Yorgunluk...


Kasımpaşa yenilgisi sonrası Fatih Terim'in yaptığı (okuduğu) basın toplantısını izlerken bir an için Aykut Kocaman olduğumu düşündüm.

Fatih Terim maçtan önce hazırladığı ve çoğaltarak basın mensuplarına dağıttığı konuşmasına ilginçtir ki şu sözlerle başlıyor; ''Aslında konuşmayı düşünmüyordum ama kaybedince başka yerlere çekilmesin diye konuşuyorum.'' Konuşma niyetinde olmayan birisi neden yazılı bir metin hazırlayıp bir de çoğaltarak basın mensuplarına dağıtır? Ve çok belli ki o metin maçtan önce hazırlanmış. Acaba Fatih Terim yenilebileceklerini önceden kestirmiş ve elimde hazır bulunsun diye bu konuşmayı hazırlamış yoksa galip de gelseler bu konuşmayı başındaki cümleyi değiştirerek yapacaktı onu bilemeyiz.

Neyse, oturup Galatasaray'ın içten içe nasıl kaynadığını, başkan-danışman-antrenör arasında nasıl derin bir kavga olduğunu, bastırılmış iç savaşlar, derin lise örgütü, takım içi huzursuzluklarından falan bahsetmeyeceğim. Benim bu konuşmada dikkatimi çeken bir paragraf var. Konuşmayı dinlerken kendimi neden Aykut Kocaman yerine koyduğumu anlayacaksınız. Aynen aktarıyorum.

'' Geleceğe bakarken önüme çıkarılan ve uğraşılmak zorunda bırakıldığım şeylerden artık çok sıkıldım ve yoruldum. Bi zahmet konsantrasyonumuzun bölünmediği bir ortam istiyorum. Bunu hem oyuncular hem de gerçek Galatasaraylılar istiyor.''

İster istemez aklımıza son 1.5 senedir yaşananlar geliyor. Fatih Terim haklı olabilir. Şimdi sıralayalım.

1. Galatasaraylı futbolcular ve Fatih Terim'in alın teri ve emek ile kazandıkları şampiyonluklarına siyasi ve hukuki yollardan kara çalındı. 3 Temmuz darbesi ile kulüplerinin başkanı ve yöneticileri haksız, hukuksuz öym zulmü ile esir alındı, 1 sene hapiste tutuldu. Bu süre zarfında Fatih Terim kulübü tek başına idare etti. Hem takımı motive etti, hem taktik verdi, ağabeylik yaptı, başkanlık yaptı, camiayı sırtladı ve tek başına bu kaos ortamında takımına ligin son maçına kadar şampiyonluk mücadelesi yaptırdı. Bu arada rakiplerinin ve sonradan Fenerbahçe'de görev verilerek ödüllendirilen maşaların jurnalcilikleriyle, uefa sopalarıyla, ha düştü ha düşürülecek korkutmalarıyla, medya manipülasyonlarıyla tek başına mücadele etti.

2. Planlı ve sürekli bir medya lincine maruz bırakıldı. İletişim özürlü ilan edildi, kaçak villa yaptırdığı haberleri manşetten girildi, transferlerden komisyon alındığı saatlerce canlı yayınlarda konuşuldu. Sürekli olarak başı önde, iki eli kafasının arasında fotoğrafları çekildi, büyük resimlerle gazete sayfalarını süsledi. Hizipçi, kıskanç, yüksek egolu, fırsatçı ve çıkarcı ilan edildi.

3. Tff, Mhk, Pfdk ve Tahkim kurulları sürekli olarak kulübünün aleyhine cezalar verdi. 6222 bildiğin Galatasaray yasası oldu. En ufak saha olayında sahaları defalarca kez kapatıldı, seyircisiz maçlar oynadı, Halbuki rakipleri bu yasalar ve cezalara 'sütten' muamelesi görüyordu. Fenerbahçe'nin sahası hiç kapanmadı mesela?

4. Tetikçi hakemler, çalınan puanlar, haksız yere kırmızı kartlar, montaj tükürükler, zorla yazdırılmış raporlar ve verilmeyen penaltılar hep Fatih Terim'in takımının başına geliyordu. Rakiplerinde kendini yerden yere atan futbolcuların penaltı kazanma sayıları bile Fatih Terim'in takımının penaltı kazanmasından daha fazlaydı. Hatta Galatasaray bilmem kaç haftadır penaltı da kazanamıyor sanırım. E Fatih Terim bunu kimseye açıklayamıyordu.

