24 Ağustos 2011
Anket: Play-Off Sistemi?
17 Kulüp tarafından benimsenen, TFF'den talep edilen ve Yıldırım Demirören ile Mehmet Ali Aydınlar tarafından duyurulan Play-off sistemini halka sorduk. "Sandıkları patlatalım" bakalım.
Devamı ...
18 Haziran 2011
Şiddet ve Suskunluk
Abdi İpekçi'de kazandığımız ilk final serisi maçından sonra özellikle bekledim, şiddete büsbütün karşı çıkan, şiddet uygulayanları da hayvan, barbar, ezik diye nitelemekten asla geri durmayacak objektif yazarlarımız, medyamız ne diyecek? Tıs yok. İlk maçın sonunda Oğuz Savaş'ın smacından sonra yaşanan olaylar, şampiyonluğumuz ile tekrarlandı, etrafa bakıyorum, sanki bunlar hiç olmamış. Sanki Fenerbahçeli Basketbolcular'ın üstüne bir ton madde atılmamış, Galatasaray taraftarı hiç saldırmamış. "Tatsız olaylar" parantezinde ciklet gibi çiğnenen boktan kelimelerle geçiştirilip gidiliyor. Öyle değil. Fenerbahçeli Basketbolculara Galatasaray taraftarı saldırdı, bugün Galatasaray yönetimi sahada yaşanan olaylar sebebiyle hala özür dilemiş değil, Galatasaray'ın bu olaylar sebebiyle bir ceza alıp almayacağını hala bilmiyoruz ve hiç kimsede de bir nedamet göremiyoruz.
Ünal Aysal'ı eleştirmek istemiyorum. Adnan Polat yönetimi yalnızca sportif alanda değil, bizzatihi kültürel alanda da bir dejenerasyonun mahfiliğini yaptı. Aysal yönetimine kalan miras en nihayetinde tek bir kadının hareketinden bütün takıma, Kinsey'e ve kadına saldıran bir taraftar güruhuna kol kanat gerip, Fenerbahçe'nin Efes maçındaki olaylarından bahseden, özür dilemekten de sonuna kadar imtina eden bir yönetim ahlakıydı. Böyle bir mirastan bir anda Aysal'ın özlemini çektiği medeni ilişkilere geçiş mümkün değil. Bunu da gördük, taraftarını azıcık medeni olmaya çağırdığında makaraya alınması karşısında yaşadığı çaresizlik kimsenin gözünde kaçabilecek gibi değil.
Ancak yeter. Karşı karşıya kaldığımız her branşta şiddetin dozajını bir kuple daha attırıp, fiili taarruza kadar giden, sahaya rakı şişesi atan, 17 yaş altı takımına tekme tokat saldıran, Basketbolcularımıza kaybettikleri her maçtan sonra bir takım maddeler atan bir taraftar güruhunun savunulması, kollanması, eylemlerinin sessizlikle karşılanması ve bahsedilmemesi iki yüzlülüğü mide bulandırıcı bir noktaya geldi.
Fenerbahçelilere uygulanan her türden şiddeti sükut ile karşılayıp meşrulaştıran bu anlayışın neyi ve kimi eleştirmeye hakkı var? Galatasaray ideolojisinin büyük ötekisi olarak ilan edilip, her türden nefret söylemi ve eyleminin bu söylemde meşrulaştığı bir ortamda, aklını kaybetmiş "ezeli rakip" ve onun taraftarlarının kendilerine bir çeki düzen vermeleri gerekmiyor mu? Şu olaylar Fenerbahçe - Efes maçından sonra olsa, Efesliler sahayı böyle terketse hayvandan başlayıp, barbara uzanan bir çizgide kelimelerini sayfalara döktürecek olanların kalplerinde gizli saklı olanın, şiddet değil Fenerbahçe karşıtlığı olduğunu anlamayacak kadar salak değiliz hiç birimiz.
Fenerbahçe ile karşılaştığı her branş ve mekanda yenilmekten kurtulamayan, karşısına çıkan çubuklu forma olduğunda umutlarını önce "yenilmez armada", "2000 ruhu" gibi hamasete bulayıp, beklentisi gerçekleşmeyince çirkef bir çocuk gibi ancak fiili şiddetle yaşadığı buhranı gösterebilen bir taraftar güruhunun psikolojisinin sağlıklı olduğunu söylemek kimse için kolay değil. Ancak aşağıdaki resimlere bakıldığında, "artık yeter" demek de zorunlu hale geliyor. Bunun sonu ne zaman gelecek? Bir Fenerbahçeli sporcu ölünce veya bizzatihi darp edilince mi "sınırı aştılar" diyeceğiz? Kendi takımının ve kendisini ait hissettiği taraftar güruhunun şiddet eylemleri karşısında istikrarlı bir şekilde suskunluğu, konuşmamayı seçenlerin "bu da fazla oldu" diyeceği sınır neresi?
