7 Mart 2011
Yıldırım Demirören'den Ulusa Sesleniş
Sevgili Beşiktaş taraftarları, genel kurul üyeleri, çok değerli medya mensupları. Bugün sizlere son iki yıldaki başarılarımızın bir dökümünü yapmak istiyorum. Bu başarıları şüphesiz ben ve yönetim kurulu arkadaşlarım kazanmadı, her Beşiktaşlı'nın bu başarıda payı var.
Geçen yıl futbolda Fenerbahçe'nin şampiyon olmaması bütün camiamızın en büyük hedefiydi. Sezona Fenerbahçe'nin iki kupada da şampiyon olmaması parolasıyla girdik ve sezon sonunda Allah'ın izniyle son maçlarda da olsa bu hedefimize ulaştık sevgili Beşiktaşlılar. Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaybettiğini öğrendiğim sırada Bursa'da protokol tribünlerindeki arkadaşlarımla sarmaş dolaş Beşiktaşlı duruşuna yaraşan bir şekilde sevindik, inanın o duygusal anda gözyaşlarımı tutamadım. Kolay değil bütün yıl Fenerbahçe'nin şampiyon olmaması için vermediğimiz demeç, yapmadığımız kulis kalmadı, insanın emeğinin karşılığını almasının ne demek olduğunu en iyi biz biliriz sevgili Beşiktaşlılar. Büyük Beşiktaşlı Marks'ın da belirttiği ve Çarşı'nın da onaylayacağı üzere "emek en büyük değerdir".
Bunun yanında itiraf etmeliyim ki geçen yıl futbol dışındaki branşlarda da bir özeleştiri yapmamız gerek sevgili Beşiktaşlılar. Fenerbahçe kadın basketbol, erkek basketbol, erkek voleybol ve kadın voleybolda maalesef hile, şike pasör ve pivot satın alarak şampiyon oldu. Basketbolda şerefli finalist olan Efes Pilsen bizim gözümüzde gerçek şampiyondur. Kadın basketbolda her ne kadar sene boyunca beş maçta da her türlü kirli oyunla Fenerbahçe'ye yenilen Galatasaraylı kadın basketbolcular da şerefli ikinci oldular. Erkek voleybolda çiftçinin kötü gün dostu, dost ve kardeş Ziraat Bankası da maalesef bu şer ocağı Fenerbahçe karşısında şerefli ikincilikle yetindi.
Ancak amatör şubelerde geçen yılki hatalarımızdan ders aldık sevgili Beşiktaşlılar. İsmini duyunca bu kimmiş desemde Allen Ayvırsın diye bir adam aldık, adam çok iyiydi deliksiz basket attı kaç kere sevgili Beşiktaşlılar. Ama şerefli bir sakatlık geçirince maalesef gitmek zorunda kaldı. Bildiğiniz gibi buna rağmen Türkiye Kupasında bize negatif elektrik veren Engin Kennerman adlı Aziz'in uşağı bir hakem tarafından katledildik. Şerefli ikinci olduğumuzu FİBA bile onayladı inanın.
Ancak hiç bir şey bizi yolumuzdan döndüremedi sevgili Beşiktaşlılar. Mart ayında Fenerbahçe'nin erkek ve kadın basketbol takımları Avrupa'dan elendi. Bu başarı kolay olmadı, umutsuzluğa kapıldığımız acaba bu sene Avrupa şampiyonu mu olacaklar diye düşündüğümüz kahırlı günler oldu. Fakat bilim her Beşiktaşlı'nın olduğu gibi bizim de umudumuz oldu. Sevgili Turgay Atasü'nün yoğun mesaisiyle bozkırın ortasında bir vaha gibi açan Hacettepe'den gelen haberlerle mutlu olduk.
Sevgili Beşiktaşlılar bu aralar yine kritik günlerden geçiyoruz, dün Burak'ın golüyle derin bir nefes alsak da bugün şer odağı Fenerbahçe yine kazanarak her ne kadar geçiçi olacağını umut etsek de liderliğini devam ettirdi. Biliyorsunuz sevgili Beşiktaşlılar biz sevinmek için sevmedik, o yüzden Trabzon maçında Beşiktaş gol atınca sevinen üç beş kendini bilmez Beşiktaşlı demeye dilimin varmadığı insanların sevinci bu camianın başkanı olarak beni derin bir teessüre sevk etti. Sevgili Beşiktaşlılar sizlere söz veriyorum bu yılda Fenerbahçe'yi şampiyon yapmayacağız. Mart ayı onların Mayıs ayı bizlerin bayramı olmaya devam edecek.
Fenerbahçe maçlarından fırsat buldukça bizim maçları da takip etmeye çalışıyorum, Portekiz'den aldığımız oyunculara en kısa sürede Fenerbahçe nefretini aşıladık ve kısa sürede aramızdan biri oldular. Quaresma'yla görüşmeye ilk gittiğimizde "başkan Türkçe Fenerbahçe'ye nasıl küfrediliyor" diye sorunca ben ve yönetici arkadaşım Serdar Adalı gözyaşlarımızı tutamadık. Serdar Bey'in Türkçesi Quaresma'nın Türkçesinden daha kötü olduğu için o an öğretemedik ama uyum sürecini aşınca bütün Portekizlilerimiz Fenerbahçe'ye küfredebilecek seviyeye geldi.