5. Üzerinde sürekli bir seyirci baskısı vardı. Hiç bir maç tribüne çağrılmadı, lehine bir tezahürat bile yapılmadı. Zaten en iyi futbolcusunu da kıskançlık uğruna gönderdiği zihinlere öyle bir kazındı ki tribünler en ufak olumsuz sonuçta ıslıklamaya, yuhalamaya ve istifaya davet etmeye hazır bekliyorlardı. Nitekim oldu da, Galatasaray'ın içinden yetişmiş, gol kralı olmuş, rekorlar kırmış ve tarihi şampiyonluklar kazanmış evladı tribünlerde istifaya davet edildi, ıslıklandı, yuhalandı.

Aslında liste uzundu ama bu kadarı yeterli. Şimdi bunları düşününce Fatih Terim haklı diyorum. Saha dışı etkenler ile motivasyonun bozulması, sürekli önüne çıkarılan ve uğraşmak zorunda bırakıldığı şeylerden çok sıkılmakta haklı. Futbolcularının da saha içine odaklanmak istediğini söylemekte de.

Ne de olsa Aykut Kocaman gibi rahat ve huzurlu bir çalışma ortamı yok.


8 comments:

  1. Cadikos dedi ki...

    Harika... yazı.

  2. Unknown dedi ki...

    Çok iyi

  3. Adsız dedi ki...

    Fatih Terim ile , Aykut KOCAMAN iki farklı galaksiye ait insanlardır… Fatih Terim başarı uğruna argo tabirle her haltı yiyecek cinsten biridir… Fairplay adına zerre nasibi olmayan bir adamdır… Bu dünya da iyi insanlar, dürüst insanlar, başarıya giden yolda her türlü makyevalistliği yapan insanlara göre daha az başarı kazanmış gözükebilirler… Lance Armstrong 7 kez fransa bisiklet turunu kazanmış, EFSANE bir sporcu olmuştu… Ancak BU ŞAMPİYONLUKLARIN tümünü DOPİNG yaparak kazandığı ortaya çıktı… Önceleri olayı saklasa da, kabul etmek istemese de, sonunda artık saklayamayacak boyuta gelince kabul etmek zorunda kaldı… Amerika da hala başarı için HER HALTI YİYENLERE karşı, DUR DİYEN VİCDANLI VE İNSAFLI DÜRÜST insanlar SAYISAL olarak bir hayli varlar… Ve bu insanlar LANCENİN yaptıklarını ortaya koyabildiler…

    Fatih Terim Başarı uğruna geçmişte ve şimdi bu ülkede yaptığı onca makyevalistlik ne zaman görülecek, ne zaman bu başarılar için yapılanlar ADİL OYUN ÇERÇVESİNDE değerlendirilip Tıpkı Lancenin gerçekte hak ettiğinin kendisine geçte olsa verilmesi gibi, Fatih Terime de ne zaman verilecek merak ediyorum… Bu ülkede vicdanlı ve insaflı sayısal çoğunluk yok galiba ??? Olsa idi kör gözümüze sokulur gibi yapılan bunca TERBİYESİZLİKTEN rahatsızlık duyulduğu en azından ortaya konulur idi… Futbolculuğu ve teknik adamlığı çirkinlik üstüne çirkinliklerle dolu olan bir insana bahşedilen onuru gördükçe, bu ülkedeki insanların AHLAK VE VİCDAN anlayışlarından ümidimi tümüyle keseli çok oldu… Fatih Terimle kazanmak uğruna Aykut Kocamanla kaybetmeye razıyım…

    Fatih terim kendisinden başkasını sevmeyen bencil ve egoistin tekidir… Galatasaray’ı sevmesi falanda palavradır… O başarıyı seven, narsistir… Başarıyı yakalayan kendi olursa ne ala… Başkası olursa hemen çamura yatar… NARSİSTLİK ile ilgili bazı özellikler ile yorumuma son vermek istiyorum… Patolojik narsisizmi olan kişiler dıştan bakıldığında kendini herkesten farklı, üstün gören ve kendisini beğenen, seven bir insan görünümü çiziyorlarsa da bu yalnız görünümdedir. Bu kişiler daha derinlerde kendilerini değersiz hisseden kişilerdir. Büyüklenmeci tavırlarının altında yatan da tam olarak budur. Patolojik narsisizmde şişirilmiş bir büyüklenmecilik vardır. Bu büyüklenmecilik abartılı, gerçekçi olmayan, içi boş, kendine güvenden yoksun, içsel ve dışsal destekten yoksun, biraz da tümgüçlüdür. Kişi bilinçdışı olarak özdeğerinden kuşku duyduğu için şişirilmiş bir özdeğere gereksinmektedir. Bu tür özdeğerlilik duygusu dışarıdan beslenmeye gereksinim duyar. Kendisini değersiz hisseden kişi, başkalarını değersizleştirerek bundan kurtulmaya çalışır. Kendisini sevmesi, kendisini değerli hissedebilmesi için karşıdakini değersizleştirme zorunluluğu hisseder. Bu tür narsisizm kişiyi eleştiriye aşırı duyarlı hale getirir; kendi değerlilik duygularını etkileyen her türlü etkiye (eleştirilme, küçük düşme, başarısızlık) duyarlıdırlar ve bu tür etkilere öfke ve depresyon ile tepki verirler.

    Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler her zaman ve her koşulda kendi önem ve değerlerine dair abartılı bir inanç içindedir. Bu kişiler her zaman haklı olduklarını düşünürler. Kendi hatalarının üstünü örtmek veya gündemden kaldırmak için diğer kişileri eleştirirler. Çoğu zaman bir yönleriyle dikkat çekici ve başarılıdırlar. Gösterdikleri aşırı özgüven derinlerindeki kırılgan benliklerini ve değersizlik duygularını gizleme çabasından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple değerli olma hissini çoğu zaman dışarıdan, kendilerine hayran olacak insanlar yoluyla kazanmaya ihtiyaç duyarlar. Narsistik kişiliğe sahip olmak kadar böyle bir kişiyle yaşamak da başlı başına bir problemdir. Her ne kadar kişilik bozukluğu olan kişi bilinçli olarak diğerine kötülük yapmak amacıyla davranmasa da davranışlarının diğeri üzerindeki etkisinin farkında değildir. Diğeriyle duygudaşlık kapasitesi yeterince gelişmemiştir.

  4. tufan dedi ki...

    basinin tacizini unutmussun, muhabirlerin surekli tacizkar, ukala, hadsiz sorulari ile karsilasti Fatih hocam. Hepsine de sukunetle, mantik cercevesinde, kendini kaybetmeden cevap vermeye calisti. Ama ote tarafta, Fenerbahce teknik direktorune hep al gulum ver gulum sorular, o da yetmezmis gibi muhabirleri tehdit etmesi, "onu cekme bunu cek" demesi, her turlu gozdagi vs. buna ragmen spor basini hep Fatih hocama yuklendi. hakli o da...

  5. gumgumok dedi ki...

    Bizim balık hafızalı taraftarın umrunda mı bunlar? Hocamız istifa etse bir güzel rahatlayacaklar. Çünkü dertleri, oynanan kötü futbolun nedenlerini bulup çözüm getirmek, futbol iklimini anlamak falan değil. Tek dertleri, yakışmadığını (!) düşündükleri hocanın gitmesi.

    Aslında bizdeki futbol ortamının tam karşılığı bir talep bu. Fatih Terim gibi bir kabadayı milliyetçi o yüzden 'imparator'dur.

  6. Sekhranikos dedi ki...

    3 yıllık tüm bu kötü futbol, sistemsizlik yavanlık, tüm bu ankaraspor, malatya, evveli ahiri tüm berbat kariyerin sebebi 3 temmuz. buzdağı olsa gerek.

    vay arkadaş afilli iki makale ile beyefendiyi akladınız. tamamdır.

  7. Adsız dedi ki...

    Tebrikler bu yazı için.

    Bu memleketin adalet uğramamış topraklarında bir gariban her gün dağın tepesine tekeri ite ite çıkaran yorulmuyor, binbir eleştiriye maruz kalıyor da ;

    yokuş aşağı tekeri itecek adam - hem de vergi affı, PFDK affı, akıtılan bunlarca para derken - ıkına ıkına yarım puanla şampiyon oluyor, "yoruluyorsa" herkes daha adil olmak adına vicdanlarını sorgulamak mecburiyetinde.

    bu "yorgunluk" bazılarımız için VICDAN YORGUNLUĞU halini almış vaziyette. Burada eleştirim Papazınçayırına da! Vicdanlı olmaktan, sabırlı olmaktan YORULMAYIN.

    1 senede 0 penaltı vs. 1 senede 15 penaltı. İyi hoş, bizimkiler ceza sahasına girmiyorlar diye eleştirelim de bu fark sadece bununla mı açıklanır?

    Papazınçayırı önemli bir misyon üstlendi, ama artık sadece skor isteyen bir hale büründü. Yorulma Papazınçayısı, bu kadar erken yılma. Skor gelir, skor gelmez - o ayrı, ama gerçekleri görmekten yorulma!

  8. lebovzki dedi ki...

    Zoraki yazmak, Aykut'u Fatih Terim üzerinden aklamaya çalışmak, eğreti "kocaman umutlarımız yaa" komiklikleri, beylik lafları, devrim tandanslı blog yazıları...hiç birisi aykut ve aziz'in bu kulübü koşarak terk edeceği güne kadar gerçek değil. Siz de bunun farkına varın da daha fazla aciz durumadüşmeyin

Yorum Gönder