Bizim bu sınırın aşılmasını bekleyecek sabrımız yok. Basketbol Federasyonu ağır, çok ağır bir ceza vermek zorunda. Galatasaray yönetimi acilen bir özür mesajı yayınlamalı. Kendi evlerinde, kendi taraftarları, sadece Galatasaray yenildiği için o anın psikolojisiyle saldırabiliyorsa, bu eşik bu kadar kolay aşılıyorsa bunun da bir karşılığı olmalı. Biz sporcularımızı sokaktan toplamadık.
Ünal Aysal, "Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarının birlikte maç izlemesini istiyorum" diyordu. Bu medeni isteğe katılmamak mümkün değil. Ancak taraftar yapısı ve davranışları bu dileğin çok uzağında olduğumuzu gösteriyor. O kadarına gerek yok, Galatasaray taraftarı her yenilgisinde saldırmayacak kadar medeni olsun kafi, biz idare ederiz.
Devamı ...
7 Nisan 2009
Vamos Bien
Play off lara takımlarımız gayet iyi başladı. Artık neredeyse her güne bir branşta maç düşen takvim dönemine girdik. Geçen hafta takımlarımız ne yaptı bu hafta bizi neler bekliyor bir bakalım. Öncelik basketbolda.
BAYAN BASKETBOL: Beklenildiği gibi Ted Kayseri’yi 2 maçta geçtik ve 3-0 la seriyi noktaladık. Yarı finalde Beşiktaş’ı 3-0 la geçen Galatasaray’la oynayacağız. Çeyrek finalin bitimiyle yarı finalin arasında kaç gün var dersiniz peki. 2 haftadan fazla. Hakikaten bu fikstür yapanları merak ediyorum hangi akla hizmet play-off ta ilk tur maçlarını oynatıp araya Türkiye Kupası koyabiliyorlar akıl alır gibi değil. 12-14 Nisan tarihleri arasındaki Türkiye Kupası 8 ‘li finallerinin ardından muhtemelen 3 gün sonra Galatasaray serisi başlayacak. Kupadaki ilk rakibimiz Beşiktaş. Bu kupayı son 6 yıldır kazanıyoruz ve umarım tekrar kazanırız. Beşiktaş’ın yabancıları birer birer ülkesine döndü çok zorlanacağımızı sanmıyorum kupadaki çeyrek finalde. Galatasaray’la play-off yarı final serisi son derece zorlu geçecek. Avrupa kupasındaki finali ve hatta belki de şampiyonluk Galatasaray’a muhtemelen bir özgüven kazandıracaktır. Bu arada bir kez daha hatırlatalım. Avrupa’daki 2. sınıf kupaları kazandıktan sonra şu “Avrupa Şampiyonu “ lafını kullanmayın artık bir zahmet. Galatasaray Avrupa Şampiyonu diye yazarsanız bu hafta Euroleague’i kazanan Spartak Moskova’ya ne diyeceğiz.
Arkas’ın Challange Cup şampiyonluğu da yine güzide basınımızda Avrupa Şampiyonu diye taçlandırıldı bu hafta sonu oynanan Erkekler Şampiyonlar Ligi final-fourunu oynayan takımlar boşuna çırpındı demek ki Arkas Avrupa Şampiyonu olduğuna göre. Neyse dönelim Galatasaray serisine bu seride 1-0 önde olmanın ve saha avantajını elinde bulundurmanın faydasını göreceğiz. Özellikle ilk maçı alıp seriyi 2-0’ a getirirsek Galatasaray’ın bizi 3 maç üst üste yenmesi mucize olur. Taraftar zaten gerekeni yapıp salonu dolduracaktır. Kazanma alışkanlığına fazlasıyla sahip bir takımız ve bir kez daha şampiyon olabiliriz.