Sevgili Beşiktaşlılar geçen yıl Bursa'ya yenilip nasıl büyük bir sevinç yaşadıysak bu yıl Beşiktaş'ın çocuğu Burak nasıl yüreğimize su serptiyse Mayıs ayında bir kez daha 2-2 esprisiyle milyonlarca Beşiktaşlının sokağa döküleceğini umuyorum. Bu arada final-four'da Fenerbahçe Acıbadem adı altında odaklanan sözde voleybol takımının Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom takımına da sonsuz başarılar diliyorum. Bu yıl bildiğiniz gibi iki Türk takımı bu kupada oynuyor Vakıfbank ve Azerbaycan'dan Rabıta Bakü. İnşallah bu iki takım yarı finaldeki Haçlı rakiplerini yenip büyük Beşiktaşlı İlham Aliyev'in iki devlet tek millet söylemine binaen finali kardeş kardeş oynayacaklar.
Sevgili Beşiktaşlılar bu arada yoğun araştırmalarımız sonucu 1916 ile 1935 arasındaki dört şampiyonluğumuzun masa başı oyunlarıyla yok sayıldığını da öğrendik ve federasyondan bu şampiyonluklarımızın tescilini istedik. Büyük Beşiktaşlı sayın Başbakan'ımızın da dediği gibi boyun eğiyorsam da uysal koyun değilim ya da öyle bir şey sevgili Beşiktaşlılar.
Kötü pis kaka Fenerbahçe! Bööö
Devamı ...
7 Şubat 2010
Bir Lafa Bakarım Laf Mı Diye, Bir De Söyleyene Bakarım Adam Mı Diye...
Blog dünyasından uzak kaldığım günlerde, eşzamanlı olarak futbol dünyasından da uzak kaldım. Zamanımı değerlendirme biçimim, iş dünyasıyla birlikte köklü olarak değişikliğe uğradı. Eskiden günler harcadığım işlere veya meşgalelere dakikalar ayırmak, alternatif maliyeti cezbedici birçok seçenekten ötürü zaruri oldu.
Hepimiz dünyanın bir merkezi olduğunu çok fazla önemsiyoruz diyordu nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk. Hakikaten, futboldan uzak kaldığım günlerde, dünyanın merkezinin de futboldan uzak olduğu hissiyatına kapıldım. Bloglarda yazılan onca yazı, spor sayfalarını süsleyen onca haberin manasız ve bir o kadar da boş konular temelinde tartışıldığını hissettim. Ben daha fazla kişiselleştirmeden ve merkezden uzaklaşmadan, mevzuya gireyim.
Boğazın karşı yakasında, aristokrat görünümlü velhasıl fakir edebiyatını kulüp tüzüğüne kaydettirmesi gereken bir topluluğa ait, başkan kıyafeti giymiş amigo adam yine mikrofonlara o tok sesiyle konuştu.
Yıldız futbolcuları, kasap futbolcuların elinde ziyan oluyormuş..
Zaten bu tür açıklamaların olduğu ortamda, işler tıkırında gitmiyordur. Her daim yöneticilerin çok konuştuğu müesseselerde, yönetilemeyen bir takım sorunlar muhakkaktır! En son yıldız futbolcusu hakkında konuştuğundan beri, o yıldız futbolcusu hala kulüp bulamadı!
Parçalı yakada durum hep aynı. İşler kötüleştiği an, tok ses meydana çıkıyor ve ''Ayağınızı denk alın..'' mesajı iletiliyor. Belli ki faydası ve tesiri anında oluyor ki, bu etki-tepki mücadelesine bıkmadan devam ediyorlar. Futbolun marka değerinden dem vuran ve marka değerini bu kadar önemseyen insanların, milyonlara taşak malzemesi olacak kadar kendini küçültme çabaları da de çelişkilerin başkanı yapıyor kendisini!
Parçalı yakadan siyah beyaz camiaya baktığımda, gördüğüm beni hiç şaşırtmadı. Burada da işler pek farklı değil. Demokrasi olmayan ülkemin dört bir yanına donatılan demokrasi parkları gibi, bu camiada da duruş ve etik değerler ağızdan düşmüyor.
Oysa küfür ederek kovdukları onursal başkanlarını, şimdi sahiplenip ''eli öpülecek başkan'' imajı ile yad ediyorlar. Doğru ya, seçimlerde karşı duruşlarını sergiliyorlar. Kendi duruşları, hepimize bolca taşak malzemesi yaratacak kadar esaslı bir duruş! Fazla kelama gerek yok.
Sezon başından beri ''bu maçı kaçırmamalıyım'' dediğim maçların sayısı düşüyor, çubukluları sahada görünce içimi kaplayan heyecan yarılanıyor. Anti futbol terimini ortaya döken amigolara hak vermemek elde değil. İzlediğin maç, kendi kulübünün maçı bile olsa insanı oflatmaya, 90 dakikayı bir bir saydırarak geçirmeye başlıyorsa uçmayacak olan at kendini belli ediyor.
Başlığı koyduk da içeriğe uydurmak gerekli. Esasında sözün tamamı da böyle değil. Öncesinde bir cümle var ki esas niyetimi belli ediyor.
''Her lafa verecek cevabım vardır. Bir Lafa Bakarım Laf Mı Diye, Bir De Söyleyene Bakarım Adam Mı Diye..''
Lafın bol olduğu, adamın kıt olduğu futbol camiasına milyar dolarları yatıran digitürk ve ailesini bu vesile ile kutlar, futbolun marka değerini yüceltme niyetleri olan kulüp başkanlarını bir de sezon sonu şampiyonluk mücadelesinin kızıştığı dönemde görmek isteyerek bu yazıyı noktalayalım...
Devamı ...