçma bir faulle yaptığı penaltı dışında pozisyon da vermedik.

Bilica'nın yaptığı saçma ötesi penaltı ve penaltı öncesi yaptığı kazı çalışmasına Rehavet değinmiş, ben değinmeyeyim. Şimdi Gökhan sezonu kapattı deniyor. Bu sakatlık takımı çok ciddi etkileyebilir. Sanırım şu dakikadan sonra bir beraberlik bile şansımızı yok ediyor. Ne olacağını söylemek zor tabii ama en azından hak ettiğimiz bir maçı hak ederek aldık.


Alex diye bir adam var takımda, izleyip topa dokunmasından bile keyif alıyorum, almanyanlarla futbol konuşmuyorum. Bizim takımın oyuncusu bu bir de, ona göre.
Devamı ...