ERKEK VOLEYBOL: Daha önceki yazıda da belirtmiştim voleybol takımlarımızın sağı solu belli olmuyor diye.Ligi zar zor beşinci bitirip play-off un ilk turunda güçlü Halkbank’ı iki maçta da rahat rahat yenip yarı finale çıktık. Normal sezondaki iki maçı da kaybetmiştik halbuki. Özellikle Billings ve Coskoviç müthiş katkı vermeye başladılar play-offla birlikte. Aslan’da iyi oynayınca ve bloklarımızda devreye girince kolay kazandık ve yarı finalde Arkas ‘a rakip olduk. Arkas- Fenerbahçe maçları da artık futboldaki Galatasaray,basketboldaki Efes maçları gibi bir “el classico” olmaya başladı ve burda da dominant taraf hem futbol hem baskerboldaki gibi biz oluyoruz yavaş yavaş. Geçen sene hem kupada hem ligde yendiğimiz Arkas’ı İzmir’deki ilk maçta yine yenmeyi başardık. Bu sene Challange Kupası’nın kazanan, ligi birinci bitirmeyi neredeyse garantileyene kadar namağlup olan Arkas’ı kendi evinde yenip seride 1-0 öne geçip saha avantajını İstanbul’a taşıdık. Maçta olanları hakemlerin tuhaf kararlarını atlamamak lazım. Önce bize verip daha sonra Arkas’a verilen sayılar,4. sette 11-11 ken Billings’in çok açık bir şekilde içeri düşen topuna verilen aut kararı ve arka arkaya bizim oyunculara çıkarılan iki sarı kart ve tüm bunlara rağmen 5. sette son derece soğukkanlı kalabilen ve rahat bir şekilde maçı alan takımı ayakta alkışlamak lazım. Seride 2. maç bugün 18:00’de. Taraftar ilk maçta hakem kararlarına epey bir sinirlenip gaza geldi umarım bu maç dolu olur salon, maç saatinin erken olması problem yaratacak ama yine de salonun doldurulmaması için mazeret değil. Kapasitesini ortaya koyduğu zaman Fenerbahçe bu ligin en iyi takımı, Arkas’tan da daha iyi olduğumuzu gösterdik zaten ilk maçta. Billings ve Fatih’e nazar değmemesini umut ediyorum. Böyle devam edersek 3-0 la geçeceğiz bu seriyi.
BAYAN VOLEYBOL. İlk turu gayet kolay bir şekilde 3-1 lik iki maçla geçtik. İki maçta da 3. setleri verdik. Biraz farklı bir set kazanınca takımda oluşan rehavet tedirgin edici. Rakibimiz yüzde 99 Vakıfbank olacak derken ligi lider bitren Vakıfbank, ligi sekizinci sırada bitirip son anda play-off a kalan Galatasaray’a elendi. Açıkcası yıllardır basketbol ve voleybol takip eden birisi olarak şimdiye kadar tanık olduğum en şaşırtıcı sonuç. Oynanan üç maç da 3-2 bitti ve ikisini kazanan Galatasaray yarı finalde rakibimiz oldu. Öncelikle Galatasaray’lı bayanları tebrik edelim büyük iş başardılar voleybolun geleceği adına da son derece olumlu bir sonuç, kadroya Neslihan’ı Grün’ü Nikoliç’i toplasanız da ruh vermediğiniz zaman bir işe yaramıyor demek ki. Hem basketbolda hem voleybolda iki Galatasaray serisi bizi bekliyor. Seyirci açısından yine bir problem yaşamayacağız,söz konusu Galatasaray maçları olunca o açıdan bir sıkıntı olmaz. Bu sene normal sezondaki iki Galatasaray maçını kazandık. Vakıfbank’ı eledikleri için hafife alma gibi bir durumumuz da olmayacaktır 3-1 geçeceğimizi düşünüyorum bu seriyi ve finalde Telekom-Eczacı serisinin galibini beklemeye başlarız. Eczacıbaşı’nın final –four’daki feci performansı onların da kesinlikle yenilmez bir takım olmadıklarını gösteriyor. Ben rakip olarak Telekom’u tercih ederim seçme şansım olsa ama bakalım göreceğiz neler olacak.
Son bir uyarı: Perşembe günü Euroleague çeyrek final beşinci maçı var Barceleno- Tau. Basketbolun nasıl muhteşem bir spor olduğunu bir kez daha hatırlamak isteyenleri ekran başına çağıralım. “Basketbola Abd’de tapılıyor olabilir ama gerçek basketbol Avrupa’da oynanıyor.”
Devamı ...